
Borsa okur-yazarlığı eğitmeni Arif Ünver, temettünün yasal düzenleme ile mecbur hale getirilmesi gerektiğini belirtti.***
İSTANBUL
Borsa okur-yazarlığı eğitmeni Arif Ünver, sermaye piyasası ve verdiği eğitimlere ilişkin görüşlerini, AA muhabiri ile paylaştı.
Yatırımcı açısından en önemli konunun temettü olduğunun altını çizen Ünver, şu görüşleri paylaştı:
''Temettü konusunun ön plana çıkartılması önemli. 'Halka arz seferberliği' deniyor. Şirketlere sıfır maliyetli finansman olanağı sağlanıyor. Burada yatırımcı güveniyor, şirketler sıfır maliyetle yatırımcının parasını alıyor. Yatırımcı, 'şirket para kazansın, kazandığını bizimle paylaşsın' diyor. Yatırımcılar hisse senedini alıyor, aradan zaman geçiyor ancak temettü alamıyor. Bunun karşılığını vermiyorsunuz. Bu davranış, basiretli iş adamı olmayı teyit etmiyor. Halka açıklık oranı yüzde 50'nin altında olunca genel kurullarda temettü önerildiğinde küçük yatırımcının oy hakkı karar aldırmaya yetmiyor. Aile şirketi misin yoksa halka açık şirket mi? Buna gerçekten karar vermek gerekiyor. Bir taraf bilinçlendirilmeye çalışılıyor ama öbür taraf etik olmaya davet edilmiyor. Temettünün yasal düzenleme ile mecbur hale getirilmesi gerekir. Türkiye'de para çok. Borsada kimseyi bilinçlendirmeye gerek yok. Tasarrufu özendirmek için cazip bir şeylerin sunulması gerekir. Temettü işinin düzene sokulması gerekiyor. Bu olmazsa olmaz.''
Temettü sorunundan dolayı yatırımcının şu dönemde bilinçlendirilmesinin yatırımcı sayısını azaltacağını öne süren Ünver, ''Bilinçli yatırımcı seferberliği şu anda Türk sermaye piyasasına gelen yatırımcı sayısını azaltır. Bilinçli, her şeye hakim olan yatırımcı mevcut haliyle bu piyasaya gelir mi? Temettü olmadan neden gelsin? Yabancı yatırımcıların ağırlıklı takasları temettü veren firmalardır. Temettü vermeyen hissede zaten yabancı takası göremezsiniz'' dedi.
Türk yatırımcısını temettüden sonra en fazla mağdur eden ikinci konunun ise bedelli sermaye artırımı olduğunu anlatan Ünver,''Burada etik olmayan finansal mühendislik yaklaşımları var. Bedelli sermaye artırımı dünyada iş yapan firmalarda makbul bir şeydir. Çünkü şirket büyüme hamlesi yapmak üzeredir. Sıfır maliyetli paraya ihtiyacı vardır bunu ortaklardan temin eder. Bir hamle yapar, ticareti büyütür karı da sizinle paylaşır. Türkiye'de bakıyorsunuz her yıl sürekli bedelli sermaye artırımı yapıyor. Ne şirkette bir büyüme var, ne bir şey var... Sürekli şirketlerin lehine, yatırımcı ne olacak? O zaman sermaye piyasası amacını yitiriyor'' diye konuştu.
Türk yatırımcının en büyük eksiği-
Arif Ünver, Türk yatırımcısının özelliklerine ilişkin olarak ise şu gözlemlerini paylaştı:
''Türk yatırımcısının en büyük eksiği, trafikte ne ise borsada da o. Sabırsız, bir an önce para kazanmak istiyor. 3 günde kazanıp çıkayım... Böyle bir şey yok. Eğitimlerde öncelikle bir profil belirliyoruz. Yatırımcı profil ve psikolojisine göre önce insanları konumlandırıyorum. Çünkü 20 yaşında bir insan ile 50 yaşında bir insanın risk algısı aynı olmamalı. Eğitim düzeyine, cinsiyete göre sosyal düzeyinize göre bunların hepsi derin konular. Örneğin, ben bekarım hisse senedi aldım, zarar ettim, sadece ben etkilenirim. Evliysem, eşim ve ben zarar görürüm. Bu konumlandırmayı yaptıktan sonra gerisi kolay zaten. 20 yaşında genç üniversite öğrencisi teknik analiz kullanabilir kısa vadeli işlemler yapabilir. Çünkü olası terslikleri telafi etmek için normal şartlarda önünde yılları var. Ama 40-50 yaşlarında biri için aynı şey söz konusu değil.''
Borsanın prim ve temettü olmak üzere iki getirisi olduğunu hatırlatan Ünver, anlık alım satanların yatırımcı kabul edilemeyeceğini, bunların borsa spekülatörleri olduğunu anlattı. Ünver, ''Spekülasyon yapılmaya çalışılır. Genelde ters gider ve bu spekülatörler mecburi yatırımcı haline dönüşür. Başarısız spekülasyon insanı yatırımcı yapar'' dedi.
Borsa panik ataklara uygun değil
Arif Ünver, borsada işlem yapma isteğinin, kişilerin karakteriyle de ilgili olduğunu gözlemlediğini anlatarak, ''Yaptığının bazen yanlış olduğunu bilerek kendini durduramayanlar var. Kimi insan panik atak, bu iş panik ataklara uygun değil. Daha duygusal oldukları için kadınların borsada bazen sağlıklı hareket edemediklerini gördüm'' dedi.
Borsa yatırımcısını ''etken'' ve ''edilgen'' olarak sınıflandırılabileceğini belirten Ünver, ''Etken yatırımcı hiçbir şeyden etkilenmez, analitiktir. Kendi kararlarını kendisi verir. Edilgen yatırımcı ise sürü psikolojisiyle hareket eder, yazılı ve görsel medyada yorumcuların fikirleriyle hareket eder. Etken yatırımcı sayısı ne kadar artarsa, Türk borsası o kadar gelişir'' dedi.