Belgin Yakışan
30 Kasım 2017•Güncelleme: 30 Kasım 2017
İSTANBUL
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Kasım 2017 dönemine ilişkin Finansal İstikrar Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı.
Raporda, küresel iktisadi faaliyette gözlenen canlanmanın Mayıs 2017'deki Finansal İstikrar Raporu'ndan bu yana devam ettiği belirtildi.
Yurt içinde kamu maliyesi teşvikleri ve destekleriyle birlikte uygulanan makroihtiyati politikalar sonucu kredi büyümesinin geçmiş yıllara göre güçlü bir seyir izlediği ve iktisadi faaliyetin hız kazandığı ifade edilen raporda, açıklanan verilerin, iktisadi faaliyetteki güçlü seyrin üçüncü çeyrekte de devam ettiğine işaret ettiği vurgulandı.
Raporda, yılın üçüncü çeyreğinde, öne çekilen firma kredi talebindeki normalleşmenin ve Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli kredilerde limitlere yaklaşılmış olmasının bir sonucu olarak kredi büyümesinin tarihsel ortalamasına yakınsadığı ve bu seviyelerde istikrar kazandığı bildirildi.
"Bankacılık sektörünün aktif kalitesi güçlü seyretmekte"
Raporda, bankacılık sektörünün olası şoklara karşı güçlü likidite pozisyonunu koruduğu, bankaların TCMB'de Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) kapsamında bulundurduğu altın ve döviz cinsi likit varlıklarının son dönemde arttığı belirtildi.
Sektörün fon kaynaklarının önemli bir kısmının çekirdek yükümlülüklerden oluştuğu, gerek çekirdek yükümlülüklerin gerekse yurt içi diğer kaynakların yabancı kaynaklar içindeki payının artmasının derinleşen yurt içi piyasalara işaret ettiği bildirilen raporda, bankaların çekirdek dışı yükümlülük vadelerinin yüksek seviyedeki seyrinin de uluslararası piyasalarda yaşanabilecek olası şoklara karşı sektörün direncini artırdığı vurgulandı.
Raporda, son dönemde artan kredi büyümesine karşın, güçlü seyreden mevduat artışının, bankalara likidite pozisyonlarını koruyucu ek imkan sunmakta ve kredi arzını desteklemekte olduğu ifade edildi.
Böylelikle bankaların kredi ve mevduatta gözlenen hareketlere bağlı olarak önemli bir fonlama kısıtıyla karşılaşmadığı kredi büyümesini büyük ölçüde çekirdek yükümlülüklerle karşıladığı kaydedilen raporda, "Bankacılık sektörünün aktif kalitesi güçlü seyretmektedir. Kredi kanalının canlanması ve iktisadi faaliyetin hız kazanmasıyla son rapor dönemine kıyasla tahsili gecikmiş alacakların dönem içi ilaveleri ve aktiften silinenler azalarak, dönem içi tahsilatlar ise artarak aktif kalitesinin korunmasına katkı sağlamıştır. Mali destek politikalarının daha yoğun olarak uygulandığı dönemde artan KOBİ kredilerine bağlı olarak KOBİ TGA oranlarında azalma görülmüştür. TGA oranları sektörel ve para birimi bazında farklılık gösterse de, firmalar kesiminin büyüklük bakımından önemli bir kısmını temsil eden sektörlerde TGA'lar yatay seyretmiştir." değerlendirmesi yapıldı.
"Bankacılık sektörü karlılığı güçlü seviyesini korudu"
Finansal İstikrar Raporu'nda bankacılık sektörü kârlılığının, bu yılın ikinci çeyreğinden itibaren sınırlı bir gerileme göstermekle birlikte güçlü seviyesini koruduğu ifade edildi.
Bu gerilemenin esas itibarıyla 2016 yılındaki tek seferlik gelir etkisinin kaybolması ve TL kredi talebini karşılama amacıyla gerçekleştirilen para takası işlem maliyetlerinden kaynaklandığı belirtilen raporda, sektörün kârlılığının, yakın dönemde sunulan kredilerin büyük bir bölümünün KGF kefaleti altında verilmesi ve kurdaki dengelenme gibi nedenlerle yüksek seviyelerde gerçekleştiği ve bu durumun sermaye yeterlilik rasyolarında (SYR) belirgin bir artışla sonuçlandığı bildirildi.
Raporda, bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısını koruduğuna işaret edildi.
Gelecek dönemde finans sektöründe kurumlar vergisi oranlarında yapılan değişikliğin ise bankacılık sektörü SYR'sine etkisinin sınırlı olmasının beklendiği kaydedilen raporda, şu görüşler paylaşıldı:
"Küresel ekonomi ve finansal piyasalardaki olumlu görünümün yanı sıra önümüzdeki döneme ilişkin riskler de gündemde yerini korumaktadır. Gelişmiş ülkelerde para politikasının seyri, küresel jeopolitik riskler ve Avro Bölgesi genelindeki siyasi gelişmeler finansal sistem için olası kırılganlık unsurları arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, Türk bankacılık sektörünün güçlü sermaye tabanı, istikrarlı aktif kalitesi ve yeterli likit varlık düzeyi sayesinde söz konusu risklere karşı dayanıklılığını sürdüreceği değerlendirilmektedir."
Muhabir: Murat Birinci