Dolar
43.04
Euro
50.14
Altın
4,509.95
ETH/USDT
3,080.00
BTC/USDT
90,402.00
BIST 100
12,200.95
Ekonomi

Borsa yılın ilk haftasına rekorlarla girdi

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, yurt içinde makroekonomik verilerin olumlu sinyaller vermesi ve Türkiye'nin borçlanma maliyetlerinin azalmasının destek vermesiyle yeni yılın ilk haftasına rekorlarla girdi.

Burhan Sansarlıoğlu  | 10.01.2026 - Güncelleme : 10.01.2026
Borsa yılın ilk haftasına rekorlarla girdi

İstanbul

Yıla 11.296,52 puandan başlayan BIST 100 endeksi, yılın ilk işlem haftasında rekor tazeledi. BIST 100 endeksi, geçen hafta finansal kiralama faktoring sektörü öncülüğünde yüzde 6,11 artarak 12.200,95 puanla rekor seviyeden kapandı.

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentilerin güçlü kalması, teknoloji ve yapay zeka şirketlerine dair "yüksek değerleme" endişelerindeki azalma ve petrol fiyatlarındaki gerilemenin dünya genelinde halihazırda devam eden enflasyonla mücadeleye destek vereceğine ilişkin beklentilerle pozitif seyrediyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Söz konusu gelişmelerin olumlu etkileri yurt içi piyasalarda da hissedilirken, ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca (TCMB) yürütülen para politikasının pozitif etkileri makroekonomik verilerde görüldü.

Türkiye'de aralık ayında enflasyon yüzde 0,89 ile beklentilerin altında geldi. Enflasyon yıllık bazda ise yüzde 30,89 ile 49 ayın en düşük seviyesine geriledi. Enflasyonun 49 ayın en düşük seviyesine gerilemesiyle TCMB'nin faiz indirimlerine gideceğine ilişkin beklentilerin güçlenmesi de borsadaki rallide etkili oldu.

Bu gelişmelere ek olarak, bölgesel gerilimlerde azalma eğilimi ve Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki güçlü duruşu, yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklara talebini artırırken, ülkenin borçlanma maliyetleri de geriliyor.

Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 204,5 baz puana inerek Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Bu arada, Türkiye'nin cari işlemler hesabı, ekimde 457 milyon dolar fazla verdi. Cari dengenin ekimde de fazla vermesiyle birlikte, cari işlemler hesabı üst üste dördüncü ayda da pozitif seyrini sürdürdü. Temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarını kapsayan 4 aylık dönemde toplam cari fazla 8 milyar 653 milyon dolara ulaştı.

Stratejist Cüneyt Paksoy, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Borsa İstanbul'un 2026'nın ilk günlerinde TL bazı rekor seviyelere ulaştığını vurguladı.

Borsa İstanbul için 2025 senesinin ciddi bir sıkışma yaşanan bir dönem olduğunu ifade eden Paksoy, bu dönemde sadece belli sayıda hissenin endeksin üzerinde getiri sağlayabildiğini ve değer yatırımcısının hem enflasyon karşısında, hem de başta altın olmak üzere diğer getiri araçları karşısında, reel anlamda ciddi kayıp yaşadığını aktardı.

Paksoy, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2026 yılı borsa için artık yaraların sarılma zamanı olarak görülmeli. Çünkü uygulanan ekonomik politikanın özellikle bilançolar üzerinde getirdiği baskının kademe kademe normalleşmesini bekleyeceğimiz bir döneme girdik. Dezenflasyon süreci devam ediyor. Merkez Bankasının uyguladığı sıkı para politikasının ve Hazine ve Maliye Bakanlığının uyguladığı politikaların bir sonucu olarak enflasyonda kademe kademe artık yüzde 30'ların altını görme sürecinin netleşmesi ve nisan, mayıs, hazirana kadar baz etkisiyle enflasyonun yüzde 25-26 seviyelerine kadar geri çekilme ihtimali Merkez Bankasının politika faizini de daha aşağılara çekme kabiliyetini getirdi."

Borsanın yolu uzun olacak

CDS'in 200 seviyelerine geldiğini ve daha da aşağı seviyelere inebileceğini belirten Paksoy, Merkez Bankası rezervlerinin yeterliliğinin artık sorgulanmaktan çıkması, ödemeler dengesine kısa orta vade adına riskleri ciddi şekilde azalması, Türkiye'nin kredi notunun da özellikle önümüzdeki ilk değerlendirmede güncelleme ihtimalini getirmesinin bardağın dolu tarafını oluşturduğunu ve bunların artık kademe kademe fiyatlanmaya başlayacağını söyledi.

Paksoy, borsanın önümüzdeki dönemde yolunun uzun olacağını ifade etti. Ancak 2026 yılının, borsaya temkinli bir iyimserlikle yaklaşılan bir dönem olacağını belirten Paksoy, bu süreçte risk yönetiminin en üst düzeyde uygulanacağı şekilde strateji belirlemenin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Burada tabii gözümüz gösterge tahvilde olacak özellikle. Yabancı giriş orada aktifti ve biz ilk defa uzun bir süre sonra gösterge tahvilde 40'ın altında 36'lara geldik. Bu önemli uzun vadeli tahvilde de 30'ların altında 29'lara geldik. Bu da özellikle kredi kompozisyonunun da ilerideki dönem rahatlaması, reel sektörün üretim motivasyonunun korunması ve güçlenmesi adına önemli olacaktır. Zaten tahvil tarafında geri çekimler bankacılık hisselerine alım getiriyor. Bu da önemli."

Paksoy, "Yani bankacılık hisseleri TL bazlı bazı rekor kırdı. Bu durum Borsa İstanbul'da rekorun kırılmasında önemli oldu. Tabii holding başta olmak üzere diğer önemli sektörlerin de katkısı var ama gözümüz tahvil tarafına bağlı bir şekilde lokomotif olarak bankacılık endeksinde olacak ve bu dönemde genele bir yayılma da bekliyoruz." yorumunu yaptı.

"Fiyatlamalarda yapısal reformlar önemli"

Paksoy, hisse seçiminin de çok önemli olacağını belirterek, daha çok BIST 30, BIST 50 ve BIST 100 içindeki hisselerin ağırlıklı performans göstereceği bir döneme girileceğini ifade etti.

Borsada fiyatlanacak olumlu etkenlere değinen Paksoy, burada ilk sırada yapısal reformların geldiğini vurguladı.

"Cumhurbaşkanımızın birçok kere dile getirdiği, Hazine ve Maliye Bakanımızın, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın da belirttiği gibi 2026'nın reform yılı, yapısal dönüşüm yılı olma süreci çok önemli. Çünkü Merkez Bankası politikalarıyla ya da sıkı para politikası, enflasyonda bir yere kadar geliyorsunuz. " diyen Paksoy, şunlara dikkati çekti:

"Bir noktadan sonra daha da ileriye götürmek ve enflasyonda, o katı kısım dediğimiz kira, konut, hizmet sektörü, gıda, eğitim gibi alanların üstesinden gelebilecek bir süreci getirmek ve üretim motivasyonunu hem büyümeye hem de katma değerli üretime geçip kalkınmaya dönüştürecek yapısal reform adımlarını atarsak bu yabancı sermayenin Türkiye'ye daha çok hem doğrudan hem portföy yönetimi olarak gelmesini sağlayacak. Bu da çok önemli. Onun için o tarafı da çok önemsiyoruz. Piyasa bu yapısal reform sürecini yakından izleyecek."

ABD-Türkiye ilişkilerinde ilerleme kaydedilmesinin olumlu fiyatlanacağı öngösüründe bulunan Paksoy, "Son dönemde uygulanan özellikle Cumhurbaşkanının uyguladığı siyasal sürecin hem doğuya hem batıya açık eksenli olmasının ve son dönem stratejik olarak atılan adımların karşılığının önümüzdeki dönem savunma sanayinde, enerjide olduğu gibi birçok alanda görülme ihtimalleri elimizi güçlendiriyor. Bütün bunların fiyatlanması kademe kademe mümkün olacak." ifadelerini kullandı.

Doğru hisse ve sektör seçimi önemi

Paksoy, 2026 yılının borsada ciddi kazanımlar sunabilecek bir dönem olabileceğini ancak bunun doğru sektör ve doğru hisse seçimiyle mümkün olacağının altını çizdi. Özellikle BIST 30, BIST 50, BIST 100 ve diğer endekslerde de hikayesi güçlü olan şirketlere konsantre olmanın iyi bir portföy yönetimi, iyi bir risk yönetimi açısından çok önemli olacağını aktaran Paksoy, teknik açıdan bakıkldığında ilk hedefin 12.300 üzerinde 13.000-13.500 puan seviyeleri, daha sonraki direnç hedefinin de yıl sonuna kadarki süreçte 15.000-17.000 bandı olacağını söyledi.

Paksoy, 10.500-10.800 puanın kısa vadeli destek seviyeleri olabileceğini ancak yüksek borsada yüksek momentumun korunması adına 10.000 puan seviyelerinin altına düşülmemesi gerektiğini vurguladı.

BIST 100 endeksinin dolar bazlı 271'in üzerine çıktığını ve bunun önem arz ettiğini belirten Paksoy, yabancı yatırımcının risk iştahının bulunduğunu ifade etti.

Paksoy, BIST 100 endeksinde dolar bazlı 285 puanın önemli bir direnç seviyesi olduğunu belirterek, bu seviyenin aşılması halinde ilk etapta endeksin 320 puana kadar yükselebileceğini ifade etti.

Borsada sanayi sektörünün, Merkez Bankasının olası faiz indirimlerine bağlı olarak harekete geçeceği öngörüsünde bulunan Paksoy, şu “Uygulanacak adımların, sosyal konut ve diğer projeler aracılığıyla taş ve toprak sektörlerinden başlayarak metal ana sanayi ve diğer alanlara yayılma ihtimali, önümüzdeki dönemin önemli katalizörleri arasında yer alacaktır.” dedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın
bannerpartial1
bannerpartial2