04 Mart 2016•Güncelleme: 04 Mart 2016
İSTANBUL - EMİN İLERİ
Öldürülen Suriyeli Kürt siyasetçi Mişel Temo'nun kardeşi ve Geleceğin Partisi (Şepela Peşeroje) Dış İlişkiler Sorumlusu Abdülhamit Temo, "Suriye'de kantonlar rejimin elinde, tüm kantonları rejim yönetiyor, PYD formalitedir" dedi.
Temo, Suriye'deki olaylar ve ülkedeki örgütlerle ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, El Nusra ve DAEŞ liderlerinin daha önce rejimin zindanlarında olduğunu ancak rejimin muhaliflere saldırtmak için bu kişileri serbest bıraktığını söyledi.
Rejimin terör örgütü DAEŞ’ten önce Nusra kartını kullandığını daha sonra ise bu örgütü piyasaya sürdüğünü ifade eden Temo, şöyle konuştu:
"Suriye devrimi başlayıp gün geçtikçe muhalifler güçlendi. Bunu gören rejim, genel bir af çıkarıp bu Nusra, DAEŞ gibi örgüt liderlerini ve üyelerini serbest bıraktı. Amacı ise meşru ve güçlü muhalif bloku dağıtıp, Suriye halkının demokrasi ve özgürlük isteğini terörist örgütlerle manipüle etmek. Demokratik, medeni mücadeleyi, mezhep savaşına çevirip İran ve Rusya gibi devletlerin de Suriye’ye müdahale etmesi için de bir gerekçe oluşturuldu. Rejimin amacı, demokratik, medeni muhalefet karşısında, Nusra ve DAEŞ bahanesiyle 'İslamcı terör' söylemiyle kendini meşru kılmaya çalışmak.
"Rejim, PYD'ye 'muhalif Kürtlerle savaşsın' diye destek verdi"
Abdülhamit Temo, PYD’nin bu kadar güçlenmesini rejimin istediğini belirterek, "Özellikle 2012’deki rejim çok ciddi bir şekilde PYD'ye destek vermeye başladı. PYD ise o zaman bu desteği 'Rojava devrimi' diye pazarladı. Rejim, PYD’ye destek vererek, muhalefetle birlikte hareket eden diğer Kürt partilerine karşı savaşsın istedi. Rejim Kürtlere karşı bir cephe açıp savaşmak yerine PYD’yi kullandı. PYD rejim adına muhalif Kürtlere karşı savaştı" değerlendirmesini yaptı.
Rejimin diğer amacının da Kuzey Suriye'de bulunan petrollerin PYD eliyle sağlama alınması olduğunu kaydeden Temo, "Bu petrolden kazanılan paranın yüzde 60’ı rejim, yüzde 40’nı ise PYD alıyordu. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kurulduktan sonra da rejimin payı değişmedi, yine yüzde 60’ı alıyor. PYD yüzde 20, SDG’nin içindeki Araplar yüzde 10, yine SDG içindeki gayrimüslimler ise yüzde 10 petrol gelirini alıyor" dedi.
"PYD değil PKK demek lazım"
Temo, PYD tarafından ilan edilen üç kantonun rejimin denetiminde olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye'deki kantonlar rejimin elinde, tüm kantonları rejim yönetiyor, PYD formalitedir. Onun yönetiminde değil. Kamışlı ve Haseke’de rejim tüm mevcudiyetiyle orada. PYD başından beri yalan söylüyor. 'Rejimle hareket etmiyoruz' diyordu. Oysa muhaberat ve rejim askerleri, şimdi de Afrin’e yerleşti. PYD eskiden saklardı rejimin Suriye Kürdistanında bulunduğunu şimdi ise rejim her yerde. Hala kantonlarda çalışan tüm devlet görevlilerin maaşlarını rejim ödüyor."
PKK'nın en başından bu yana Şam yönetimi ile arasının iyi olduğunu söyleyen Temo, PYD'nin sadece göz önünde olduğunu aslında her şeyi Kandil'den gelen PKK kadrolarının organize ettiğini anlattı.
Salih Müslim ve diğer siyasilerin figüran olduğunu, asıl karar vericinin PKK olduğunu vurgulayan Temo, "Aslında PYD değil PKK demek lazım. Zira Kandil’den gelen PKK’lılar organize ediyor her şeyi ve PKK'nın başından beri Şam yönetimiyle arası iyi. Öcalan’ın yıllarca Suriye’de kalması Hafız Esed’den Beşşar Esed’e kadar aralarında bir birliktelik vardı. Öcalan tutuklandıktan sonra, rejim Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirdi ve tüm PKK ve ona bağlı birimleri Suriye’den kovdu. Devrim başladığı zaman, rejim tekrar PKK’ya ihtiyaç duydu ve onları oraya çağırdı. Salih Müslim ve diğer siyasi isimler figürandır. Asıl aktörler Kandil’den gelen PKK’lılardır. Suriye Kürdistanında karar veren PKK kadrolarıdır" diye konuştu.
"Türkiye'nin müdahale hakkı var"
Temo, Azez-Halep hattında yaşanan son olayların amacının, İran'ın Şii milisleri ve rejimin oraya yerleşmek istemesi olduğuna dikkati çekti.
Söylendiği gibi o hatta DAEŞ ve El Nusra'nın bulunmadığını, muhaliflerin bölgesi olduğunu ifade eden Temo, "PYD, İran ve rejimle birlikte bu bölgeye saldırdı, bu bölgeyi ele geçirdi. Burada 'Nusra ve DAEŞ vardı' diye propaganda yaptılar ama öyle bir şey yok. Türkiye’nin korkusu ise Halep-Azez hattının kesilmesi ve sonrasında Azez’in ele geçirilmesi. Bu durumda Türkiye’nin o bölgeye müdahale etmesi onun hakkı. Çünkü oraya Şii milisler yani İran ve rejim yerleşecek" değerlendirmesini yaptı.
Temo, PKK’nın şehirlerde kazdığı çukurlar ve ardından çıkan çatışmalarla ilgili de "Tıpkı Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de PKK’nın bu çatışma siyasetini izlemesinde İran’ın parmağı var. PKK’nın tüm siyasetinde İran’ın eli var" dedi.