
Obama ve Cameron, The Washington Post'a yazdıkları ortak makalede Suriye rejimini kınadılar.***
WASHINGTON
ABD Başkanı Barack Obama ve İngiltere Başbakanı David Cameron, Cameron'ın ABD ziyareti öncesinde The Washington Post'a ortak makale yazdı.
ABD-İngiltere ilişkileri, Suriye, İran ve Afganistan gibi konulara değinen Obama ve Cameron, ''ABD ile İngiltere arasındaki ittifakın, paylaştıkları tarih, gelenekler ve değerlere dayalı bir gönül ortaklığı olduğunu'' vurgulayarak, ''İlişkilerimizi özel, eşsiz ve elzem kılan değerse, pek çok çabada el ele vermemiz. Basitçe söylemek gerekirse, birbirimize güveniyoruz ve dünya da bizim ittifakımıza güveniyor'' ifadesine yer verdi.
İki lider "Dünyanın Güvenebileceği Bir İttifak" başlıklı makalelerinde, ''Suriye rejiminin masum sivillere karşı uyguladığı korkunç şiddeti kınadıklarını'' belirterek, ''Uluslararası ortaklarımızla birlikte, (Suriye Devlet Başkanı) Beşşar Esad ve destekçilerinin çevresindeki çemberi daraltmaya devam edeceğiz ve Esad'ın iktidardan ayrılışını takip edecek geçiş sürecini planlamak için, (Suriye'deki) muhalefet ile BM ve Arap Birliği'nin Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan ile çalışacağız'' ifadesini kullandı.
Obama ve Cameron, Suriye konusunda da şunları ifade etti:
''Suriye rejiminin masum sivillere karşı uyguladığı korkunç şiddeti kınıyoruz ve ihtiyacı olanlara gıda ve ilaç malzemesi ulaştırılmasını içeren acil insani yardım görevi üzerinde odaklanmış durumdayız."
İran
Obama ve Cameron, ''uluslararası toplumun üyeleri olarak, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediği için İran rejimi üzerinde sert yaptırımlar uygulanması yolunda birlik içerisinde olduklarını kaydederek, bir diplomatik çözüm için hala zamanın olduğuna inandıklarını ve diplomatik yaklaşımlarını P5+1 içindeki ortakları olan Çin, Fransa, Almanya ve Rusya ile koordine ettiklerini'' belirtti.
İki lider, tüm bunların yanında, ABD'nin İran'a karşı bugüne kadarki en güçlü yaptırımlarını uyguladığına ve AB'nin de İran petrolüne ambargo koymaya hazırlandığına işaret ederek, Tahran'ın önünde, ''ya uluslararası yükümlülüklerine uyması ya da sonuçlarına katlanması'' şeklinde iki seçeneğin bulunduğunu vurguladılar.