
Yunanistan'da, ekonomik sorunların tetiklediği siyasi kriz, atadan siyasetçi olan Papandreu'yu başbakanlıktan etti.***
ATİNA - Mehmet Hatipoğlu/Salih Baran
Baskılar üzerine ülkenin yönetimini Lukas Papadimos'a teslim eden Yorgo Papandreu'nun adı avro bölgesinde baş gösteren ekonomik krizin ilk siyasi kurbanı olarak tarihe yazılırken, sakin mizacı ve sorunlara akılcı yaklaşımlarıyla Yunan siyasetinde de iz bıraktı.
Yorgo Papandreu, babası olan Yunanistan'ın eski başbakanlarından Andreas Papandreu'nun isteği üzerine 1981'de politikaya girerek, milletvekili seçildi. Uzun yıllar çeşitli bakanlıklarda görev yapan Papandreu, 1999 yılında Dışişleri Bakanlığına seçildi.
Papandreu, ekonomik kriz gerçeğiyle ilk kez 2010 yılında Davos'ta karşı karşıya geldi. Ancak bu aşamadan sonra, Papandreu'nun, gerçek boyutları yeni yeni otaya çıkmaya başlayan krizi sert önlemler almadan ve kısıntılar yapmadan önleyebileceği konusundaki görüşleri kimseyi ikna etmedi ve Yunanistan sonunda AB'den yardım istemek zorunda kaldı.
Mart ayındaki AB zirvesinde, Yunanistan'a yardım amaçlı, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) da yer aldığı bir destek mekanizması oluşturulması kararı, Yunan tahvilleriyle ilgili "spreads"lerin aşırı yükselmesine ve dolayısıyla da ülkenin para piyasalarından tamamen kopmasına yol açtı. (Krizin ilk patlak verdiği 2010 yılında 350 puan olan spreads'ler bugün 2.600 civarında bulunuyor)
Bu aşamadan sonra da Papandreu'nun önlenemez düşüşü başlamış oldu.
Mali destek karşılığında Mayıs ayında AB ve IMF ile imzalanan memorandum çerçevesinde hazırlanan sert önlemler içeren yasal düzenlemelerin parlamentodan geçirilmesi için, muhalefetin yanı sıra ülkenin en büyük memur ve işçi sendikalarıyla da karşı karşıya gelen Papandreu'ya, kendi partisi içinden de tepkiler gelmeye başladı.
Başkent Atina'da Haziran ayındaki büyük gösteriler sırasında, otomobiliyle başbakanlığa giderken göstericilerin saldırısına uğrayan Papandreu, Brüksel'de, AB ile Yunanistan'a yeni yardım paketi konusunda anlaşmaya varmasının ardından ülkede muhalif çevreler tarafından vatan hainliğiyle de suçlanması üzerine dayanamadı ve son kararını vererek, AB kararlarını referanduma götüreceğini açıkladı.
Muhalefet çevreleri, Papandreu'nun bu kararıyla ülkeyi AB'den kopararak felakete sürüklediğini öne sürerken, birçok PASOK milletvekili de açıkça bu karara karşı geldi. Ve sonunda baskılara dayanamayan Papandreu, istifa ederek ülkenin yönetimini Lukas Papadimos başkanlığında kurulan işbirliği hükümetine devretmek zorunda kaldı.
Şimdi, yaşanan tüm bunlardan sonra, Yunan basın-yayın organları tarafından "Atina'da yalnız bir adam" olarak nitelenen Papandreu'nun, PASOK'un önümüzdeki dönemde yapılması beklenen olağan kongresi öncesinde, partinin liderliğini sürdürüp sürdürmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.