Euro
6.40
Dolar
5.78
BIST 100
108,869.10
Altın
1,460.42
Analiz

Zaman İran'ın aleyhine işliyor

İran'da temel makroekonomik göstergeler oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Sokaktaki insanlar bu kötü gidişatı her geçen gün daha derinden hissediyor.

Prof. Dr. Murat Aslan   | 29.11.2019
Zaman İran'ın aleyhine işliyor

Istanbul

İran’da 15 Kasım’da benzin fiyatlarına ciddi düzeyde zam yapıldı. Ülkede gerek yapısal sorunlar gerekse de ekonomik yaptırımlar nedeniyle giderek derinleşen sosyoekonomik sorunlar halkta ciddi bir basınç yaratmıştı; benzin zammı bardağı taşıran son damla misali halkın sokaklara dökülmesine neden oldu.

Döviz kurundaki bu baş döndürücü artış İran’da enflasyonu tetikledi. Ruhaninin ilk döneminde (2013-2017) enflasyon yüzde 40’lar seviyesinden yüzde 8’lere çekilmişti. Fakat döviz kurunun fiyatlara yansımasıyla enflasyon hızla yükselişe geçti ve yüzde 50 düzeyine yükseldi. Fakir hane halklarının tüketiminde önemli bir yere sahip olan gıda ürünlerindeki fiyat artışları ise yüzde 70’in üzerinde. 

Ülkede yüzde 10-30 bandında süregelen yıllık enflasyona rağmen benzin fiyatlarında uzunca bir süredir bir ayarlama yapılmamıştı. Devlet bütçesinde gerek benzin gibi fiyat sübvansiyonları gerekse de gelir transferi şeklinde yapılan ödemeler, bütçe dengelerinin ciddi düzeyde bozulmasına neden oldu. Yaklaşık yüzde 30 düzeyine yükselen devlet bütçe açığı artık sürdürülemez bir hale geldi. 14 Kasım’da yasama, yürütme ve yargı erklerinin başkanlarının katıldığı ve Cumhurbaşkanı Ruhani’nin başkanlık ettiği Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyi tarafından alınan kararla, uzun süredir bekletilen benzin zammı yürürlüğe girdi. Bu bağlamda bu zam hükümetin değil devletin bir kararı olarak değerlendirilebilir.

ABD’nin 8 Mayıs 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nından (KOEP), yani kamuoyunda bilinen adıyla nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra İran’a uygulanan yaptırımların yeniden devreye alınması İran ekonomisini derinden sarstı. Yaptırımların tam olarak yürürlüğe girmesi Kasım 2018'i bulsa da, İran ekonomisinde kötüye gidişin ilk sinyalleri ABD’nin KOEP’ten çıkacağına yönelik yaptığı açıklamaları sertleştirdiği Ocak 2018’de gelmeye başlamıştı. Nitekim ilk sinyallerin geldiği 2018 yılının başından itibaren İran’da ekonomik büyüme, işsizlik ve enflasyon gibi temel makroekonomik göstergelerde ciddi düzeyde bozulmalar gözlemlendi. Ülkede 2018 yılında yüzde 4’lük bir daralma yaşandı. 2019 yılı için İran’da ekonomik daralma beklentisi ise yüzde 9,5 düzeyinde.

Yatırımlar durma noktasında

2018 yılının ortalarından itibaren döviz ve finansal piyasalarda yaşanan dalgalanma kötüye gidişin ilk halkası. Nitekim 2018 yılının başı referans kabul edilirse, geçtiğimiz 22 aylık dönemde, İran'ın ulusal para birimi olan tümen diğer para birimleri karşısında rekor seviyede değer kayıpları yaşadı. Ocak 2018’de 1 ABD doları 4 bin tümenden işlem görürken bu değer Ekim 2018’de 17 bin tümen düzeyine kadar yükseldi. İran devleti tarafından uygulamaya konulan politikaların da etkisiyle, 2018 sonlarından itibaren döviz piyasalarında küçük bir toparlanma yaşandı. Ancak bu toparlanmaya rağmen, 2019 Kasım'ında 1 ABD doları serbest piyasada 12 bin tümenden işlem görüyor ki bu değer 2018 yılı Ocak ayıyla karşılaştırıldığında, tümenin ABD doları karşısındaki değer kaybının yüzde 200 düzeyinde olduğu görülüyor.

Döviz kurundaki bu baş döndürücü artış İran’da enflasyonu tetikledi. Ruhaninin ilk döneminde (2013-2017) enflasyon yüzde 40’lar seviyesinden yüzde 8’lere çekilmişti. Fakat döviz kurunun fiyatlara yansımasıyla enflasyon hızla yükselişe geçti ve yüzde 50 düzeyine yükseldi. Fakir hane halklarının tüketiminde önemli bir yere sahip olan gıda ürünlerindeki fiyat artışları ise yüzde 70’in üzerinde. İran nüfusu oldukça genç: Ülkede ortalama yaş 28 civarında. Her yıl iş gücü piyasalarına 1 milyon civarında ilave katılım gerçekleşiyor. Bu işgücünün istihdamı ise ancak ülkede yatırım-büyüme-istihdam döngüsünün sağlıklı işlemesi ve süreklilik göstermesiyle mümkün. İş gücüne yeni katılanların istihdamı için, ülkenin her yıl ortalama yüzde 6-7 civarında büyümesi gerekiyor. Ülkedeki yatırımlar ise neredeyse durma noktasında. Dolayısıyla ülkede işsizlik ve özellikle genç işsizlik hızla artıyor. Üniversite mezunu gençlerde işsizlik oranı yüzde 40’ın üzerinde. Nitekim gösterilerde gençler ön planda. Ülkede gençlerde ve özellikle de üniversite mezunu gençlerde işsizlik büyük bir sorun ve bu nedenle bu gösterilere “Ekmek İsyanı” ya da “Genç İsyanı” şeklinde isimler veriliyor. Temel makroekonomik göstergeler oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Açıkçası sokaktaki insanlar bu kötü gidişatı her geçen gün daha derinden hissediyor.

İran halkının içinde bulunduğu yapısal sorunların yarattığı baskı gerçek ve gösterilerin bastırılması bu sorunları çözmüyor. Dolayısıyla sorunlar çözülmediği ya da hafifletilmediği sürece, önümüzdeki dönemde bu tür ve belki de çok daha büyük gösteriler olabilir

Protestolarda öncü rol fakir kesime geçti

Geçmiş dönemlerdeki protestolarla karşılaştırıldığında, gösterilere katılım sosyolojik olarak bazı farklılıklar gösteriyor. İran’da 2009 yılında seçim sonrasındaki gösterilere katılanlar ve 2017 sonunda başlayıp 2018’in ilk günlerinde devam eden ve siyasi özgürlüklerin genişlemesini talep eden göstericiler, ağırlıklı olarak İran’ın orta kesiminden insanlardı. Bu iki protesto da İran’ın farklı şehirlerinde meydana geldi; fakat sosyoekonomik sorunlar bu protestoların merkezinde değildi. 2009 ve 2017 gösterilerinde insanlar daha çok şehir merkezlerine yöneldiler ve şehir merkezlerinde büyük katılımlı (fakat şiddet dozu oldukça makul ölçülerde) gösteriler yaptılar. Geçtiğimiz hafta yapılan gösteriler de İran’ın birçok şehrinde meydana geldi. Fakat göstericiler şehir merkezlerine toplanmak yerine, farklı mahallelerde sayıları 100 ila 1000 arasında değişen küçük topluluklar olarak hareket ettiler. Sosyolojik olarak göstericilerin yoğunlaştığı mahalleler genelde sosyoekonomik açıdan fakir mahalleler.

İkinci bir önemli nokta ise ülkede (dini ya da etnik) azınlık durumunda olan insanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde (Huzistan ve Kürdistan) protestoların şiddet düzeyinin geçmişe göre çok yüksek olması. Protestolarda ölenlerin büyük bir kısmının bu bölgelerden olduğu gözlemleniyor. Eski gösterilerden farklı olarak protestocuların çok sayıda kamu mülküne ve özel mülke zarar vermesi de ülkede siyasi ve ekonomik temelli yapısal sorunların halkta ciddi bir basınç yarattığını gösteriyor. Bu bağlamda, İran’da geçmişteki gösterilerde orta sınıfın oynadığı öncü rolün son gösterilerde “çevre” ya da fakir kesimlere geçtiği gözlemleniyor.

İran’da sosyoekonomik sorunlar ve protestolar bir tür “sarmal” sistemin içine girdi. İran halkının içinde bulunduğu yapısal sorunların yarattığı baskı gerçek ve gösterilerin bastırılması bu sorunları çözmüyor. Dolayısıyla sorunlar çözülmediği ya da hafifletilmediği sürece, önümüzdeki dönemde bu tür ve belki de çok daha büyük gösteriler olabilir. Eğer İran halkı bu karanlık sarmal içinde bir ışık göremezse, bu tür gösteriler İran devletinin başını daha çok ağrıtacağa benziyor.

Zaman İran’ın aleyhine işliyor. Bir yandan yapısal sorunlar, diğer taraftan yaptırımlar ülkeyi boğmaya devam ediyor. ABD’nin pozisyonu ise rahat. Bu sorunlarla İran'da sistemin sürdürülmesinin mümkün olmadığını bilen ABD İran’ın masaya (birtakım tavizler vermeye hazır bir şekilde) er ya da geç geleceğini düşünüyor. ABD tarafı yaptırımlarla İran’ı epey sert bir şekilde kuşatmış durumda ve İran'ın ekonomik bakımdan bu baskıya uzun süre dayanabileceğini düşünmüyor.

Körfez'de 2020 sıcak geçecek

İran’ın resmi ağızlarına göre bu gösterilerde ABD’nin parmağı var. Yetkililer geçmişe göre göstericilerin gözlerinin daha kara olduğunu söylüyor. Birçok şehirde göstericiler çok sayıda bankayı, benzin istasyonunu ve aracı ateşe verdiler. Bazı şehirlerde göstericilerin ateşli silah kullandıkları söyleniyor. Geçmiş gösterilerde bu tür fiiller nadiren gözlemleniyordu.

Dünyanın birçok ülkesinde protestolar var ve devletler bu protestolarla baş etmeye çalışıyor. İran’daki durumun önemli bir farklılığı ise İran devletinin etkin bir şekilde interneti kesmesi. Sosyal medya üzerinden protestocuların örgütlenmesi, bu tür olayların bastırılmasını güçleştiriyor. İnternet temelli sosyal medya platformları, İngiltere ve diğer Batılı ülkelerdeki protestolar sırasında bu devletlerin eylemleri bastırmasında onlarla işbirliği yaptıkları ve fakat az gelişmiş ülkelerde böyle bir tutum takınmadıkları için eleştiriliyor. Bu yüzden İran devleti bu riski bertaraf etmek için, interneti tamamen kapattı. Yaklaşık bir hafta boyunca internet erişimi tüm ülkede yasaklandı. Protestoların devlet tarafından bastırılmasında internet kesintisinin epey etkili olduğu gözlemlendi.

Zaman İran’ın aleyhine işliyor. Bir yandan yapısal sorunlar, diğer taraftan yaptırımlar ülkeyi boğmaya devam ediyor. ABD’nin pozisyonu ise rahat. Bu sorunlarla İran'da sistemin sürdürülmesinin mümkün olmadığını bilen ABD İran’ın masaya (birtakım tavizler vermeye hazır bir şekilde) er ya da geç geleceğini düşünüyor. ABD tarafı yaptırımlarla İran’ı epey sert bir şekilde kuşatmış durumda ve İran'ın ekonomik bakımdan bu baskıya uzun süre dayanabileceğini düşünmüyor. 2020'nin Kasım ayında ABD seçimlerinde Trump yerine başka bir adayın seçilmesi durumunda ABD’nin KOEP’e geri dönebileceğini düşünen İran tarafı, bu süreyi az hasarla atlatmaya çalışacak. İran önümüzdeki dönemi en az hasarla atlatmak için bir yandan içeriyi kontrol altında tutarken diğer taraftan da dışarıda diğer ülkelerin İran aleyhine adım atmalarını caydıracak manevralar yapacak. Körfez bölgesinde 2020 de sıcak geçecek.

[Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Murat Aslan aynı zamanda İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) ekonomi koordinatörüdür]

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın