Trump Irak’ta Maliki’yi neden istemiyor?
Özellikle İran noktasından bakıldığında Maliki, İran’ın bir kriz anında rahatça manipüle edebileceği bir aktör. Bu noktada ABD, Maliki gibi İran’a kapı aralayabilecek bir aktörün Irak’ta tekrar iktidara gelmesini istemiyor.
İstanbul
Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Müdürü Dr. Bilgay Duman, Irak’ta hükümet kurma sürecindeki son gelişmeleri ve Maliki’nin yeniden başbakan seçilme ihtimalinin ne anlama geldiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
- ABD Başkanı Trump'tan Irak'ta Maliki'nin yeniden başbakan seçilme ihtimaline açık tepki
- Iraklı siyasetçi Nuri el-Maliki: Irak’ın iç işlerine yönelik ABD müdahalesini reddediyoruz
Orta Doğu’da iç siyasi rekabetin en yoğun yaşandığı ülkelerin başında gelen Irak yeni bir krizle karşı karşıya. Bu kriz, ülke içi siyaseti ilgilendiren bir mesele olmasının yanı sıra, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarıyla yeniden bölgesel ve hatta küresel siyasetin ana gündem maddelerinden biri haline geldi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Yeni hükümetin kurulması için takvim işliyor
11 Kasım 2025’te son parlamento seçimlerini gerçekleştiren Irak’ta yeni hükümeti kurmak için takvim işlerken, siyaset de kendi mekanizmasını işletiyor. Zira Irak’ta anayasal bir kaide olmamakla birlikte, cumhurbaşkanlığının Kürtlere, parlamento başkanlığının Sünnilere, başbakanlığın ise Şiilere verildiği siyasi bir teamül söz konusu. Bu teamül ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 yılından bu yana geçerliliğini koruyor. Nitekim 11 Kasım 2025’te yapılan seçimlerin ardından da bu siyasi teamül üzerinden hem takvimsel hem de siyasi süreç işletilmeye başlandı.
Hükümetin kurulması için öngörülen anayasal takvime göre, seçim sonuçlarının Irak Federal Yüksek Mahkemesi tarafından onaylanmasının ardından, Parlamento, 15 gün içerisinde başkanını seçmek zorunda. Bu süreç 30 Aralık 2025 itibarıyla tamamlandı ve parlamento başkanı ile yardımcıları seçildi. Ardından, parlamentonun 30 gün içerisinde de cumhurbaşkanını seçmesi gerekiyor. Parlamento başkanının seçimi çoğunluk oyuyla yani yüzde 50 artı 1, 165 milletvekiliyle seçilirken, cumhurbaşkanı seçiminde ise üçte iki çoğunluk aranıyor. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da 15 gün içinde parlamentodaki en büyük grubun belirleyeceği başbakan adayına cumhurbaşkanı tarafından hükümet kurma yetkisi veriliyor. Başbakan adayına verilen bu yetkiyle, 30 gün içinde kabinenin kurulması ve yine çoğunluk oyuyla güvenoyu alması gerekiyor. Eğer başbakan adayı belirtilen süre içerisinde kabinesini kuramazsa, yeni bir başbakan adayı belirleniyor ve süreç yeniden başlatılıyor. Bu süreç, Irak’ın politik istikrarını sağlama adına kritik öneme sahip olsa da özellikle siyasi gruplar arasındaki rekabet ve çıkar çatışmaları, bu takvimin işlerliğini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor.
Zira bugüne kadar Irak’ta seçimlerden sonra hükümet kurma süresi 200 günün altına hiç düşmedi. Bu nedenle seçimlerden sonra geçen süre “normal” olarak okunsa da hem cumhurbaşkanı hem de başbakan konusunda ciddi meydan okumalar var. Cumhurbaşkanı adayı için Kürt siyasetinin yürütücü gücü olan KDP ve KYB ortak bir aday üzerinde henüz anlaşabilmiş değil. Bugüne kadar iki parti arasındaki uzlaşı sonucu cumhurbaşkanı hep KYB’li adaylardan seçilse de mevcut durum itibarıyla hem KDP hem de KYB’nin cumhurbaşkanı adayları var.
Irak’ta cumhurbaşkanının seçilmesi, hükümetin kurulması sürecinde önemli bir adım olsa da asıl belirleyici faktör başbakan adayının seçimi oluyor. Başbakan seçiminde Şii grupların belirleyeceği aday önemli ancak sistemde çoklu bir dinamik var. Bu seçim sürecinde, iç siyasetin yanı sıra Şii dini merci de önemli bir rol oynuyor ve sürecin ilerleyebilmesi için örtülü onayı gerekiyor.
Şii dini mercinin desteklemediği bir adayın başbakan olma şansı zor. Öte yandan Irak’taki en etkili ülkeler olan ABD ve İran dengesi de önemli. Bugüne kadar ki tüm başbakanlarda ABD ve İran’ın azami ölçüde uzlaştığı biliniyor.
Maliki'nin aday olma ihtimali: Tarihsel hafıza ne söylüyor?
Nitekim seçimlerden hemen sonra başbakan adayını belirlemek için birçok kez bir araya gelen büyük Şii siyasi oluşumların bir araya geldiği Şii Koordinasyon Çerçevesi, “çoğunluk oyu” ile Irak'ın eski Başbakanı ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’yi yeniden başbakan adayı olarak lanse etti. Aslında 10 civarında adayın konuşulduğu ve hatta aralarında en güçlü adayın mevcut başbakan ve 45 milletvekili ile seçimlerde en fazla sandalye kazanan siyasi oluşumun lideri Muhammed Şiya es-Sudani olduğu ifade ediliyordu. Ancak sürpriz bir şekilde Maliki ile bir görüşme gerçekleştiren Sudani, Maliki lehine başbakan adaylığından çekildiğini duyurarak Şii Koordinasyon Çerçevesi içerisinde en fazla milletvekiline sahip ikinci oluşumun lideri olan Maliki’nin önünü açtı.
Ancak bu gelişme, daha önce iki dönem başbakanlık yapmış olan Maliki’nin yeniden başbakan olup olmayacağına dair tartışmaları alevlendirirken, Maliki’nin yeniden başbakanlığı konusunda kesin bir uzlaşı da sağlanmış değil.
Zira Şii Koordinasyon Çerçevesi’nden yapılan açıklamada, Maliki’nin “çoğunluk” oyu ile aday gösterilmesi ortak bir perspektifle başbakan adayı olarak lanse edilmediğinin göstergesi. Bu noktada, Trump’ın Maliki’ye karşı sert açıklamaları dikkat çekici oldu. Trump sosyal medya hesabından “Maliki iktidarda olduğu zaman, ülke yoksulluğa ve tam kaosa sürüklendi. Bunun tekrar olmasına izin verilmemelidir. Akıl almaz politikaları ve ideolojileri nedeniyle, seçilirse, Amerika Birleşik Devletleri artık Irak’a yardım etmeyecek ve eğer biz orada olmazsak, Irak’ın başarı, refah ya da özgürlük şansı sıfır olur” açıklamasını yaparken, ABD Dışişleri Bakanı Rubio ve Trump’ın Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya da Maliki’yi hedef alan açıklamalar yaptı. Bunun Maliki’nin Irak’ta bıraktığı travmatik hafıza ile ilgili olduğu kadar esas meselenin İran olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Maliki’nin başbakanlık yaptığı iki dönem olan 2006-2010 ve 2010-2014 yılları Irak için oldukça olumsuz bir hafızaya sahip. Bu dönemde yaşanan mezhep savaşları, El-Kaide’nin güçlenmesi, DEAŞ’ın yükselmesi ve Irak topraklarında hakimiyet kurması, toplumsal ve siyasal kutuplaşmalar, devlet dışı silahlı aktörlerin etkinlik kazanması, kamu hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar, yaygın yolsuzluk ve nepotizm gibi sorunlar, Maliki dönemiyle özdeşleşmiş durumda.
Maliki’nin özellikle ikinci başbakanlığı döneminde iktidarını tekelleştirmeye çalışması tarihsel hafızalarda halen canlı. Hatta 2010’daki seçimlerin ardından hükümet kurma sürecinde güvenlikle ilgili bakanlıkların belirlenememesini kendisi için bir avantaja çeviren Maliki, savunma bakanlığı, içişleri bakanlığı ve ulusal güvenlik bakanlığını vekaleten kendisi yürütmüş ve böylece güvenlik teşkilatını da tekelleştirmiş, bu yönüyle “Saddamlaştığı” yönünde eleştiriler yapılmıştı. Bu unsurlar, Maliki dönemine dair derin ve hala taze olan tarihsel travmaların temelini oluşturuyor.
ABD’nin 2011’de Irak’taki egemenliği Iraklılara devrederek resmen işgal rejimini sonlandırmasıyla beraber Maliki gerçek yüzünü ortaya koymuş ve başbakan olduğu dönemde İran’ın politik tutumuna paralel bir dış politika izlemişti. Bu durum Irak’ın İran’ın uydu devletine dönüştüğü eleştirilerinin güçlenmesine neden oldu.
Suriye olaylarında Beşşar Esad yanlısı bir tutum almış, Şii milis grupların önünü açmış, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleriyle gergin bir siyaset izlemişti. Nitekim Trump’ın açıklamalarını da bu bağlamda okumak mümkün. Özellikle ABD’nin İran’a müdahalesinin tartışıldığı günlerde Trump’ın bu açıklaması oldukça anlaşılır. ABD, Esad rejiminin düşmesi, Hizbullah’ın gücünün zayıflaması, İsrail’le yaptığı savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle İran rejimi bu kadar zayıflamışken, İran’a “cansuyu” olabilecek bir potansiyele sahip Irak’ın yeniden İran’ın yörüngesine girmesini istemiyor.
Zira Irak, Muhammed Şiya es-Sudani’nin başbakanlığında içeride görece bir istikrar yakalarken, dış politikada bir denge kurmuş durumda. Arap dünyasına yeniden dönüş yapan Irak, Türkiye ve komşu Körfez ülkeleri ile geliştirdiği ilişkilerin yanı sıra, yıllardır diplomatik ilişkisi olmayan Suudi Arabistan’la dahi yeniden diplomatik ilişkilerini başlatmıştı. Şimdi yeniden Maliki gibi bir figürün başbakan olması, Irak’ın dengelerini bozabilecek nitelikte.
Özellikle İran noktasından bakıldığında Maliki, İran’ın bir kriz anında rahatça manipüle edebileceği bir aktör. Bu noktada ABD, Maliki gibi İran’a kapı aralayabilecek bir aktörün Irak’ta tekrar iktidara gelmesini istemiyor. Hatta daha da ötesinde ABD, Irak’ı İran’dan mümkün olduğunca uzaklaştırarak, İran’ın Orta Doğu’ya uzanan köprüsünü baltalamak da istiyor.
İran’ın yıllardır Irak üzerinden Orta Doğu’ya siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik bir etki alanı oluşturduğu bir gerçek. Hatta İran’ın Irak’ın beşeri ve ekonomik sermayesini de kendi çıkarları için kullandığı biliniyor. Irak’ta kurulan şirketler üzerinden yapılan ticaret ile İran ekonomisi canlı tutulmaya çalışılıyordu. Hatta bu nedenle ABD, Irak’taki pek çok bankaya yaptırım uygulamak zorunda kalmıştı. Ancak Sudani dönemi ile birlikte bu dengeler değişmeye başladı. Özellikle Şii milis gruplar üzerinde artan baskı ve devletin silah kullanma tekelini eline almaya çalışmasıyla İran’ın Irak’taki etkisi görünür bir biçimde sınırlanmaya başlamıştı.
Bu nedenle ABD, Maliki gibi bir figürle yeniden yol yürümekten imtina ediyor. Zira ABD, Maliki’nin yıllarca yaşadığı İran’dan uzak kalamayacağını biliyor. Daha önce bunun testi yapıldı. Bu noktada ABD’nin İran’a olası müdahalesinin konuşulduğu bir ortamda, İran’a nefes alacak bir boşluğun verilmek istenmeyeceği net bir gerçeklik. Küresel ve bölgesel denklem değişirken, Iraklılar da treni kaçırmak istemiyor. Maliki’ye en yakın gruplardan biri olarak bilinen ve hatta ABD’nin terör listesine aldığı Asaib Ehlil Hak isimli milis grup ve aynı zamanda Sadıkun isimli siyasi oluşumun lideri Kays el-Hazali’nin Maliki’ye karşı ABD ile aynı noktada durması garip bir ironi. Hal böyleyken Maliki’nin başbakanlık konusunda işi oldukça zor görünüyor.
[Dr. Bilgay Duman, Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Müdürüdür.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

