Euro
6.57
Dolar
5.92
BIST 100
122,747.10
Altın
1,557.26
Analiz

Tayvan seçimlerinde zafer Tsai'nin

Dört yıllık başkanlık sürecinde yaşanan ekonomik durgunluk, Tsai’ı seçim öncesi zorlayan en önemli husustu. Ama uzun zamandır devam eden Hong Kong protestoları, Çin'le rahatsızlığı süren Tayvan'ın seçiminde de önemli bir rol oynadı.

Ahmet Faruk Işık   | 13.01.2020
Tayvan seçimlerinde zafer Tsai'nin

İstanbul

Tayvan 11 Ocak günü yeni liderini seçmek üzere seçime gitti. Seçimlerde başkan, başkan yardımcısı ve milletvekilleri yeniden seçildi. Tsai Ing-wen Tayvan’ın seçim tarihindeki en yüksek sayıda oyu aldı, 8 milyon 170 bin 231 oya ulaşarak rekor kırdı. Bu sayede, muhalefet partisi Kuomintang’ın (KMT) lideri Ma İng-jeou’nun 7 milyon 658 bin 724 oyla kırdığı rekor ikinci sırada kalmış oldu.

Seçmenin üzerinde yeterli etkiyi kuramaması, halkın çoğunluğu nezdinde “Pekin’in adayı” şeklinde görülmesi, Hong Kong protestolarının kendini zor durumda bırakması ve partisi KMT içinde dahi tam destek bulamaması gibi nedenler, Han’ın başarısızlığın ana nedenlerini oluşturdu.

23 milyon 598 bin 776 nüfuslu Tayvan’da toplam 14 milyon 300 bin 940 kişinin katıldığı seçimlerde, iktidar partisi olan Demokratik İlerleme Partisi (DPP) adayı Tsai Ing-wen seçmenin yüzde 57,13’lük kısmının desteğini alarak liderliğini korumuş oldu. 2016 yılındaki seçimde seçmenin yüzde 56,1’lik kısmının desteğini alarak seçilen Tsai, Tayvan’ın yedinci ve ilk kadın lideri olarak da Tayvan siyaset tarihine geçmişti.

Ana muhalefet partisi KMT’nin adayı Han Kuo-yu seçimde yüzde 38,61’lik kitlenin desteğini alarak 5 milyon 522 bin 119 oyla beklentilerin altında bir sonuç elde etti. Seçime katılan diğer bir parti olan Önce Halk Partisi Başkanı James Soong Chu-yu ise seçmenin yüzde 4,26’lık kısmın desteğini alabildi.

Seçimden ikinci çıkan Han, seçim sonucuyla ilgili açıklamasında, yeteri kadar iyi çalışmadığı için seçmenden özür diledi ve Tsai’ı tebrik etti. Belediye Başkanı olduğu Kaohsiung şehrine dönüp bıraktığı yerden görevini devam ettireceğini bildirdi. Seçmenin üzerinde yeterli etkiyi kuramaması, halkın çoğunluğu nezdinde “Pekin’in adayı” şeklinde görülmesi, Hong Kong protestolarının zor durumda bırakması ve kendi partisi KMT içinde dahi tam destek bulamaması gibi nedenler, Han’ın başarısızlığın ana nedenlerini oluşturdu. 2018 yılında Kaohsiung belediye başkanı seçilmişken, görevi bırakıp yeni bir seçime katılması Kaohsiung şehrinde tepkilere neden olmuştu. Bu faktörlerin dışında, geçmişte Çin’de dolandırıcılık suçları işleyen bir şahsın, Avusturalya’ya iltica sürecinde Tayvan seçimlerinde ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü iddia etmesi, Tayvanlı seçmen üzerinde Pekin korkusu doğurmuştu. KMT’nin Pekin’le yakın ilişkileri ve bu durumun bir araya gelmesi Han’a oy kaybettirdi.

Dört yılda bir gerçekleşen seçimler birçok noktada önceki seçimlere göre farklı özellikler taşıyor. Bu özellikler sırasıyla “milli kimlik” sorunsalı, Hong Kong protestoları ve “Tek Çin” politikasıdır.

Gençler kendilerini “Tayvanlı” olarak tanımlarken yaş skalası artıkça “Çinli” kimliği daha fazla ön plana çıkıyor. “Tayvanlı” kimliğiyle öne çıkan ve çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bu kitle Tsai’ın partisi DPP'ye yönelmiş durumda.

"Milli kimlik" anlayışı

“Milli kimlik” anlayışı konusunda Tayvan gençliği ve orta yaş üstü nüfus arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Gençler kendilerini “Tayvanlı” olarak tanımlarken yaş skalası artıkça “Çinli” kimliği daha fazla ön plana çıkıyor. Tayvan’ın bir ada olması, Japonya, Hollanda ve İspanya koloni tarihi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrasında Çin anakarasından Tayvan’a taşınan Çin Cumhuriyeti yönetiminin devam ettirdiği düzen, yeni kimlik inşasında önemli rol oynamıştı. “Tayvanlı” kimliğiyle öne çıkan kitlenin genellikle Tsai’ın partisi DPP’ye oy verdiği biliniyor.

Resmî verilere göre, oy kullanabilecek 19 milyon seçmenden 7 milyonu 40 yaşın altında; 1,2 milyonu ise ilk kez oy kullanmış. Bu durum mevcut “milli kimlik” anlayışı kapsamında değerlendirildiğinde, Tsai’a artı olarak döndüğü söylenebilir. Ulusal Chengchi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü araştırmacısı Yen Chen-shen, ilk kez oy kullanacak kitlenin daha idealist ve daha baskın bir “Tayvanlı” kimliğine sahip olduğunu teyit ediyor.

Ulusal Chengchi Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, on kişiden sadece bir kişi Çin anakarasıyla birleşmek istiyor. Ayrıca araştırmaya katılanların çoğunluğunun Çin doğumlu olduğu ve Ulusal Chengchi Üniversitesi’nin geçmişte KMT’ye yakın olduğu da hesaba katıldığında, bu sonuç “milli kimlik” anlayışın ne denli değiştiği hakkında fikir vermektedir. Özellikle nesillerdir KMT’yi destekleyen ailelerin genç fertleri oy kullanmamayı ya da Tsai’a oy vermeyi tercih etmiştir. Yeni kimlik algısı ve Hong Kong protestoları, KMT’nin genç tabanında çözülmeye neden olmuş görünüyor.

Hong Kong’da yaşananlar, Tayvanlı gençlerin Pekin’e karşı bir tutum almalarına, siyasi bir kimliği sahiplenmelerine ya da kimliklerinin netleşmesine neden olunca, bu durum Pekin’e karşı sert tutumuyla bilinen Tsai’a artı puan kazandırdı.

Hong Kong’da yaşanan son protestoların seçime etkileri

Uzun zamandır devam eden Hong Kong protestoları Tayvan seçiminde önemli rol oynamıştır. Hong Kong’da yaşananlar, Tayvanlı gençlerin Pekin’e karşı bir tutum almalarına, siyasi bir kimliği sahiplenmelerine ya da kimliklerinin netleşmesine neden olmuştur. Bu durum Pekin’e karşı sert tutumuyla bilinen Tsai’a artı puan kazandırmıştır.

Tsai’ın dört yıllık hizmet sürecinde yaşanan ekonomik durgunluk ve Tayvan’la diplomatik ilişkisi olan ülkelerden altısının diplomatik ilişkileri kesmesi gibi nedenler, Tsai’ı seçim öncesi zorlayan hususlar olmuştur. Bu durumun bir sonucu olarak, 2018 yılının kasım ayında gerçekleşen yerel seçimlerde DPP büyük bir yenilgi yaşayarak adanın büyük bir kısmının desteğini kaybetmiştir.

2019 yılının başında başlayan son Hong Kong protestolarının Tsai’ın kazandığı oylarda büyük etkisi olmuştur. Pekin yönetimine karşı sert duruşuyla bilinen Tsai bir konuşmasında “Hong Kong ‘tek ülke, iki sistemin’ başarısız olması nedeniyle kaosun eşiğindedir”, bir başka konuşmasında ise “Demokrasi ve otoriterlik bir ülkede beraber var olamaz,” demişti. Bu bağlamda, Han ve partisi KMT’nin Pekin’e yakın duruşunun Tsai’ın seçmenine etkisi büyük olmuştur. Pekin’in Tsai’ı hedef alan ve “Tek Çin” politikası kapsamında yaptığı açıklamalar, Tayvan seçmeninde korku oluşturmuş ve bu durum Tsai’ın oy oranını arttırmıştır.

Tsai Ing-wen ve Han Kuo-yu seçmene farklı alanlarda yaklaştı

Tsai Ing-wen seçim kampanyası sırasında demokratik değerlerin ve özgürlüğün önemine çok sık değindi. Tayvan ekonomisinin Çin anakarası dışında çeşitlendirilmesi de Tsai’ın politikaları arasında. Ayrıca Tsai Pekin’in önerdiği “Tek Ülke, İki Sistem”e karşı net bir tutuma sahip. Pekin’le ilişkilerde diğer bir husus ise iki tarafın 1992 yılında “Tek Çin” konusunda ulaştığı 1992 Uzlaşması: Tsai, Han’ın aksine 1992 Uzlaşması’nı reddediyor.

Eşcinsel evliliği yasalaştırılmasının Tsai’a genç Tayvanlıların oyunu kazandırdığı söyleniyor. Anti-nükleer politikaları gibi çevreci politikalar da genç nesilde karşılık buldu. Gençlerin Tsai’a sempati duymasının yanı sıra, Tsai de birçok sosyal medya fenomeni üzerinden gençlere ulaştı ve etki alanını genişletti.

Han Kuo-yu’nun seçim kampanyasının asıl odak noktası ise Tayvan ekonomisini yeniden ayağa kaldırmaktı. Tayvan boğazındaki tansiyonu düşürmek ve Taipei-Pekin arasında dengeli ilişkiler kurmak da Han’ın hedefleri arasındaydı. Ayrıca Han, partisinin 1992 Uzlaşması’nı destekliyor. Han bir konuşmasında “Pekin güç kullanımını seçenek olarak görmekten vazgeçemedikçe Pekin’le bir anlaşma imzalamak imkânsız” demişti. “Tek ülke, iki sistem” sisteminin hayata geçirilmeyeceği konusunda seçmene söz vermişti. Han ekonomi konusundaki vaatleriyle aslında gençleri hedeflemişti. Özellikle uzun yıllardır artmayan maaşlardan şikayetçi olan gençler Tayvan ekonomisinin iyileşmesini istiyorlar. Fakat Han “milli kimlik” anlayışı, Hong Kong protestoları ve “Tek Çin” politikası gibi alanlarda seçmeni tam olarak yansıtamaması nedeniyle seçimi kaybetti.

Pekin’le ilişkiler

Diğer taraftan, Washington ile Pekin arasında süren ticaret savaşları, Çin anakarasındaki Tayvanlı yatırımcıları da yer değiştirmeye itti. Tayvanlı yatırımcıların bir kısmı güneydoğu Asya ülkelerine kayarken bir kısmı da Tayvan’a geri döndü. Bu durum yakın zamanda durgun olan Tayvan ekonomisini seçim öncesi canlandırdı ve Tsai’a olan desteği artırdı.

Tsai’ın 2016 yılında iktidarı ele geçirmesinden önceki KMT iktidarı, Pekin’le ikili zirve yapacak kadar yakınlaşmıştı. Seçmen bu yakınlaşmaya olumsuz tepki göstermişti. DPP’nin zaferiyle sonuçlanan 2016 ve 2020 seçimlerinde, Pekin’le olan ilişkiler önemli rol oynamıştı.

Tsai Ing-wen 2016 yılındaki başarısının ardından “Çin ile ilişkilerde provokatif olmayacağız” demişti. Fakat dört yıllık süreçte Pekin-Taipei ilişkileri zaman zaman gerilmişti. Önümüzdeki dört yıllık süreçte Tsai’ın Pekin’le olan ilişkilere daha fazla özen göstermesi bekleniyor. Zira Tayvan’ın anakara Çin’den farklı alanlarda daha fazla baskı görmesi öngörülüyor. Tsai’ın 2016 yılındaki Pekin’le diyaloğa açık olma söyleminin 2020 yılı sonrasında eyleme dönüşmesi bekleniyor.

Seçim sonucu sonrası düzenlenen basın toplantısında Tsai, Pekin’le ilişkileri dört anahtar kelimeyle özetledi: “Barış, eşitlik, demokrasi ve diyalog”. Tsai iki taraf arasındaki ilişkilerin bu dört başlık altında sağlıklı şekilde ilerleyebileceğini kaydetti. Tsai’ın partisi DPP’nin de belirttiği üzere, 2020’deki Tsai konuları farklı bir vizyonla ele alacaktır. 2018 yerel seçimindeki başarısızlıklardan ders çıkaran Tsai’ın, Pekin’le ilişkiler de dahil olmak üzere, seçmenin hassasiyetlerine dikkat etmesi bekleniyor.

Tayvanlı markaların dünya genelinde Pekin’den “Tek Çin” politikası konusunda baskı görmesi, Tsai’ı hem Tayvan iş dünyası hem de Pekin’le olan ilişkilerinde zorlu bir sürecin beklediğine işaret ediyor. DPP’nin ana oy kaynaklarından birini oluşturan “bağımsızlıkçılar” Tsai’ı bu dört yıllık sürede baskılayacak diğer bir faktör olarak görülüyor.

Gelecekte Pekin-Taipei ilişkilerinin geçmiş dört yılda yaşanan sorunlarla tekrar karşılaşması kuvvetle muhtemel. Uzun yıllardır sürdürülen akademik ve ticari ilişkiler devam edecektir. Fakat bilindiği üzere Tsai 2016 yılında tanıttığı “Yeniden Güneye” girişimiyle Çin anakarasına olan ekonomik bağımlılığını azaltmayı umuyor.

Pekin merkezli Global Times gazetesinin baş editörü Hu Xijin seçimle ilgili attığı tweette Tsai Ing-wen ve DPP’nin büyük bir zafer kazandığını, bu başarılı sonucun Tayvan yönetimi tarafından yanlış anlaşılıp radikal politikalara yönelerek Çin anakarasını kışkırtmaya dönüşmeyeceğini umduğunu belirtti. Xiamen Üniversitesi Tayvan Çalışmaları Merkezi araştırmacısı Ji’ye göre ise Tsai’ın seçilmesi Pekin’in Tayvan’ı baskılayacağı anlamına gelmemekte ve Pekin’in tutumu tamamen Tsai’ın önümüzdeki dört yıl içindeki performansına bağlı.

[İtalya Torino World Affairs Institute’de araştırmacı olan Ahmet Faruk Işık Şangay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Uluslararası Siyaset Bölümü’nden mezundur ve Tayvan Ulusal Chengchi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde lisansüstü çalışmalarına devam etmektedir]

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın