Ana içeriğe atla
logo
logo
  • GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • ANALİZ
Türkçe
English
BHSC
Pусский
Français
العربية
Kurdî
کوردی
Shqip
فارسی
македонски
Bahasa Indonesia
Español
Analiz

NATO 3.0'a giderken: İttifakın yolu ve geleceği

Türkiye gibi kilit aktörlerin İttifak kanatlarını güvence altına aldığı bir denklemde NATO'nun izleyeceği rota, Avrupalı müttefiklerin külfeti bizzat sırtlandığı bir senaryo üzerine inşa edilmeli.
Jaap de Hoop Scheffer
06 Temmuz 2026•Güncelleme: 08 Temmuz 2026
NATO Savunma Bakanları Toplantısı
İSTANBUL

Eski NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Ankara Zirvesi yaklaşırken ittifakın NATO 3.0'a giden yolunu AA Analiz için kaleme aldı.

***

Küresel güvenlik mimarisinin son yılların en zorlu sınavından geçtiği bu dönemde, Ankara NATO Zirvesi de son derece kritik bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişe dönüp baktığımızda, NATO'nun tarih boyunca pek çok köklü dönüşüm yaşadığını görüyoruz. Soğuk Savaş yıllarında Amerikan şemsiyesinin sağladığı güvenle hareket eden NATO, on yıllar boyunca Avrupa'yı başarıyla savundu. Ardından Berlin Duvarı'nın yıkılışı ve hemen peşinden Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte İttifak, yepyeni bir dünya düzenine ayak uydurmak zorunda kaldı.

Bu tarihi kırılmanın ardından NATO, “seferi” (sınır ötesi operasyon kabiliyetine sahip) bir güce evrildi. Afganistan, bu dönüşümün en somut örneklerinden biridir. ABD öncülüğünde “Sürekli Özgürlük Operasyonu” (Operation Enduring Freedom) adıyla başlayan müdahale, kısa süre içinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanan ve “Uluslararası Güvenlik Destek Gücü” (ISAF) adıyla komutası NATO'da olan bir misyon halini aldı.

NATO 3.0’a doğru tam gaz

Günümüzde ise çok daha köklü yeni bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Yapay zekanın şekillendirdiği, giderek karmaşıklaşan bir güvenlik ortamında faaliyet gösteren ve hibrit savaş gerçekliğiyle yüzleşen NATO'nun, yeni tehditlere karşı proaktif bir hazırlık içinde olması şart. Özünde İttifak, “NATO 3.0” olarak adlandırabileceğimiz yepyeni bir döneme doğru tam gaz ilerliyor.

İttifak 3.0 evresine adım atarken, Ankara Zirvesi'nin bir dizi hayati meselede mutabakat sağlaması şart. Kaldı ki beklentiler de bu mutabakatın sağlanacağı yönünde. En temel önceliklerden biri, müttefiklerin mali yükümlülüklerini eksiksiz bir biçimde yerine getirmesini sağlamak. Bilindiği üzere müttefik ülkeler, geçtiğimiz yıl Lahey'de savunma harcamalarını yüzde 3,5 artı yüzde 1,5 artışla toplamda yüzde 5 seviyesine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu. İttifakın ihtiyaç duyduğu mali gücü sürdürebilmesi adına Ankara Zirvesi'nde, söz konusu taahhütlerin ne ölçüde hayata geçirildiğinin kapsamlı bir muhasebesi yapılacaktır.

İttifak, bu mali çerçevenin ötesinde, bir yanda Ukrayna'da devam eden savaşı, diğer yanda ise Orta Doğu'daki son derece karmaşık ve istikrarsız tabloyu eşzamanlı olarak yönetmek zorunda. Orta Doğu'ya doğrudan müdahale etmek NATO'nun görev tanımında yer almasa da küresel güvenliğin bölünmez bir bütün olduğu gerçeği yadsınamaz. Diğer taraftan, binlerce insanın canına mal olan Rusya-Ukrayna Savaşı da devam ediyor. Yaşanan bu trajedi İttifak için hayati bir önem taşıyor. Zira NATO'nun doğu kanadının tavizsiz bir biçimde savunulması bugüne dek hep en temel önceliklerden biri oldu ve şüphesiz öyle de kalmalı.

Erken yazılan ölüm fermanları ve NATO'nun direnci

Mevcut kriz sarmalının ortasında, miadını doldurduğuna dair ardı arkası kesilmeyen söylentilere ve zaman zaman dillendirilen kötümser senaryolara rağmen şunu söylemeliyiz ki NATO dağılmayacak. İttifak, tarihi boyunca defalarca “ağır hasta”, hatta “ölü” ilan edilmiş olsa da her defasında yeni dinamiklere hızla adapte olmuş ve varlığını sürdürmeyi başarmıştır.

Süregelen dönüşüm sürecinin bir parçası olarak NATO; Çin'deki ve Hint-Pasifik bölgesindeki dinamikler de dahil olmak üzere, küresel sahnedeki gelişmelerle yakından ilgilenmekte ve büyük bir stratejik önem arz etmektedir. Bu durum, ittifakın söz konusu coğrafyalarda askeri bir güç olarak doğrudan sahaya inme planları yaptığı anlamına gelmese de bir kez daha hatırlatmak gerekir ki küresel güvenlik bölünmez bir bütündür.

Kendi geleneksel rolü bağlamında ise ittifakın caydırıcı ve etkin konumunu koruması tek ve kesin bir şarta bağlıdır: Avrupalı müttefiklerin inisiyatif alarak, bilhassa savunma harcamaları hususunda ortak yükün çok daha büyük bir kısmını omuzlaması. Özellikle bu hususta, meseleye hangi açıdan bakarsanız bakın, ABD Başkanı Donald Trump haklıdır.

Türkiye'nin stratejik ağırlığı

Bölgedeki böylesine yoğun baskılar göz önünde bulundurulduğunda zirvenin bu yıl Türkiye'de düzenlenmesi kararı, ülkenin etkili statüsünün tam zamanında ve isabetli bir tescili niteliğindedir. Seksen milyonluk dinamik nüfusu ve son derece yetkin, devasa ordusuyla Türkiye, NATO’ya muazzam bir katma değer sunmaktadır. Türkiye’deki son zirvenin 2004'te gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, Türkiye'nin ev sahibi rolünü yeniden üstlenmesinin vakti çoktan gelmişti. Esasen söz konusu karar, Türkiye'nin küresel sahnede sahip olduğu özgül ağırlığın, yani taşıdığı siyasi ve askeri gücün açık bir kabulüdür. Dolayısıyla İttifak'ın kanatlarını etkin bir biçimde savunma hedefini daha da büyütmesi şarttır ve Türkiye, kurgulanan stratejinin tam merkezinde hayati bir rol üstlenmektedir.

Gelecek senaryosu: Güvenliğin "Avrupalılaşması"

Türkiye gibi kilit aktörlerin İttifak'ın kanatlarını güvence altına aldığı bir denklemde, NATO'nun gelecekte izleyeceği rota, Avrupalı müttefiklerin kendi güvenliklerinin külfetini artık bizzat sırtlandığı bir senaryo üzerine inşa edilmeli ve güçlü bir mutabakat zemininde şekillenmelidir. Bilhassa Trump tarafından ifade edilen ve giderek daha fazla yankı bulan “Avrupa'nın bir müttefik olarak çok daha fazlasını yapması gerektiği” düşüncesi bütünüyle geçerlidir.

Dolayısıyla, NATO'nun merkez komuta yapısında kademeli bir “Avrupalılaşma” görmemiz kuvvetle muhtemel. Nihayetinde Avrupa, ABD'nin doğrudan askeri desteğine tamamen bağımlı kalmadan kendini savunma kapasitesini giderek artırmak zorundadır. Öte yandan ise hedeflenen bu değişim, ancak İttifak'ın sağladığı nihai nükleer garantinin yürürlükte kalması ile mümkündür. Ortaklık bağlarının gücüne bakıldığında, bu hayati güvencenin aynen devam edeceğine hiç şüphe yok.

[Jaap de Hoop Scheffer, eski NATO Genel Sekreteridir.]

Bu yazı ilk kez AA Brifing dergisinin temmuz sayısında yayımlanmıştır.

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Konular:
Jaap De Hoop Scheffer
Haberi Paylaş

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Abonelik İşlemleri
logo

Değişen Dünyanın Habercisi

next-sosyalX/TwitterFacebookYouTubeInstagram

KURUMSAL

  • Tarihçe
  • Künye
  • Kalite Yönetim
  • Yayın İlkeleri
  • Habercilik ve KVKK İlkeleri
  • Sosyal Medya İlkeleri
  • Logolar
  • Gizlilik ve Çerez Politikası
  • Aydınlatma Metni
  • Yasal Uyarı
  • AA WhatsApp Kanalları
  • RSS
  • Gündem

İLETİŞİM

  • İletişim
  • Abonelik Talepleri
  • Yurt İçi Bürolar
  • Yurt Dışı Bürolar

Anadolu Ajansı © 2026

Google PlayApp Store
Mekke Anlaşması
ABD/İsrail-İran Savaşı
İsrail’in Gazze saldırıları
Önceki
Sonraki
Önceki
Silaha sarılmak Avrupa’yı kurtarır mı?

Silaha sarılmak Avrupa’yı kurtarır mı?

Sonraki

Ukrayna'nın saldırıları Rusya'nın enerji güvenliğini nasıl etkiliyor?

Ukrayna'nın saldırıları Rusya'nın enerji güvenliğini nasıl etkiliyor?

EN SON

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin paylaşım

Trendyol Süper Lig'de ilk hafta karşılaşmaları oynandı

Samsunspor ile Göztepe berabere kaldı

BM: Filistinlilere yardım için gereken 4 milyar doların çok az kısmı toplanabildi

İHH, İsrail ablukası nedeniyle insani krizin yaşandığı Gazze'de yardımlarını sürdürüyor

Emniyet Genel Müdürlüğünde terfi ve atamalar yapıldı

Tümünü Gör
podcast PODCASTTÜMÜNÜ GÖR
Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Bölgesel düzenin yeniden kuruluşu ve küresel güç rekabetinin gölgesi
Analiz ve görüşlerAnaliz ve görüşler
Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Bölgesel düzenin yeniden kuruluşu ve küresel güç rekabetinin gölgesi
Mekke Anlaşması güvenlik mimarisinde neleri değiştirecek?
Bir bakıştaBir bakışta
Mekke Anlaşması güvenlik mimarisinde neleri değiştirecek?
Nükleer güç yeniden yükseliyor: Dünya nereye gidiyor?
Analiz ve görüşlerAnaliz ve görüşler
Nükleer güç yeniden yükseliyor: Dünya nereye gidiyor?
Mekke Anlaşması Körfez’de dengeleri nasıl değiştirecek?
Mahreç: DünyaMahreç: Dünya
Mekke Anlaşması Körfez’de dengeleri nasıl değiştirecek?
Umman-İran müzakereleri ve Hürmüz’de güvenli geçiş arayışı
Analiz ve görüşlerAnaliz ve görüşler
Umman-İran müzakereleri ve Hürmüz’de güvenli geçiş arayışı