Analiz

'Mavi Kız' İran'da yeni bir tartışma başlattı

İran’da maç izlemek için stadyuma girmeye çalıştığı gerekçesiyle hapse mahkum edilmesine tepki olarak kendini ateşe verdiği öne sürülen Seher Hudayari’nin ölmesi, ülkede kadın haklarının yeniden yüksek perdede tartışılmasına neden oldu.

Mustafa Melih Ahıshalı   | 13.09.2019
'Mavi Kız' İran'da yeni bir tartışma başlattı

İstanbul

İran’da maç izlemek için stadyuma girmeye çalıştığı gerekçesiyle hapse mahkum edilmesine tepki olarak kendini ateşe verdiği öne sürülen Seher Hudayari’nin hayatını kaybetmesi, ülkede kadın hak ve özgürlüklerinin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu.

Yaklaşık on gün önce başkent Tahran’daki Devrim Mahkemesi önünde kendini ateşe veren İstiklal futbol takımı taraftarı Hudayari, yüzde 90 yanık tanısıyla aynı şehirdeki Mutahhari hastanesinde tedavi altına alınmıştı. 29 yaşındaki genç kız tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Pazartesi günü hayatını kaybeden Hudayari dün toprağa verildi. 

İstiklal Kulübü’nün forma rengi nedeniyle “Mavi Kız” olarak anılan Hudayari, mart ayında takımının Asya Şampiyonlar Ligi’nde Birleşik Arap Emirlikleri’nden El Ayn’la oynayacağı maçı seyretmek için Tahran’daki Azadi Stadyumu’na kılık değiştirerek girmeye çalıştığı sırada engellenmiş ve gözaltına alınmıştı. Veramin Hapishanesi’nde dört gün tutulduğu öne sürülen Hudayari’nin hakkında dava açılarak şartlı serbest bırakıldığı da gelen haberler arasında.

İran basınında yer alan haberlere göre Hudayari'nin, geçen hafta Tahran’daki Devrim Mahkemesinde hakkındaki davayla ilgili yaptığı görüşmeler esnasında 6 ay hapis cezasına çarptırılacağını duyduğu ve bunun üzerine bina önünde kendini yaktığı ifade ediliyor.

Hudayari’nin yaşamını yitirdiği haberleri toplumun geniş kitleleri tarafından tepkiyle karşılanırken olay sosyal medyada hızla yayıldı. Artan tepkiler üzerine Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve hükümet kanadından tansiyonu düşürmeye yönelik açıklamalar geldi.

Hudayari’nin yaşamını yitirdiği haberleri toplumun geniş kitleleri tarafından tepkiyle karşılanırken olay sosyal medyada hızla yayıldı. İran medyasına yansıyan ilk açıklama İran Yargı Erki Haber Ajansı’ndan geldi. Söz konusu ajans tarafından yapılan yazılı açıklamada, Hudayari’nin konuyla ilgili mahkumiyetinin bulunmadığı belirtildi.

Olayın yankıları #bluegirl etiketiyle (hashtag) yurt dışında da hızla yayılmaya başladı. Artan tepkiler üzerine Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve hükümet kanadından tansiyonu düşürmeye yönelik açıklamalar geldi.

 İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii “Hükümet, kadınların stadyumlara girmesini olumlu karşılıyor. Spor Bakanı tarafından yapılan açıklamada olduğu gibi kadınların milli ve lig maçlarını stadyumda seyretmeleri için fiziki şartlarla ilgili çalışmalar tamamlandı” dedi.

“Halkın üzüntülerini arttırmayın”

Çarşamba günü düzenlenen kabine toplantısında Ruhani’nin “halkın üzüntülerini arttırmayın” ifadeleri, “dolaylı olarak Hudayari’ye destek” şeklinde yorumlandı. İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “Hükümet, kadınların stadyumlara girmesini olumlu karşılıyor. Spor Bakanı tarafından yapılan açıklamada olduğu gibi kadınların milli ve lig maçlarını stadyumda seyretmeleri için fiziki şartlarla ilgili çalışmalar tamamlandı,” dedi. İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Vaizi’nin “halihazırda kadınların stadyumlarda maç izlemeleri uygun değil” şeklinde anlaşılan ifadeleri kafaları karıştırsa da, bir sonraki konuşmasında Vaizi, konuyla ilgili hükümetle aynı çizgide olduğunu duyurdu.

İran devlet televizyonuna çıkan Mavi Kız’ın babası Haydar Ali Hudayari, “hiçbir şekilde tehdit edilmediğini” söylediği konuşmasında, kızının psikolojik sorunları olduğunu ve çabuk sinirlenen bir kişiliğe sahip olduğunu belirtti. Ayrıca kendisinin savaş gazisi olduğunu ve “rejime bağlı bir kişi” olduğunu deklare etti.

“Biz korkağız”

Ülke içi ve dışı birçok takım ve futbolcudan Hudayari’nin vefatı dolayısıyla teselli ve destek mesajları geldi. Taraftarı olduğu İstiklal Futbol Kulübü’ne ait Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Canımız Seher, İstiklali’ni desteklemek için stadyuma gitmesi nedeniyle 6 ay hapis cezası alınca kendini yaktı. Siyaset bunu ona yasaklamasına rağmen o bizi destekledi. Ancak biz onu desteklemek için ne yapabiliriz? Kesinlikle hiçbir şey. Bizler birer korkağız" ifadeleri kullanılırken, ülkede en çok taraftara sahip iki takımdan Persepolis ve Traktör de ayrı ayrı başsağlığı mesajı yayınladı.

Barcelona ve Chelsea’den başsağlığı mesajı

İspanya’dan Barcelona Futbol Kulübü’ne ait sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Hudayari’nin ölümünden duyulan üzüntü dile getirildi. Söz konusu açıklamada, “Futbol herkes için bir oyundur. Erkekler ve kadınlar, herkes, stadyumlarda oyunun tadını çıkarmalıdır,” ifadeleri kullanıldı. Yine İngiltere’nin Chelsea takımına ait Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Bizler, Seher Hudayari’nin vefat haberine çok üzüldük. Futbol herkesin oyunudur. Stadyumların herkese açılması gerektiğine inanıyoruz,” sözlerine yer verildi.

“Hepimiz sorumluyuz” 

İran Meclisi Tahran Milletvekili ve Kadın Grubu Başkanı Pervane Silahşör ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Hepimiz sorumluyuz” ifadelerini kullandı.

Reformistlere yakınlığıyla bilinen Silahşör, “O sadece ‘Mavi Kız’ değildi. O, kadınların sorumluluklarını belirleyen ve en basit insani bir hakkın dahi erkeklerden alındığı ayrıca kadınlara zulmeden erkeklere destek veren İran’ın kızıydı. Hepimiz kendini yakan ve hapislerdeki Seher’lerden mesulüz” şeklinde değerlendirdi.

“Adalet ve izzet kapılarını kapalı görüyordu”

Bir diğer İranlı reformist siyasetçi Mustafa Taczade de sosyal medya hesabından “genç neslimiz Talibanvari yaklaşımlara pirim vermemektedir,” açıklamasında bulundu.

Taczade şu ifadeleri kullandı:

“Eğer Seher’in ölümü dar görüşlü insanları kendilerine getirmeyecekse gök paramparça olsun. Birilerinin Allah’a, topluma ve dünyaya bakış açıları orta çağ döneminden kalmaysa bilsinler ki genç neslimiz Talibanvari yaklaşımlara pirim vermemektedir. Mavi Kız’ın ölümü, stadyumların kapılarını toplumun her kesimine açmalı ve onu (Seher), adalet talebiyle kendini yakan son vatandaş yapmalıdır. Çünkü o, sadece Azadi Stadyumu’nun kapılarını kendisine kapalı görmüyordu; adalet, izzet ve güvenlik kapılarını da kapalı görüyordu.”

“Bu üzücü olayın sorumlusu kim?”

İran Milli Takımı ve İstiklal Futbol Kulübünün eski oyuncusu Muhammed Takavi, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında olayla ilgili üzüntüsünü dile getirdi.

Takavi, “İran futbolunun Mavi Kız’ının ölümü herkesi üzmüştür. Bu üzücü olayın sorumlusu kim? Bu genç kızın tek arzusu kendi takımının maçını stadyumda izlemekti. Ruhun şad olsun ve sana yardım edemeyen bizlere yazıklar olsun.” ifadelerini kullandı.

İran’ın önde gelen futbolcularından Cevad Kazımi de sosyal medyada paylaştığı “Bizi affet” mesajıyla tepkisini ortaya koydu.

Neden yasak?

İran yasalarında kadınların stadyumda futbol maçı seyretmelerini engelleyen bir madde bulunmuyor. Bazı muhafazakar din adamlarının bu konudaki yasakçı açıklamaları, kadınlarla stadyumlar arasında görülmez bir duvar oluşmasına neden oluyor. Her ne kadar söz konusu uygulama reformistler tarafından “keyfi” olarak değerlendirilse de bu, emniyet güçlerini ve yargı mensuplarının geri adım atması için yeterli olmuyor.

Kum Cuma imamı Muhammed Saidi, 1 Kasım 2017 günü Cuma hutbesinde yaptığı konuşmada taklit mercii din adamlarının kadınların stadyuma girmelerini uygun görmediğini, hükümet yetkililerinin bu konu üzerine gidecekleri yerde ülkenin diğer sorunlarıyla ilgilenmeleri gerektiğini söylemişti.

İran Meclisi Vatandaşlık Grubu başkanı Abdülkerim Hüseyinzade, geçen yıl 1 Nisan günü İran Meclisi Haber Ajansı’na verdiği demecinde kadınların stadyumlarda maç seyretmelerinin vatandaşlık hakkı olduğunu söylemişti.

Geçtiğimiz yıl ise İran’da 39 yıl aradan sonra bir ilk yaşanmış ve kadın taraftarlar geçen yıl 21 Haziran günü ilk kez bir stadyumda, dev ekrandan maç izlemişti. 2018 Dünya Kupası’nda Rusya’da İspanya ile karşılaşan İran, gruptan çıkabilmek için mücadele verirken, Tahran’da kadınlar bu maçı erkeklerin de bulunduğu Azadi Stadyumu’nda dev ekranlardan seyretmişti. Yine aynı müsabakalar kapsamında 17 Ekim’de milli takımın Bolivya’yla oynadığı maçı da kadınlar aynı stadyumda izleme imkanı buldu. Her ne kadar bazılarına göre bu iki maç, kadınların stadyumlara girme yasağının kırılması olarak değerlendirilse de bunun devamı gelmedi.

Tasnim Haber Ajansı’na göre, taklit mercii Ayetullah Safi Gülpayagani geçen yıl 28 Haziran günü yaptığı konuşmada, “Kadınların futbol seyretmek için statlara gitmeleri iftihar edilecek bir şey değil. Kadın ve erkek sınırları korunmalıdır” diyerek konuyla ilgili dini mercilerin bakış açısını ortaya koymuştu.

Yine Hamaney’in Devrim Muhafızları Ordusu’ndaki (DMO) temsilcisi Abdullah Hacı Sadıki geçen yıl 19 Ekim günü Tasnim Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, kadınların stadyumlara gitmesine muhalefet etmiş ve söz konusu fiiliyatı “günaha giriş” olarak yorumlamıştı.

Bir ay önce de Etemadonline haber sitesi tarafından ülkenin taklit mercilerinden Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi’ye hitaben yazılan mektupta kadınların statlara girmeleri soruldu. Söz konusu mektupta, “Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından yapılan açıklamada, kadınların statlara alınmamaları durumunda uluslararası maçlarımızın askıya alınacağı belirtiliyor. Spor Bakanımız, stadyumların kadınların gelmesine uygun bir şekilde tadilatlarının yapıldığını ifade ediyor. Kadınlar, milli maçları ve lig maçlarını statlarda seyredebilirler mi?” ifadeleri kullanıldı.

Çarşamba günü hükümet üyelerinin izah ettikleri “Statların tadilatlarının bittiği” ifadesi, bu mektupta bir ay önce sorulmuştu.

Ayetullah Mekarim Şirazi cevabında kadınların girişlerini açıkça yasaklıyor:

“Statlardaki hakim atmosfer kadınların buralarda bulunmaları için uygun değildir. Gençlerin bir arada olmasıysa şüphesiz ahlaki ve sosyal birçok sorunun kaynağıdır. Bazı spor dallarında erkekler uygun bir şekilde örtünmemektedirler. Buna binaen, kadınlar bu gibi ortamlarda bulunmaktan kaçınmalıdırlar. Bu gibi programları medyadan takip edebilirler. Onların orada bulunmasına gerek yoktur.”

İran’da halkın bir kısmının yanı sıra devlet yetkililerinin mezhebi açıdan uymakla yükümlü olduğu taklit mercilerinin fetvaları bir taraftan, ülke lideri Ayetullah Ali Hamaney’in temsilcileri niteliğinde olan cuma namazı imamlarının açıklamaları da diğer taraftan yasağın bir tür mahalle baskısına dönüşmesine neden olmakta. Devlet adamları bu veya benzer konularda din adamlarından uygunluk belgesi almadan bir iş yaparak riske girmek istemiyorlar.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın