Euro
7.39
Dolar
6.78
BIST 100
92,949.95
Altın
1,653.54
Analiz, Podcast

KYB’nin yeni eş başkanları Irak Kürtlerini nasıl etkiler?

Başkanlık Kurulunda önemli sandalye edinen Talabani ailesi üyelerinden eş başkanlığa iki kuzen Talabani’nin gelmesi, KYB’nin 42 yıl aralıksız liderliğini yapan Celal Talabani’den sonra, ailenin, partinin kontrolünü tekrar ele geçirdiğini gösteriyor.

Bekir Aydoğan   | 20.02.2020
KYB’nin yeni eş başkanları Irak Kürtlerini nasıl etkiler?

İstanbul

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) ikinci büyük partisi Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) eş başkanlığına Irak eski Cumhurbaşkanı ve KYB’nin kurucu lideri Celal Talabani’nin büyük oğlu Bafel Talabani ve yeğeni Lahur (Şeyh Cengi) Talabani’nin seçilmesi, KYB içi dengelerde ve IKBY’nin iç ve dış politikasında yeni bir döneme kapı aralayabilir.

Celal Talabani’nin 2012’de rahatsızlanması parti içi ayrışmaları tetiklemiş ve 2017’de hayatını kaybetmesi sonrası yaşanan parti içi liderlik krizi ise 2006’da KYB’den ayrılan ve Goran (Değişim) Hareketi’ni kuran Noşirvan Mustafa örneğinde olduğu gibi, bölünmelerin yaşanması ihtimalini doğurmuştu. Talabani’nin hastalanması, vefatı ve parti içi liderlik yarışı nedeniyle beş yıl gecikmeli kongresini geçtiğimiz Aralık’ta yapan KYB, parti yönetim sisteminde değişikliğe giderek Genel Başkanlık Kurulu ve Yüksek Siyasi Kurul üyelerini seçmişti. Kongrede KYB’nin eski Genel Sekreteri Birinci Yardımcısı Kosret Resul Ali, Yüksek Siyasi Kurul Başkanı olarak seçilirken, 124 Genel Başkanlık Kurulu üyesinden 93’ünün katıldığı dünkü toplantıda ise 92 oyla iki kuzen Bafel ve Lahur Talabani eş başkan seçildi.

KYB’yi yeniden Celal Talabani dönemindeki gücüne eriştirmek isteyen eş başkanlar, KDP ile gerginliği sürdürmeleri durumunda, bütçe ve enerji ihracatı, tartışmalı bölgeler, anayasa ve peşmergenin statüsü gibi konularda Bağdat’a karşı IKBY’nin elini zayıflatabilir.

KYB’de parti içi dengeler

Yönetim sisteminin değiştirilerek, 2017’deki bağımsızlık referandumuna desteği ve Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) yakınlığı eleştirilen partinin güçlü figürlerinden Kosret Resul’ün Yüksek Siyasi Kurul başkanı yapılması, Talabani ailesinin parti liderliğindeki en büyük rakibini ekarte etmesini sağladı. Partinin bir diğer güçlü figürü olan Irak’ın KYB’li Cumhurbaşkanı Berham Salih’in parti lideri seçilebileceği konuşulmuş olsa da, Talabani ailesinin, 2018’de KYB’den ayrılarak parti kuran Salih’i, Cumhurbaşkanlığı makamı karşılığında KYB’ye geri kazandırdığı ama Bafel ve Lahur’un liderliğine ikna ettiği görülüyor.

Ayrıca, Süleymaniye merkezli KYB’nin rakibi olan Erbil merkezli KDP’de, parti tarihi boyunca yetiştirilecek yeni liderlerin, partinin istihbarat biriminden gelmesine özen gösterildiği değerlendirilebilir. Zira, Mesut Barzani’nin, babası Mustafa Barzani’nin KDP lideri olduğu dönemde, 1967’de, partinin şu anki istihbarat birimi olan Parastin’in kurucuları arasında yer aldığı ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin de önceki görevi olarak IKBY Güvenlik Ajansı Müsteşarlığını yürüttüğü biliniyor. Dolayısıyla, İngiliz ve Fransız Özel Kuvvetlerince eğitilen Bafel ve ABD’nin istihbarat toplama ve askeri operasyonlar eğitimini alan Lahur’un, hem KYB’ye ait Terörle Mücadele Örgütünü birlikte kurduğu hem de yine KYB’nin istihbarat örgütü Zanyari’ye başkanlık ettikleri hatırlandığında, IKBY’deki ikili sistemin parçası olan KDP ve KYB’nin istihbarat birimlerine yükledikleri anlam da öne çıkıyor.

Bünyesinde demokrat, sol eğilimli, sosyalist ve seküler grupların olduğu KYB’nin eş başkanlığına iki genç Talabani ailesi üyesinin seçilmesi, KYB’nin yıllarca Erbil ve KDP’ye yönelik aile partisi oldukları yönündeki eleştirilerinin benzerlerinin KYB’ye de yapılacağı anlamına geliyor.

Öte yandan, Mustafa Barzani, Mesut Barzani, Celal Talabani ve Noşirvan Mustafa gibi KDP-KYB-Goran liderlerinin peşmergelikten geliyor olması, şüphesiz liderlik seçiminde peşmerge üzerinde etkisi olan isimlerin öne çıktığını da gösteriyor. Buna rağmen, KYB peşmergesi üzerinde önemli bir etkisi olan Kosret Resul’ün, liderlik için bu kartı öne sürmemesi ise hem parti içi çatışmaları önlemek hem de halihazırda Erbilli kimliği ve KDP’ye yakın olmakla eleştirilmesi nedeniyle Süleymaniye’de güç kaybetmek istememesinden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca, İranlı General Kasım Süleymani’nin, bağımsızlık referandumu kararından vazgeçmemesi halinde, Resul’un taziyesine geleceği tehdidinde bulunduğu yönündeki iddialar, İran’ın Talabani ailesi ile uzun yıllara dayanan ilişkileri ve Bafel’in KYB kongresi öncesi İran İstihbarat Bakanı Mahmud Alevi ile görüştüğü iddiaları dikkate alındığında, Resul’un liderlik için fazla bir seçeneği olmadığı anlaşılabilir. KYB’nin referandumu destekleyen Kerkük eski Valisi Necmeddin Kerim ile birlikte Resul için, referandum sonrasında Irak’ın tutuklama kararı çıkarttığı hatırlanırsa, KYB’nin yeni liderinin Bağdat ile gerilim yaşayan bir isim olmasını istemeyeceği de tahmin edilebilir.

Başkanlık Kurulunda önemli sayıda sandalye edinen Talabani ailesi üyelerinin varlığı ve eş başkanlığın iki kuzen Talabani’ye verilmesi, KYB’nin 42 yıl aralıksız liderliğini yapan Celal Talabani’den sonra, ailenin, partinin kontrolünü tekrar ele geçirdiğine işaret ediyor. Talabani’nin 2012’de hastalanması sonrası krize giren KYB’nin, Talabani’nin 2017’de ölümünden sonra lider seçmek için üç yıl beklemesi, parti içi liderlik yarışının ne kadar yoğun olduğunu ve Talabani ailesinin liderliği alana kadar bu seçimi ertelemeyi başardığı şeklinde yorumlanabilir. Öte yandan, 1975’te kurulduğu günden Talabani’nin ölümüne kadar parti genel sekreterliğinin tek kişi tarafından yürütüldüğü partide eş başkanlığa geçilmesi, 47 yaşındaki Bafel ve 45 yaşındaki Lahur’un, rekabetin sürdüğü parti içi fraksiyonlar tarafından, tek başlarına yetersiz görülmeleri ihtimalini önleme hamlesi olarak da okunabilir.

Aile-aşiret bağlarının güçlü olduğu, muhafazakâr ve geleneksel bir yapıdaki KDP’nin, kurulduğu 1946’dan bugüne Barzani ailesinin mutlak kontrolü altında bulunması, diğer siyasi partilerin KDP’nin bir aile partisi olduğu eleştirilerine neden oluyor. Zira, uzun yıllar KDP’nin politbürosunda görev alan Celal Talabani’nin en büyük eleştirilerinden biri, Barzanilerin KDP’yi aile partisi şeklinde yönettiği olmuştu. Öte yandan, bünyesinde demokrat, sol eğilimli, sosyalist ve seküler grupların olduğu KYB’nin eş başkanlığına iki genç Talabani ailesi üyesinin seçilmesi ise Süleymaniye ve KYB’nin yıllarca Erbil ve KDP’ye yönelik aile partisi oldukları yönündeki eleştirilerinin benzerlerinin KYB’ye de yapılacağı anlamına geliyor.

Mevcut ikili yönetimin ürettiği gerginlik ve referandum sonrası karşılıklı suçlamaların yaşandığı KDP ve KYB liderleri arasındaki ilişkilerin çatışmalı doğası dikkate alınırsa, Bafel ve Lahur’un eş başkanlığında iki parti arasında rekabetin devam edeceği tahmin edilebilir.

KYB’nin iç ve dış politikasına etkisi

Müzakere ve ikna yeteneklerini babasından aldığı belirtilen Bafel, babasının hastalandığı ve KYB içi kliklerin parti yönetiminde anlaşmazlığa sürüklendiği 2012’den itibaren hem parti içinde hem de IKBY siyasetinde artan etkisiyle adından söz ettirir oldu. KYB’nin dağılma belirtileri gösterdiği 2016’da parti kliklerini bir araya getirmek için çabalayan Bafel, Goran ile de ortaklık müzakereleri yürüterek, Erbil’deki KDP’yi dengelemek adına ortak bir Süleymaniye cephesi çıkarmaya da çalıştı. Referandum sonrası Kerkük’ün Irak kontrolüne girmesi nedeniyle “Kerkük’te 16 Ekim gecesinde olanlar bazı siyasetçilerin tek taraflı eylemleriyle gerçekleşen büyük bir ihanettir” diyen Mesut Barzani’nin, isim vermeden Bafel ve Lahur’u Kürtlere “ihanet etmek” ve İranlı yetkililerle anlaşma yapmakla suçladığı biliniyor. Zira, Kerkük valiliği görevinden referandum sonrası uzaklaştırılan ve KDP’ye yakın olduğu bilinen eski KYB politbüro üyesi Necmeddin Kerim, Irak ordusunun Kerkük operasyonundan bir gün önce, Bafel, Lahur ve Araz Talabani’nin, Kasım Süleymani’nin temsilcisiyle görüştüğünü ve Irak ordusunun Kerkük’e girdiğinde peşmergenin savaşmaması konusunda anlaştıklarını iddia etmişti. Suçlamaları temelsiz olarak değerlendiren Bafel ise KYB peşmergelerinin büyük kayıplar sonrası Kerkük’ten çekilmek zorunda kaldığını ve referandum kararının ise büyük bir hata olduğunu belirtmişti.

Öte yandan, KDP’nin birinci, KYB’nin ikinci ve Goran’ın üçüncü geldiği 2018 seçimleri sonrası üç parti ile Türkmen ve Hristiyanların yer aldığı koalisyon hükümetine ve ortak parlamentoya rağmen, IKBY’de uzun yıllardır eleştirilen ikili sistem devam ediyor. Barzani ailesinin liderliğindeki Erbil merkezli KDP ile Talabani ailesinin etkisindeki Süleymaniye merkezli KYB’nin yönettiği IKBY’de, iki partinin kendilerine ait istihbarat, peşmerge, polis ve kurumlarının olduğu ikili şehir devleti yapısı hâkim. Renklerini partilerin bayraklarından alan, KDP’nin sarı ve KYB’nin yeşil bölgesi arasındaki geçişler dahi bölgede iki farklı yönetimin sürdüğünü gösterirken, iki bölge arasındaki geçişler kimi zaman partiler arası çatışmaları da ateşleyebiliyor. Geçtiğimiz Eylül’de Mesut Barzani’ye küçük düşürücü sözler söylediği iddiasıyla KYB’li komutan ve parti başkanlık konseyi üyesi Mahmut Sengavi’nin Erbil’e alınmaması sonrası yaşanan krizde, önce Süleymaniye’de KDP binasına, akabinde ise Erbil’deki KYB binasına ateş açılması, bölgedeki ikili yönetimin oluşturduğu zafiyetin ve gerginliğin net bir örneği olmuştu.

Mevcut ikili yönetimin ürettiği gerginlik ve referandum sonrası karşılıklı suçlamaların yaşandığı KDP ve KYB liderleri arasındaki ilişkilerin çatışmalı doğası dikkate alınırsa, Bafel ve Lahur’un eş başkanlığında iki parti arasında rekabetin devam edeceği tahmin edilebilir. KYB içi ve Goran ile müzakerelerle dikkat çeken Bafel’in, Mesut Barzani’nin referandum kararına muhalefet etmesi, Kerkük’ten çekilme konusunda İran ile anlaştığı yönündeki iddialar ve KDP’nin adayına karşı KYB’nin adayı Berham Salih’in Irak cumhurbaşkanı seçilmesindeki başarısı dikkate alınırsa, yeni dönemde KYB’nin KDP karşısında güç toplamaya çalışacağı değerlendirilebilir. Lahur ve Bafel’in güçlü bir KDP karşısında iç politikada etkili olmak için, KYB içi ayrışmaları sonlandırmaya çalışması, Goran ve Yeni Nesil Hareketi başta olmak üzere Süleymaniye merkezli partilerle işbirliği arayışına girmesi ve Bağdat yönetimi ile bağımsızlık söyleminden uzak ve Irak’ın istikrarlı bir parçası olma merkezli politika geliştirmesi beklenebilir. Celal Talabani’nin ölümünden sonra, 2018’de, Demokrasi ve Adalet Koalisyonu’nu kurarak, Süleymaniye’de KYB’ye güçlü bir potansiyel rakip çıkaran Berham Salih’in KYB’ye geri kazandırılması ve referandum sonrasında Bağdat-İran ile yürütülen görüşmeler, yeni eş başkanların müzakere yeteneklerine işaret olarak da okunabilir.

Buna rağmen, KYB’yi yeniden Celal Talabani dönemindeki gücüne eriştirmek isteyen eş başkanlar, KDP ile gerginlikleri devam ettirmeleri durumunda, bütçe ve enerji ihracatı, tartışmalı bölgeler, anayasa ve peşmergenin statüsü gibi konularda Bağdat’a karşı IKBY’nin elini zayıflatabilir. Zira, referandum sonrası dış baskılar ve içeride artan muhalefet karşısında Mesut Barzani başkanlıktan istifa etse de, Bağdat ile tartışmalı bölgeler arasında yer alan ve IKBY’nin enerji gelirlerinin yaklaşık yüzde ellisini oluşturan Kerkük’ün kaybı ve karşılıklı ihanet suçlamaları altında iç çatışmanın eşiğine gelinmesi, Irak Kürtlerini referandum öncesi kazanımlarının çok gerisine itti.

Öte yandan, Geçtiğimiz Kasım ayında, Süleymaniye’de, terör örgütü PKK/YPG liderlerinden "Mazlum Kobani" kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile görüşen Lahur Talabani’nin, geçmişte, Suriye’nin Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinde YPG’ye ABD desteği verilmesinde aracı olduğu ve KYB’nin de ABD üzerinden YPG’ye silah gönderdiği iddia edilmişti. Daha önce PKK’nın Süleymaniye’deki faaliyetleri nedeniyle Türkiye ile KYB’nin ilişkileri kesilme noktasına gelmiş ve 2017’de KYB’nin Türkiye temsilcisi Bahroz Galali’nin ülkeyi terk etmesi istenmişti. 2018’de, PKK’nın bölgedeki siyasi ayağı olarak faaliyet yürüten Tevgera Azadi’nin ofislerinin KYB tarafından kapatılması ve Berham Salih’in 2019’daki Türkiye ziyareti sonrası, bölgeye yönelik uçak seferleri yasağı da kaldırılmıştı. PKK ile ilişkilerin Süleymaniye ve KYB’ye de zarar vereceği dikkate alındığında, Lahur’un, KYB’nin eş başkanı olarak PKK/YPG ile ilişkilerini kesmesi gerekiyor.

Türkiye'nin dengeleyici pozisyonu bölge için istikrar

IKBY’de, KDP’li liderlerin, artan İran etkisini dengelemek için ABD ve Türkiye ile ilişkilerin yanı sıra Körfez ülkelerini de denge politikasının bir parçası olarak değerlendirmek istediği görülüyor. Zira, IKBY’nin KDP’li Başbakanı Mesrur Barzani ve Başkanı Neçirvan Barzani, geçtiğimiz Kasım ayında, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde görüşmüştü. Haziran’da ise KDP lideri Mesut Barzani, Erbil’de, Suudi Arabistan’ın Orta Doğu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Samir es-Sebhan ile bir araya gelmişti. Geleneksel olarak KYB ile iyi ilişkileri olan İran’ın, Ocak ayında, ABD’nin Irak’taki üslerinin yanı sıra Erbil’deki ABD üssünü de hedef almasının, İran’ın, IKBY’ye ve özellikle KDP’ye, ABD ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde bir uyarı niteliği taşıdığı değerlendirmesi yapılmıştı.

İran’ın, iyi ilişkilere sahip olduğu Talabani ailesinin iki üyesinin KYB eş başkanlığına gelmesinden memnun olması şaşırtıcı olmayacaktır. Buna rağmen, İran’ın ilişki kurduğu aktörleri nüfuzu altına alma ve müdahalecilik alışkanlığı nedeniyle, KYB’nin yeni yönetiminin aktör çeşitliliğine gitmesi gerekiyor. Hem ABD-İran hem de İran-Körfez gerginliğinin IKBY’de ve siyasi partiler arası ilişkilerde oluşturacağı istikrarsızlığa karşı Türkiye’nin dengeleyici pozisyonu bölge için istikrar anlamına gelir. KYB’nin yeni yönetimi, İran’ın müdahaleciliğinden uzak, bölge petrolünün dünyaya ihraç edildiği ve Batı’ya açılan kapı niteliğindeki Türkiye ile ilişkilerini geliştirmenin yollarını arayarak hem KDP’nin Türkiye ile kurduğu ilişkiler üzerinden elde ettiği avantajı hem de İran etkisini dengeleyebilir.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın