Dolar
43.64
Euro
52.04
Altın
5,060.12
ETH/USDT
1,948.00
BTC/USDT
66,911.00
BIST 100
13,885.99
Analiz, Analiz-Filistin

İsrail'in ihlalleri gölgesinde Gazze'de ateşkeste son durum ne?

Netanyahu, soykırım yaparak başaramadığı “Gazze’nin nüfusunun azaltılması” hedefine, ateşkes döneminde ve tüm dünyanın gözü önünde ulaşmaya çalışıyor.

Dr. Yusuf Bahadır Keskin  | 11.02.2026 - Güncelleme : 11.02.2026
İsrail'in ihlalleri gölgesinde Gazze'de ateşkeste son durum ne? Fotoğraf: Ali Jadallah/AA

İstanbul

Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Bahadır Keskin, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasında İsrail'in ihlallerini ve mevcut insani durumu AA Analiz için kaleme aldı.

***

İki yılı aşan İsrail soykırımının ardından Gazze’de varılan ateşkesin ikinci aşamasına geçildi. Diplomatik girişimler sonuç vermiş görünse de sürecin işleyişiyle alakalı tartışmalar sürüyor ve sahadaki gerçekliğin tam anlamıyla değiştiğini söylemek mümkün değil. Zira İsrail Gazze’de sivilleri hedef almaya ve insani yardımları kısıtlamaya devam ediyor. Batı Şeria’daki saldırganlık ve işgal arayışları da hız kazanmış durumda. Ateşkesin uygulanmasıyla alakalı İsrail merkezli ciddi sorunlar yaşanıyor.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

İsrail ihlallerinin perde arkası

Ateşkesin ikinci aşaması Gazze için kağıt üzerinde bir sükunet ortamı vadetse de resmi kaynaklar İsrail’in “nokta operasyonlar” adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı saldırılarında 10 Ekim’den bu yana 581 Filistinliyi öldürdüğünü, 1553 kişiyi ise yaraladığını ortaya koyuyor. Gazze kent merkezindeki sivillere yönelik müdahaleler ve Refah Sınır Kapısı'nın “operasyonel işlevsellikten uzak” bir şekilde hizmete girmesi, İsrail’in ateşkesi de suistimal ettiğini ve araçsallaştırmaya çabaladığını gösteriyor. Sahadaki hareketlilik konvansiyonel bir çatışma olmasa da İsrail bu saldırılarla sivil halk üzerinde bitmek bilmeyen bir “belirsizlik iklimi” yaratma arayışında.

Konuyla yakından ilgilenen uluslararası kamuoyunu yanıltmak için stratejik bir sessizlik ekosistemi oluşturulmuş durumda. Yani Gazze’deki durumu tarafsız şekilde aktaracak medya unsurlarının Gazze’ye girişine izin verilmezken, İsrailli yetkililer “otosansür” uygulayarak “uluslararası basına ateşkes ve diplomatik süreçlerle uyumlu” mesajlar veriyor. Ulusal düzeyde ise durum bambaşka; “ateşkes olmadığı”, bu süreçteki uygulamaların “sembolik bir gösteri” olduğu ve Gazze’yi her an yeniden tam kapsamlı işgal planlarının masada hazır bulunduğu açıkça vurgulanıyor.

Gazze’nin altyapı krizi

İslam aleminin mübarek ramazan ayına sayılı günler kala Gazze’de 8 Ekim 2023’teki İsrail saldırılarıyla başlayıp hızla derinleşen insani kriz etkilerini koruyor. 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesine rağmen henüz çözümün çok uzağındayız. Ateşkes kapsamında kararlaştırılan ve Gazze’deki halkın hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyulan asgari miktarı gösteren bir referans noktası olan günlük 600 tır yardım girişinde aksaklıklar yaşanıyor. İsrailli aşırı sağcı siyonistlerin, rakamın günlük 200 tıra çekilmesine yönelik söylemleri endişe verici. Zira bu rakamın azaltılması düşünülemeyeceği gibi mevcut akışın kesintisiz şekilde sürdürülmesi gerekiyor. Gıda, ihtiyaç ve inşaat malzemelerinin Kerem Şalom sınır kapısından Gazze’ye girişi, resmi olarak “askeri amaçla kullanılabileceği” bahanesiyle engellenmeye devam ediyor. Salgın hastalıkların yayılmasının önüne geçilebilmiş değil.

Saldırılar sürecinde çöken sağlık ve su arıtma sistemlerinin onarılabilmesinin önündeki İsrail engellemeleri de sürüyor. Tıbbi ihtiyaçlara ilişkin ihtiyaç hala kırmızı alarm seviyesinde. Laboratuvar malzemeleri ve kan bankaları ihtiyaç duyulan malzemelerin yaklaşık yüzde 80’ine ulaşamadığı için operasyonel kriz yaşıyor ve birçoğu kapanma riskiyle karşı karşıya. İsrail’in saldırıları dolayısıyla ameliyathaneler, yeni doğan ve yoğun bakım üniteleri başta olmak üzere neredeyse duran sağlık hizmetleri, ateşkesin dördüncü ayına girilmesine rağmen tekrar aktif edilebilmiş değil. Çoğunluğunu çocuklar, yaşlılar ve ağır yaralıların oluşturduğu yaklaşık 20 bin hasta, tedavi amacıyla Gazze dışına çıkmak için işgalci İsrail’in onayını bekliyor. İkinci aşamaya geçilmesine rağmen İsrail’in Refah Sınır Kapısı'na yönelik eylemleri hem geçişin etkin kullanımının hem de barışın önündeki en büyük engel.

Jeopolitik kördüğüm: Refah Sınır Kapısı

İsrail tarafından işgal edildiği Mayıs 2024’ten bu yana kapalı tutulan Refah Sınır Kapısı'nın 2 Şubat itibarıyla ateşkes şartları kapsamında iki yönlü olarak açıldığı duyurulsa da geçişler bir hayli kısıtlı tutuluyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) taleplerine rağmen insani yardım girişlerine müsaade edilmiyor. İsrail’in açlığı Gazzeliler üzerinde bir silah olarak kullanarak geçişleri “ödül-ceza” sistemine bağlaması, ateşkesin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor. Günde yaklaşık 150 kişinin Gazze’den ayrılmasına ve “savaş sırasında ayrılmış” 50 kişinin girişine müsaade ediliyor. Resmi olmayan bazı kaynaklara göre saldırılar esnasında Gazze’den ayrılan 80 bin Filistinli geri dönmek için başvuru yaptı fakat söz konusu sisteme göre bu kişilerin geri dönebilmesi için yaklaşık 240 bin insanın Gazze’yi terk etmesi isteniyor. Sınır kapısından geçişler esnasında İsrail, gözetim sistemleri kullanarak uzaktan güvenlik kontrolü yürütecek. Ayrıca, Mısır yönetimi sınırı geçenlerin listesini İsrail’e günlük vaziyette ulaştıracak. İsrail’in sınır tanımayan talepleri burada bitmiş değil, Refah Kapısı'nı kullananların pasaportlarına “Filistin Devleti” yerine “Barış Kurulu” damgası vurulması, görevli personelin resmi Filistin Devleti üniforması giymemesi ve ulusal egemenliği yansıtan herhangi bir sembol taşımaması gibi maksimalist talepler ortaya atılıyor.

“Pasif sürgün” mekanizması

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve kabinesi, ateşkese dair yol haritasının sağlıklı şekilde uygulanabilmesinin önündeki en önemli engel olma vasfını koruyor. Ateşkesin perde arkasında; Gazze’nin silahsızlandırılması, insani yardımların sağlıklı şekilde sürdürülmesi ve Refah Sınır Kapısı'nın işletilmesi başlıklarını çıkmaza sürükleyerek, jeopolitik bir kördüğüm yaratma stratejisi mevcut. Yardımların girişini engellemek ve insan giriş çıkışını son derece kısıtlı hale getirmek suretiyle Gazze’nin “yaşanmaz” hale getirilmesi amaçlanıyor. Söz konusu “pasif sürgün” mekanizmasının işletilebilmesi için Refah Sınır Kapısı'nın, insani yardım geçişlerine müsaade etmeden sadece bireysel tahliyeler için kullanılması amaçlanıyor. Kısaca Netanyahu, soykırım yaparak başaramadığı “Gazze’nin nüfusunun azaltılması” hedefine, ateşkes döneminde ve tüm dünyanın gözü önünde ulaşmaya çalışıyor.

Refah Sınır Kapısı, sıradan bir geçiş noktası olmanın çok ötesinde, İsrail’in Gazze üzerindeki pasif sürgün mekanizmasının anahtarı ve Gazze’nin yeniden inşası sürecinin en kritik düğümüdür. Geçişin Mısır koordinasyonuyla ve garantör ülkelerin denetimiyle sağlıklı şekilde yürütülmesi bu süreçte büyük önem taşıyor. İsrail engellemelerinin işleyişe engel olması ve insani yardım akışının sağlıklı ve istikrarlı şekilde hayata geçirilememesi, ateşkesin sadece kağıt üzerinde kalmasına ve sahada yaşanan insani felaketin kronikleşmesine neden oluyor.

[Dr. Yusuf Bahadır Keskin, Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2