
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'de doğurganlık oranındaki azalmanın üzerinde durulması gereken tehlikeli bir durum olduğunu söyledi.***
BURSA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün himayesinde, Bursa Valiliği ile Türkiye Yaşlı Bilimleri ve Teknolojileri Vakfı (TÜYEV) iş birliğiyle düzenlenen ''Uluslararası Yaşlanma ve Yaşlılık Kongresi'', Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle başladı.
Başbakan Yardımcısı Arınç, törende yaptığı konuşmada, yaşlanma ve yaşlılık konusunun tartışılacağı, bilimsel analizlerin yapılacağı çok önemli bir kongrenin açılışını yaptıklarını söyledi.
Arınç, genç nüfusa sahip Türkiye'de aldıkları ekonomik tedbirler ve çalışma hayatında yaptıkları reformlar sayesinde ortalama insan ömrünün uzamaya başladığını belirterek, ''Ancak hayat standartlarının gelişmesine rağmen maalesef doğurganlık azalıyor. Bence üzerinde durulması gereken tehlike budur, insan ömrünün uzaması değil, doğurganlık oranının azalmasıdır'' dedi.
"Maalesef göstergeler, ülkemizde yakın bir gelecekte bizi bu tehlikenin beklediğini gösteriyor" diyen Arınç, bundan 10 yıl önce 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 6,8 iken, bugün bu oranın yüzde 7'ye yaklaştığını söyledi.
BM araştırmasına göre, 2050 yılında 60 yaş üzerindeki nüfusun genç nüfusa oranı yüzde 17 artış göstererek, yüzde 26 olacağını ifade eden arınç, "Yani 2050 yılında Türkiye'de yaşayan her 4 kişiden biri 60 yaşın üzerinde olacak' diye konuştu.
Yaşlı nüfusun artmasından korkmadıklarını belirten Arınç, "İnsan ömrünü uzaması ve konforlu bir yaşam öncelikli hedeflerimizden birisidir" dedi.
Fevkalade sakıncalı buluyorum
Arınç'ın konuşmasında öne çıkan diğer ifadeleri şunlar:
• Yaşlılarla yapılan anketlerde, onların büyük bir çoğunluğu sıcak bir aile özlemini dile getirmektedir.
• Yeni nesil gençlerin, anne ve baba ile aynı evde yaşamak istememesi, neredeyse evliliğin olmazsa olmaz şartlarından birisi. Ben bunu hem sosyolojik bakımdan hem toplumsal sağlık ve refah hem ahlaki değerlerimiz hem de insani değerlerimiz açısından fevkalade sakıncalı buluyorum.
• Biz yaşlandıklarında, onlara 'öf' bile demeyen bir inancın mensubuyuz. Yaşlıların birer külfet değil 'bilge' olarak kabul edildiği, 'aksakalılar' diye hürmet gördüğü, baş tacı edildiği bir toplum değerlerinden gelmekteyiz.
• Yaşlılarımız, hem birey olarak hem de toplum olarak bizim vicdanlarımıza emanettir.
• Ben çok şükür annesiyle yıllarca birlikte yaşamış, babam vefat ettiği için genç yaşta, annemizi bir emanet olarak yanımızda bulundurmaktan bereket görmüş bir insanım.