
Kocaeli'de 17 Ağustos Marmara depreminde yakınlarını kaybedenler depremin 12. yılında kayıplarının anılarını AA muhabirlerine anlattılar.***
KOCAELİ - Abdülhamid Hoşbaş - Tahir Turan Eroğlu - Murat Yolcu -
Depremde tek evladını kaybetti
Depremde tek evladı 7 yaşındaki oğlunu kaybeden ve o döneme kadar ikinci çocuğu olmayan 42 yaşındaki Meryem Kavşut, depremden sonra dünyaya gelen 2 evladıyla hayata yeniden bağlandı.
İzmit'in Arızlı Mahallesi'nde yaşayan 42 yaşındaki Meryem Kavşut, 1992 yılında eşi Sebahattin Kavşut'la evlendiğini ve bir yıl sonra da ilk çocukları Ömer'in dünyaya geldiğini söyledi.
17 Ağustos'ta depremi sırasında Derince'nin 60 Evler Mahallesi'ndeki 5 katlı bir binada oturduklarını dile getiren Kavşut, o gün akşam doğru havada bir basıklık hissettiklerini ve erken saatte yattıklarını anlattı.
Deprem anında büyük bir korku yaşadıklarını ve o an kimsenin sağ kalmayacağını düşündüğünü belirten Kavşut, bu sırada kendinden geçtiğini ve gözlerini açtığında gökyüzündeki yıldızları gördüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:
''O gece eşim ve ben yatak odasında, kayın validem ve Ömer'im ise başka bir odada yatıyordu. Gözlerimi açınca oturduğumuz 5 katlı binanın yan yattığını gördüm. Biz binanın 1. katında oturuyorduk. Bina, oğlum ve kayın validemin yattığı odanın üzerine doğru yıkılmıştı. Dolayısıyla bizim odanın üzeri de tamamen açıktı. Bina ana yola doğru yıkılınca oturduğumuz daire yere gömüldü. Eşim ve ben kendi çabamızla molozlar arasından çıktık. Oğlum ve kayın validem ise tamamen enkaz altındaydı. Oğlumu kısa sürede çıkarabildik. Fakat kayın validemin çıkarılması 4 gün sürdü.''
Depremde yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamayan Kavşut, oğlunun cenazesini bulunduğu yerden çıkarmak için eşiyle birlikte büyük mücadele verdiklerini ve en sonunda oğlunun cansız bedenine ulaştıklarını belirterek, ''Yavrusunun cesedini görmek bir anne için en büyük acı olsa gerek. Ölecekmiş gibi oldum. Kendimi çok zor toparladım'' dedi.
Çok katlı binalara giremiyor
Marmara depreminde oğlu ve eşini kaybeden Huriye Özdemir, aradan geçen 12 yıla rağmen yeniden enkaz altında kalma korkusuyla çok katlı binalara giremiyor ve geceleri de gün ışıyana kadar uyuyamıyor.
49 yaşındaki Özdemir yaşadıklarını şöyle anlattı:
''Deprem beni yatağımdan fırlatıp atınca, oğlumun yatağının önüne düştüm. Oğlum belki o anda ölmüş, belki de sağdı bilemiyorum. Evin tepemize göçtüğünü, yıkılan kirişleri görüyor, camların patladığını duyuyordum. 'Eyvah dünyanın sonu geldi' dedim ve başıma bir şey düştü, ondan sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde kollarımın üzerinde çok büyük bir ağırlık olduğunu hissettim. Sürekli sallanıyor, sallandıkça göçük altındaki mesafe daralıyordu. Yığıntılar iyice beni sıkıştırmaya başladı. Enkaz altında 2 güne yakın kaldım. Kurtaramadım oğlumu, hiç bir şey yapamadım. Oğlum 11, eşim 39 yaşındaydı. Beni çıkarttılar ama nasıl yaptılar bilemiyorum. Bana göre bir mucize...''
Depremin ardından 7 sene psikolojik tedavi gördüğüne değinen Özdemir,7 bloktan oluşan sitelerinde 97 kişinin öldüğüne dikkati çekti.
İkinci kez evlat acısı yaşadı
Kocaeli'nin İzmit ilçesinde 58 yaşındaki İshak Çuvalcı, 1994'te trafik kazasında kaybettiği kızının acısını diğer çocuklarıyla kapatmaya çalışırken, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminde ikinci kez evlat acısını yaşadı.
Arızlı Irak Konutları'ndaki evinde, AA muhabirine açıklama yapan 58 yaşındaki İshak Çuvalcı, 17 Ağustos 1999 depreminin olduğu gece eşi ve kızlarıyla oğlu Sinan Çuvalcı'yı Kayseri'deki askeri birliğine yolcu ettiklerini söyledi.
Çuvalcı, şöyle devam etti:
''4 katlı binanın en alt katında olduğumuz için bina bizim üzerimize çöktü. Ben salona vuran cılız bir ışığı fark ederek dışarı çıkmayı başardım. Dışarı çıktığımda herkes bağırıyordu. Kendi başıma bir şey yapamadım. Depremden 10 saat sonra bir cankurtaran geldi. Onların yardımıyla enkaz altındaki büyük kızımı sağ olarak çıkardım. Eşinin sol bacağının sıkışmıştı. Saatlerce süren çalışmaların ardından onu da çıkarabildik. Daha sonrada küçük kızımın cesedini çıkardılar. Elle çıkardıkları için parçalanmamıştı. O an yıkıldım. 'Keşke görmez olaydım, keşke ölseydim' dedim kendi kendime.''
1994 yılında da o gün 2 yaşında olan Remziye'nin 8 yaşındaki ablası Suzan'ın okul çıkışı otomobil çarpması sonucu öldüğünü hatırlatan Çuvalcı, şunları kaydetti:
''Ondan da önce annemi ve babamı kaybetmiştim. Ama kızımın ölmesi kadar acı vermemişti bana. Trafikte kazasında ölen kızımın acısını o zaman Remziye ile dindirmeye çalıştım. Remziye, beni teselli etti. Remziye ile tekrar hayata bağlandım ama o kızımı da deprem aldı. Deprem anı ağlayamamıştım, haykıramamıştım 'Kızım, kızım' diye ama bugün ağlıyorum. 'Kızımın ölümünü görmez olaydım, yerine keşke ben ölseydim' diye haykırıyorum. Bugün kızım yaşıyor olsaydı belki onu üniversiteye gönderir, belki de evlendirirdim. Belki bu kadar acı çekmezdim. Tabi ki belkiler için konuşuyoruz. Bugün 33 yaşımdaki kızım ve eşimle birlikte hayatımızı sürdürüyoruz. Ancak her 17 Ağustos'ta depremin bizi ayırdığı kızımı hatırlıyorum. 17 Ağustos'ta yine hep beraber deprem şehidimizi ziyaret edeceğiz. Onu göreceğiz.''
Oğlunun ismini anamıyor
Depremde eşi, oğlu, annesi ve kardeşini kaybeden Ülkü Karahan, enkaz altında 48 saat birlikte kaldığı kızı sayesinde yeniden yaşama tutundu ancak ölen oğlu ile eşinin fotoğraflarına 12 yıldır bakamıyor.
Eşini ve oğlunu çok sevdiğini ve büyük bir özlem duyduğunu aktaran Ülkü Karahan, ''Şimdi ikisini de kaybettim. Yaşadıkları zaman bir an gözümün önünden kaybolsalar hemen özlerdim. İkisine de çok düşkünüm'' diye konuştu.
Oğlu Feyyaz'ın ismini ölümünden sonra bir kez bile telaffuz edemediğini anlatan Karahan, ''11 yaşında vefat eden oğlum, benim kıymetlim, canım, her şeyimdi. Şimdi ismini söyleyemiyorum, yazamıyorum da... Hem oğlumun hem de eşimin fotoğrafına 1 kez bakamadım. 12 yıldır oğlumu ve eşimi çok özledim ama dayanamıyorum, fotoğraflarına bakacak cesareti kendimde bulamıyorum'' şeklinde konuştu.
![]() |
O gece evlat acısını yaşadılar |
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


