ANKARA
Vatandaşların oylarıyla belirlenen 10 sorunun sahibi, Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile tanışıp sohbet etme ve sorularını doğrudan iletme imkanı buldu.
Gül, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk gezisini neden Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yaptığını soran Batmanlı lise öğrencisi Ömer Zeki Demir'e, ''Cumhurbaşkanı olunca ilk gezimi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yaptım. Özellikle yaptım. Özel önemi vardı. Çok daha kucaklanma, şefkate ihtiyacı olan bölge olarak görüyorum'' sözleriyle cevap verdi.
Ziyaretinde olağanüstü coşku ve sevgi gördüğünü anlatan Gül, kendisinin de buna aynı şekilde karşılık verdiğini ve daha sonra da çeşitli vesilelerle bölgeye gittiğini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Gül, Cumhurbaşkanı ya da önemli noktaya gelen bir kişinin önce doğduğu şehre gitmesinin beklendiğini ifade ederek, ''Ben de Kayserili olduğum için Kayseri'ye gitmem gerekir. Ama ben böyle yapmadığım için en çok beni tebrik edenler Kayserililer oldu'' dedi.
Bedelli askerlik
Özel şirket çalışanı Levent Temür, Gül'e, ''Bedelli askerlik hedeflenen talebe ulaşamadı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaş sınırını 30 değil de 27-28 olarak açıklasaydı olmaz mıydı? Bizim suçumuz neydi? İş sahibi olduk, evlendik. 15 ay askere gidersek işimizi kim geri verecek, ailemize kim bakacak? Ek yasa tasarısıyla yaş sınırı değişebilir mi?'' sorusunu yöneltti.
Bedelli askerliğin zor bir konu olduğunu ve karar verenlerin çok zorlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:
''Askerliği herkesin, vatanına borcu olarak eşit bir şekilde yapmasını arzu ederiz. Diğer taraftan baktığınızda hayatın gerçekleri var. Bunların ikisini bağdaştırıp orta yolu bulmak kolay değil hükümetler için. 30 yaş kararını verirken, biliyorum, çok zorlandılar. Ülkenin savunma ihtiyaçları, Silahlı Kuvvetler'in ihtiyaçları, Türkiye'nin ilgilendiği güvenlik meseleleri dikkate alındı. İmkanı olanlarla olmayanlar arasında eşitsizlik doğurma var. Üniversite mezunları için 29 yaşını bitirmek diye bir sınır var. Böyle bir bazı kabul etmiş oldular. 27 olsa, niye 25 olmadı denecekti. Bu tartışmaların sonu yok. Bildiğim kadarıyla 20-25 bin kişi başvurmuş. Haziran sonuna kadar bekliyorlar. O zaman sayı artacaktır.''
Çocuk istismarı affedilmemeli
Mehmet Yeşilaltun adlı bir esnafın, çocuk istismarına karşı vicdan sızlatan cezalar olduğunu belirterek, bu konuda ne tür yasal caydırıcı önlemler alınması ve çocukların topluma kazandırılması için neler yapılması gerektiğini sorması üzerine Gül, çocuk istismarının çok üzücü ve utanç verici olduğunu söyledi.
Çocuk istismarındaki ikinci nokta olarak cehaleti gösteren ve bunun giderilmesinin önemine değinen Gül, şöyle konuştu:
''Cehaletin giderilmesi, insanların eğitilmesi ve ahlak tabii ki. Bir ahlak formasyonu olmazsa, insanlar bu tip şeylere çok açık oluyorlar. Onun için manevi değerlerimiz çok önemli. Toplumun nüfusu büyük olunca, herkesi iyi şekilde eğitemiyorsanız, bütün vatandaşlara ulaşamıyorsanız cehalet, ahlaki formasyon, manevi değer veremiyorsanız hiç olmayacak işler görüyor, duyuyorsunuz. Bunlar, Allah korusun, toplumu sarsıcı şeyler. Onun için hiç affetmememiz lazım. Gerekli her türlü tedbiri aldığımız gibi takibini de iyi yapmamız lazım.
Yeni anayasa yapılmaması için sebep görmüyorum
Öğretmen Halil Tuncer'in, ''Sizce bu dönem yeni anayasa yapılabilecek mi, sizin kırmızı çizgileriniz neler?'' sorusu üzerine Gül, TBMM'nin siyasi akımların temsili açısından çok güçlü olduğunu ve anayasa için en uygun zaman olduğunu belirtti.
''Bu Meclisin yeni anayasayı muhakkak yapması gerekir'' diyen Gül, 1921 ve 1924 anayasaları hariç, ilk kez yeni anayasa çalışmasına büyük katılım olduğuna işaret etti. Cumhurbaşkanı Gül, sivil toplum örgütleri, bilim adamları, gençler ve meslek örgütlerinin anayasa çalışmasının içinde olduğunu ifade ederek, ''Bir köşede bir anayasa çalışması yürümüyor, Türkiye sathında anayasa çalışması yürüyor. Bütün siyasi partiler de katılıyor'' dedi.
Yeni anayasanın yapılmaması için bir sebep görmediğini ifade eden Gül, şöyle devam etti:
''Nedir vazgeçemeyeceğimiz noktalar? Gayet açık. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik bir hukuk devleti olduğunu muhafaza etmemiz, bu çerçevede bireysel özgürlükler başta olmak üzere özgürlükçü özgüven içinde bir anayasa yapmamız lazım. Türkiye büyük bir ülke. Osmanlı İmparatorluğu'nun devamıyız, onun mirasını devraldık. Büyük bir imparatorluğun refleksi ve özgüvenine sahip olan bir ülke olarak, kendimizden emin bir şekilde gayet demokratik, özgürlükçü, kısıtlayıcı olmayan anayasa yapabileceğimize inanıyorum. En medeni, en gelişmiş demokrasilerde nasıl yapılıyorsa, bizim anayasamız da böyle olmalı.''
Üç dilek
Ziraat Mühendisi İbrahim Işıklan da Gül'e, ''Kabul olacağı garantisiyle dünyamız, ülkemiz ve insanlık için üç dileğini'' sordu.
Gül, Türkiye ve kendisi için dileklerini şöyle anlattı:
''Türkiye için huzur isterim. Her şeyin başı huzur. Türkiye'nin en önemli meselesi olarak gördüğüm şey, bir taraftan Kürt meselesi, bir taraftan terör meselesi. Bunların muhakkak hallolması ve Türkiye'nin birlik, beraberlik, kardeşlik müktesebatına sahip bir şekilde gelişmiş demokratik bir ülke olarak yoluna devam etmesi, Türkiye'ye çok büyük huzur ve güç kazandıracaktır. Bu konunun Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkmasını isterim. Hiç kimsenin hayatını kaybetmesini istemem.
Kendim için... Konumumuz ne olursa olsun, makamımız ne olursa olsun insanız. Dualarımda da onu söylerim. Geleceğin hayırlı olmasını; şahsım, çocuklarım, yakınlarım için bu dilekte bulunurum. Bu insana huzur verir, mutluluk verir. Sağlık, sıhhat... Nihayette şahsımla ilgili bunları arzu ederim. Bunlar herkesin kendi dualarında öncelikli konulardır.''
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
