
İlker Başbuğ hakkında ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davası kapsamındaki iddialara ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi.***
İSTANBUL
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ hakkında ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davası kapsamındaki iddialara ilişkin hazırlanan iddianameyi kabul etti.
Davanın ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davası ile birleştirilmesi konusundaki talebin ise daha sonra değerlendirilerek karara bağlanacağı öğrenildi.
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan 39 sayfalık iddianamenin sonuç bölümünde, ''Soruşturma dosyası kapsamındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şüpheli İlker Başbuğ'un Ergenekon silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda, askeri bir darbe ortamı oluşturmak amacıyla, internet siteleri ve bu siteleri meşrulaştırmak amacıyla düzenlenen andıç vasıtasıyla kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetlerini icra ve organize ettiği'' kaydedildi.
Ara yönetici sıfatıyla psikolojik harekat yaptı
İddianamede, ''Şüpheli İlker Başbuğ'un örgütün amaçları doğrultusunda yapmış olduğu basın açıklamaları ve değişik faaliyetlerle devam eden Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik soruşturma ve kovuşturmaları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunduğu, devlet yöneticilerini baskı altına almak, devlet otoritesini zaafa uğratmak, bu hususta gerektiğinde kamu düzenini bozup ülkede kaos ve düzensizlik ortamı oluşturmak, halkı devlet yöneticilerine karşı kışkırtmak ve anarşi ortamı oluşturmak, böylece cebir ve şiddet yöntemleriyle hükümetin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiği, suç tarihi itibariyle konumu ve diğer şüpheliler üzerindeki etkisiyle ara yönetici sıfatıyla psikolojik harekat faaliyetini yönettiği, örgüt üyelerini yönlendirdiği anlaşılmıştır'' denildi.
İddianamede, ''Suç tarihinde Genelkurmay Başkanı olan şüphelinin, eylemleri 'göreviyle ilgili' olmayıp kişisel suç kapsamındadır. Bunun sonucu olarak,şüphelinin Anayasamızın 148. maddesi gereğince Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nde yargılanması mümkün değildir'' denildi.
Başbuğ: Kayıtların silinmesiyle ilgim yokİddianamede, Başbuğ'un savcılık ifadesinde, ''Arşiv kayıtlarının silinmesiyle hiçbir ilgim yoktur. Bu konudan bilgim de yoktur. Bu konuda Mehmet Eröz veya Mustafa Bakıcı'ya herhangi bir emir vermedim. Site içeriklerinin silindiği yönünde bana da herhangi bir bilgi verilmedi. Site içeriklerinin ne olduğunu iddianameyi gördükten sonra öğrendik'' dediğine yer verildi.
iddianamede, Başbuğ'un, ikinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından CHP milletvekili Mustafa Balbay ile yaptığı görüşmedeki beyanlarına yer verilerek, ''İlker Başbuğ'un bağlı bulunduğu kurumu zor durumda bırakan bir bilgi sızması neticesinde ortaya çıkan durum karşısında kurumun menfaatlerini savunmaması, Mustafa Balbay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik görüşmenin başında dile getirdiği hususların, şüphelinin örgütsel ilişki ve irtibatının bir sonucu olduğu anlaşılmıştır'' denildi.
Belgeyi itibarsızlaştırma çabası
İddianamede, Başbuğ'un ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' için ''kağıt parçası'' tabirini kullanarak belgeyi itibarsızlaştırma çabasında bulunduğu belirtilerek, ''Tüm bu süreçte şüpheli Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın taslak halde şüpheliye sunulduktan sonra şüphelinin bilgisi dahilinde ve sanık Hasan Iğsız'ın kontrolünde Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı anlaşılmıştır'' denildi.