Ferdi Türkten
08 Kasım 2017•Güncelleme: 08 Kasım 2017
ANKARA
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişinin yargılandığı davaya sanık savunmalarıyla devam edildi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda yapılan duruşmaya, sanıklar, avukatları, müştekiler ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.
Darbe girişimi gecesi dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ı Akıncı Üssü'nde 141. filoya götüren aracın şoförlüğünü yapan sanık eski kursiyer teğmen Mesut Açıkgöz suçlamaları kabul etmedi.
15 Temmuz'da sabah brifingi sonrası filoda ders çalıştığını, bayrak töreninin ardından mesainin bitirildiğini anlatan Açıkgöz, sosyal faaliyet mesajı gelince 143. filoya gittiğini söyledi.
Açıkgöz, eski filo komutanı Mustafa Azimetli'nin telefonları toplattıktan sonra TMH ve sosyal faaliyet olacağını, bu kapsamda kursiyer teğmenlere de görev verileceğini söylediğini anlattı.
Bir akrabası geleceği için izin alarak aracını eşine bırakıp geri döndüğünü belirten Açıkgöz, ilerleyen saatlerde Azimetli tarafından üsse gelenleri filoya yönlendirme konusunda görevlendirildiğini bildirdi. Açıkgöz, bu görevinin kısa sürdüğünü, daha sonra Azimetli'nin kendisini şoför olarak görevlendirdiğini ifade etti.
Şoförlüğünü yaptığı araçla 141. ve 143. filo arasında birkaç kez gidip geldiğini, uçuş eğitmenleri ve rütbeli başka askerleri taşıdığını anlatan Açıkgöz, daha sonra eski harekat komutanı Ahmet Özçetin'in emriyle onu takip ettiğini ve piste gittiğini belirtti.
"Ünal ile koruması olduğunu düşündüğüm askerleri 141. filoya götürdüm"
Burada bekleyen uçaktan Abidin Ünal'ın indiğini dile getiren Açıkgöz, Ünal ile koruması olduğunu düşündüğü askerlerin aracına bindiğini ve onları 141. filoya götürdüğünü kaydetti. Açıkgöz, Ahmet Özçetin'in makam aracıyla önlerinden gittiğini, kendisinin onu takip ettiğini söyledi.
Sanık Açıkgöz, arkadaşlarının yanına gittiğinde televizyonda kalkışma haberlerini gördüğünü anlattı. Akıncı'nın durumunu anlamaya çalışırken eski binbaşı Ali Karabulut'un emriyle 141. filoya gidip geri geldiğini ileri süren Açıkgöz, döndükten sonra bir rütbelinin aracı istemesi üzerine yakıt olmadığını söylediğini savundu.
Filonun yakınındaki havuz bölgesine gittiğini belirten Açıkgöz, şoförlüğünü yaptığı aracın o gece bir daha kullanılmaması için aracı oraya bıraktığını öne sürdü. Açıkgöz, aracın aküsünün bitmesi ve o bölgeye gelecek uçakları oyalaması için de farlarını açık bıraktığını iddia etti.
Öğrenci gazinosuna geçtiğini ve burada beklerken pistin bombalandığını anlatan Açıkgöz, yaşanan karmaşadan yararlanarak, telefonunu aldığını ve üssü terkettiğini söyledi.
Olay tarihinde MEBS okul komutanlığında kursiyerler teğmen olan sanık Veli Karakuş ile teğmen Uğur Akyılmaz da savunmalarını yaptı
"Koşulsuz itaat istendi"
Öğle arasının ardından duruşmada savunma yapan sanık eski kursiyer pilot Abdullah Berşah Kül'ün daha sonra çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın "Terörle mücadele harekatında, neden sizin emirlere itaat etmeyeceğinizi düşünerek, itaat etmeniz konusunda uyarıda bulunuyorlar? Bunun nedeni nedir?" sorusuna Kül, "Koşulsuz itaat istendi. Biz kursiyer olduğumuz için terörle mücadele harekatında bu uyarıların yapıldığını düşündük ve ne emir veriliyorsa onları yaptık." yanıtını verdi.
Başbakanlık Avukatı İskender Minar'ın, "Darbeye iştirak ettiğini açıklayan tek kişi Gökhan Sönmezateş. O da sizin gibi 'iletişimini tamamen kapattığını' söylemişti. Sizin söylediklerinizle bunun arasında bir çelişki yok mu?" sorusunu Kül, "Ben, hiçbir çelişki görmüyorum." şeklinde cevaplandırdı.
"Tabancanızdan alınan örneklerde atış artıklarının olduğu görülüyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?" sorusu üzerine Kül, "O benim evimde yapılan aramada, ailemin teslim ettiği silah. 'Alınan silahta atış izine rastlanmıştır.' deniyor. O silah evdeydi. Polisin evdeki video kayıtlarında da bu görülüyor." dedi.
"Yapabileceğim hiçbir şey yoktu"
Cumhuriyet savcısının, "Kandırıldığınızı savunmalarınızda söylüyorunuz, darbeyi lanetliyorsunuz. Güç sahibi komutanlarınızın sizi kandırdığını öğrendiğinizden itibaren, Atatürk'ün dediği gibi Türk istiklal ve Cumhuriyetini korumak için ne yaptın?" sorusunu Kül, "Benim yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Tüm kursiyerler terk ediyordu, ben de bunu yaptım." diye yanıtladı.
Kül, cumhuriyet savcısının "Atatürkçü bir subayın görevi cepheyi terk etmek mi?" diye sorması üzerine "Hangi cephe? Kimin, ne olduğunu bilmiyorum ki. Kim darbeci, kimin darbeyi önleyen olduğunu bilmiyorum." karşılığını verdi.
Çapraz sorgunun ardından söz alan Kül'ün avukatı da müvekkilinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliye ve beraat talebinde bulundu.