Kadir Karakuş
03 Aralık 2016•Güncelleme: 03 Aralık 2016
TBMM - Kadir Karakuş
CHP 24. Dönem İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler'in, TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na cevap olarak gönderdiği mektupta, komisyonun davetini kabul etmemesine ilişkin, "Dar particilik kaygılarının bir yansıması." değerlendirmesinde bulundu.
Komisyonun bilgisine başvurma davetini reddeden Güler, komisyona gönderdiği 6 sayfalık mektupla neden davete icabet etmediğini açıkladı ve FETÖ'ye ilişkin değerlendirmeler yaptı.
Komisyonun görevini hiçbir kısır tartışmanın, özellikle de particilik kısırlığının içine sürüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Güler, mektubunda FETÖ'ye yönelik gözlem ve görüşlerini de ifade etti.
FETÖ'nün 1983'te okullaşma, dershanecilik, 1992'de yabancı ülkelerde okullaşma; 1994'te televizyon, haber ajansı, vakıflar kurma, 2004'te insani yardım dernekleşmesi gibi adımlarla kesintisiz genişleme yaşadığını vurgulayan Güler, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in hakkında açılan davanın beraat ile sonuçlanması üzerine de bu yapının 2008-2013 arasında siyasetin serbest ve makbul aktörlerinden biri haline geldiğini belirtti.
Güler, mektubunda "Cemaat/terör örgütünün çok sayıda idari, adli, siyasal karar ve işlem yapılmasına karşın tanık olduğumuz büyümeyi kendi başına becermesi mucize olurdu. Bu 'beceri'nin sergilenmesinde, Türkiye dışında ABD kurumlarının rolü, Türkiye içinde ise yerli siyasi liderlikler ile bürokratik üst yönetim makamlarının destek ve iş birliği kritik öneme sahiptir." ifadesini kullandı.
FETÖ'nün devlet yönetimini ele geçirmek isteyen bir kuvvet olduğuna dikkati çeken Güler, FETÖ'nün en ağırından başlamak üzere "casusluk, darbe girişimi, terör, devlette yapılanma" suçlarını işlediğini vurguladı.
"Cemaat deniz kabuklusu gibi davranmış bir yapıdır"
"Cemaat, uzun yıllar boyunca deniz kabuklusu gibi davranmış bir yapıdır. İktidarlara ve iktidara yakın olan kurumlara yapışarak yaşamak, bu yapının yaşam tarzıdır." diyen Güler, FETÖ'nün herkesin bildiği "sırlar"dan hareketle çökertilemeyeceğini vurgulayarak, anlamlı bir sonuç elde edilmek isteniyorsa sapla samanın sağlamca birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini belirtti.