
Bağış, AB'nin, insanlık tarihinin en büyük barış projelerinden biri olduğunu söyledi.***
İSTANBUL
Aspen Institute İtalia tarafından Four Seasons Otel'de düzenlenen ''İkinci Aspen Boğaziçi Diyaloğu''nun ''Double Transition: Economics and Politics Across Europe and the Mediterranean'' başlıklı toplantıda konuşan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ,İstanbul'un kendi başına bir sembol olduğunu belirterek, ''İstanbul, Türkiye'nin Avrupa karakterinin sembolüdür ve bizim kimliğimizin bir göstergesidir. Bu bölgede dolaştığınızda yan yana yer alan camiler, kiliseler ve havralar görürsünüz. Aynı zamanda apartmanlardan birinde bir Müslüman aile, diğerinde bir Yahudi aile, öbüründe de bir Hıristiyan aile yaşıyordur. Bence bu AB'nin amacına da uygun. Çünkü AB bir ekonomik proje değil, siyasi bir proje bile değil. Aslında AB insanlık tarihinin en büyük barış projelerinden biri. Eğer kıtada sürdürülebilir barışı sağlayabilirse ve daha fazla savaş olmasını önleyebiliyorsa bu son derece başarılı bir proje'' ifadelerini kullandı.
Gelecekte Avrupa'nın Asya kıtasının önemsiz bir uzantısı haline geleceğinin söylendiğini belirten Bağış, ''Hatta Avrupa, Alman etkisi altında bir kıta Avrupa'sı olacak, diğer tarafta İngiliz İmparatorluğu, öbür taraftan da Türkiye İmparatorluğu gelecek. Aslında ben buna inanmıyorum. Birleşirsek güçleniriz, bölünürsek kaybederiz. Hiç kimsenin piyango kazanmasına gerek yok'' dedi.
Sorular
Bir katılımcının, ''Sayın Bakan, daha önce Batı'nın ortak değerlerini kucaklamalıyız dediniz. Gazetecilerin cezaevinde olduğu bir dönemde hükümetiniz bu işi nasıl algılıyor, nasıl ele alıyor?'' sorusuna karşılık da Bağış, şunları kaydetti:
''Az önce geldiğim AB üyesi İngiltere'de medya sahibi cezaevine atılmış bir kişi. Gerçek demokrasilerde gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklanıp cezaevine atılmış hiçbir gazeteci yok. 68 gazeteci şu an gözaltında. Her birinin iddianamesine baktığınızda savcıların belli suçlardan dolayı bu iddianameleri hazırladıklarını görüyorsunuz. Bir tanesi bir bankayla ilgili suiistimal yapıyordu, diğerinin tecavüzle ilgili bir iddiası var, bir diğerinin terörist faaliyetlere katıldığı iddiası... Şu an Türk parlamentosunda Adalet Bakanlığı ve ekibinin hazırladığı bir yasa teklifi önerisi var. Bütün süreci hızlandırması için. 'Siz neredeyse 10 yıldır baştasınız, niçin bunu daha erken yapmadınız?' diye sorabilirsiniz. Denedik tabii ki. Türkiye'de 12 bin savcı ve yargıç var. Nüfusumuz 75 milyon. Her defasında daha yüksek sayıda hakim ve savcıyı işe almak istesek hep bir sorun çıkmıştır. Dolayısıyla hükümetimizin ilk 9 yılında yeni savcıları işe alamadık. Bir taraftan da biz yargı sürecini hızlandırmaya çalışıyoruz. Ama yargıçları işe almak, onları eğitmek, belli bir mevkiye getirmek çok uzun bir süreç alıyor. Medyanın üyesi olmak demek, suç işlemeye karşı dokunulmazlığa sahip olmak demek değildir Türkiye'de. Bilmiyorum diğer ülkelerde nasıl?'