NEW YORK
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Kuzey Amerika'da faaliyet gösteren Türk medya kuruluşlarının çalışanlarına yönelik New York'ta "Kuzey Amerika Medya Buluşması" düzenledi.
Toplantıda konuklara hitap eden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, konuşmasının başında tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlayarak "Öğretmenler bizim annelerimiz babalarımız belki onlardan daha yakın, bize yardım eden, katkı sağlayan, bize güzel insan olmamızı tavsiye eden ve bir mürebbiye gibi adeta bizi küçük yaştan itibaren sevgiyle büyüten insanlarımız. Hepimiz öğretmenlerimize sevgiyle bağlıyız. Yıllar geçse bile onları her zaman şükranla sevgiyle anıyoruz" dedi.
Arınç, konuşmasında kendi sorumluluğu altında bulunan kurumlar hakkında da bilgi vererek toplantıyı düzenleyen BYEGM ile AA'nın Türkiye için büyük önem taşıdığını ifade etti.
İki kurumun da 93 yıllık kurumlar olduğunu belirten Arınç, Atatürk'ün Milli Mücadele'yi bütün dünyaya tanıtmak amacıyla Anadolu Ajansı'nı kurduğunu hatırlattı.
AA'nın özellikle son iki yılda büyük bir atılım yaptığını dile getiren Arınç, "AA, 2020 yılında dünyanın ilk beş güçlü ajansı içerisine girme gayretinde" dedi.
AA'nın farklı dillerde yayınlar yaptığını da kaydeden Arınç, kurumun Haber Akademisi'nde verdiği eğitimlerle finans, diplomasi, dış politika gibi dallarda muhabirlerine daha iyi bir nitelik kazandırmak istediğini kaydetti.
TRT'nin İngilizce haber kanalı 8 ay sonra
Konuşmasında TRT'in çalışmalarına da değinen Arınç, kurumun özellikle 2008'den bu yana atılım içinde olduğunu belirterek, şu anda 15 kanalı bulunduğunu ifade etti.
TRT'in halen "en prestijli kanalı" olarak İngilizce haber kanalını kurmak üzere çalıştığını anlatan Arınç, "Belki bir altı yedi ay sonrasında bitebileceğini düşündüğümüz veya sekiz aylık bir periyot kuralım isterseniz. Çünkü altyapısı önemlidir. Ofislerin kurulması önemlidir. Ekran yüzlerinin, iyi İngilizce bilmenin, konuşmanın önemini takdir edersiniz" diye konuştu.
İyi İngilizce bilme ve konuşma konusunda Türkiye'de sıkıntılar olduğunu da vurgulayan Arınç, "Anadolu Ajansı da İngilizce haber servisine başlayacak, TRT de İngilizce haber kanalı kuracak ama İngilizceyi çok iyi konuşan, televizyon ekran yüzüne aşina ve bu konuda daha önce deneyim sahibi olmuş insanları arayıp bulma konusunda biraz zayıf olduğumuzu ifade etmeliyim" değerlendirmesini yaptı.
Arınç, bu konulara ilgi duyan habercileri de AA ve TRT'nin çalışanları arasında görmek istediğini kaydetti.
Cezaevindeki gazeteciler
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Arınç, "hapisteki gazetecilere" ilişkin soru üzerine, Türkiye'de şu anda 60 civarında tutuklu ya da hükümlü gazeteci bulunduğunu, bunun sebebinin Terörle Mücadele Kanunu olduğunu söyledi.
Bu gazetecilerden yaklaşık kırkının "terör örgütünün propagandasını yapmak, örgüte yardım yataklık yapma"ve benzeri suçlamalara muhatap olduğunu vurgulayan Arınç, "Bunlar gazetecilik sıfatını kullanıyorlar ama kanun karşısında yargılanırken sıfatları Terörle Mücadele Kanunu'na aykırı eylemlerde bulunmak" diye konuştu.
Arınç, bu gazetecilerin bazılarının soruşturmanın gizliliğini ihlal etme, adli yargılamayı etkileme suçlamaları ile karşı karşıya olduğunu, bazılarının örgütsel suçlamalar kapsamında yargılandığını diğerlerinin ise diğer adli suçlara muhatap olduğunu kaydetti.
"Terörle Mücadele Kanunu'ndan dolayı sorgulaması ya da yargılaması olanlara ne yapacağız?" diye soran Arınç, Kanun'un tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını ifade ederek şunları söyledi:
"Kanun'u tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Bunu kimse de talep etmiyor. Sadece iyi bir şey yaptık: örgütün propagandasını yapmak, 'Sayın Öcalan' demekle bile mümkündü, buna ceza veriliyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki hükümleri dikkate aldık, 'propagandanın suç oluşturabilmesi için şiddete yöneltmesi gerekir' diye bir madde koyduk. Bundan basın yayın yoluyla işlenen suçlardan epey istifade eden oldu. Ama örgüt gibi çalışmak, örgütün içinde bir eylem elemanı olarak çalışmak halen suç olarak devam ediyor."
Örgütsel suçlar kapsamında haklarında dava açılan kişilerin de olduğunu ama henüz hükümlerin verilmediğini ifade eden Arınç, "Bunların dışında mesleki faaliyetleri sebebiyle yazdığı kitaptan, yazıdan, karikatürden dolayı suçlanan bir kişi bile yok. Ama farklı suçlamalar var. Bu farklı suçlamaların da farklı kanun uygulamasından doğduğunu anlatmak istiyorum" dedi.
Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılması ihtimalini de değerlendiren Arınç, "Terör olgusu Türkiye'de tamamen bittiğinde, en azından şu çözüm süreciyle silahlar bırakılır, Türkiye dışına çıkılır, örgütün 'eylem yapmadan siyasetle fikirleri konuşuyoruz' sözüne uyması halinde ve buna bağlı bazı gelişmelerle Terörle Mücadele Kanunu'nu ortadan kaldırabiliriz. Ama şu anda bu mücadele de bir şekilde devam ettiğine ve bunun sonuçları da herkes için aynı şekilde geçerli olduğuna göre bu kanuna dayalı olarak suçlamalar devam edebilir ve bunun arkasından da bazı sonuçları hep beraber görebiliriz. Keşke mümkün olabilse hiçbir şekilde gazeteci sıfatını taşıyan bir insan suçlanmasa, cezaevinde olmasa ve yargılanmasa" ifadesini kullandı.
Arınç, Anayasa'nın 10. maddesine göre herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve ayrımcılık olamayacağını belirterek "O yüzden hükümeti yıpratmak, Türkiye'yi bir karanlık tablo içine hapsetmek amacıyla hareket edenler bir tarafa, samimi olarak 'niye bu kadar gazeteci var' diye soranlara ancak böyle şekilde cevap veriyorum" diye konuştu.
Gazetecilerin sorunlarını dinledi
Arınç, yaklaşık 70 gazetecinin katıldığı toplantıda Kanada ve ABD'nin çeşitli kentlerinde yayın yapan medya mensuplarının sorunlarını dinledi.
İstenmesi halinde bu çalışmaların sürdürüleceğini ifade eden Arınç, BYEGM'nin, basın müşavirleri vasıtasıyla yurt dışındaki gazetecilerin sorunlarına çözüm bulunması için çalıştığını ifade etti.