ANKARA
Terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından Irak'ın Musul kentinde rehin alınan ve Türkiye'ye getirilen konsolosluk görevlilerinden özel harekatçı Yalçın Bakır, Kırklareli'ndeki evine geldi.
Ankara'dan karayoluyla babası Nazmi, annesi Ayşe, eşi Zehra ile çocukları Esat ve Enes Mert Bakır, kent girişinde polis ekiplerince karşılandı.
Emniyet müdürlüğüne ait midibüs ve Türk bayrağının asılı bulunduğu polis araçlarının siren sesleriyle İstasyon Mahallesi'ndeki evine getirilen Bakır'a Kırklareli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdür Vekili Ragıp Tunç tarafından çiçek verildi.
Ellerinde Türk bayraklarıyla bekleyen yakınları da Bakır'ın üzerine güller attı. Bakır, daha sonra yakınları ve meslektaşlarıyla hasret giderdi.
Bakır, gazetecilere yaptığı açıklamada, tekrar Türkiye'ye döndüğü için mutlu olduklarını söyledi.
Heyecanını kelimelerle anlatamadığını belirten Bakır, ailesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
Zor günler geçirdiğini dile getiren Bakır, ''Bütün teşkilatım burada hepsinden Allah razı olsun. Diyecek bir şey yok. Şu manzara benim için yeterli. Geldik, vatanımızdayız. Devletimize her zaman güvenimiz tamdır. O konuda hiçbir zaman şüphe duymadık" diye konuştu.
Baba Nazmi Bakı da çocuklarına kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Çok büyük bir bayram yaşadıklarını anlatan Bakır, "Allah razı olsun, devletten, milletten, herkesten, teşkilattan. Çifte bayram kutlayacağız" ifadelerini kullandı.
"Allah kimseye bu duyguyu yaşatmasın"
Eşi Zehra Bakır ise sevinçli olduklarını anımsatarak, eşine sabır ve şükürle kavuştuklarını dile getirdi.
Eşiyle buluştuklarında güzel duygular yaşadıklarını anlatan Bakır, şöyle devam etti:
"Allah kimseye bu duyguyu yaşatmasın. Bizim devletimize güvenimiz tamdı. Uzun bir süreç oldu. Zor geçti. Bu süreçte sabretmeyi öğrendik. Sabırla, şükürle bekledik. Çok şükür geldi. Mutluyuz."
Üç aylık kızını ilk kez kucağına aldı
Türkiye'ye getirilen konsolosluk görevlilerinden özel harekatçı Ömer Çil de Hatay'ın Hassa ilçesindeki evine geldi.
Üzerinde Türk bayrağı asılı otomobille Hassa ilçesi Girne Mahallesi'ndeki baba evine gelen Çil'i, eşi, anne, babası ve akrabaları karşıladı. Ailesine sarılarak hasret gideren Çil, kaçırıldığı gün dünyaya gelen üç aylık kızı Miray Erva'yı ilk kez kucağına aldığında gözyaşı dökerek öptü.
Babası Ali Çil'e sarılarak uzun süre ayrılmayan Ömer Çil, 3 yaşındaki kızı Zeynep'i ise kucağından indirmedi. Çil, eşi Hanife, annesi Sultan Çil ve akrabalarıyla da sarılarak hasret giderdi.
Türk bayrakları asılı babaevinin önünde adeta bayram havası yaşayan aile, oğullarının sağ salim geldiği için kurban kesti. Kurbanın kanından da Çil'in alnına sürüldü.
Evin önünde oluşturulan çadırdakilerle tek tek tokalaşan Çil, "Söyleyecek bir şey yok. Allahıma hamdolsun bu anı bana yaşattı. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Allahım kimseye bu acıyı yaşatmasın" dedi.
Baba Ali Çil de çok mutlu olduğunu ve 101 gün boyunca bu anı beklediklerini belirtti. Herkese teşekkür eden baba Çil, gözyaşları içerisinde oğluna kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını kaydetti.
Durmuş baba evine ulaştı
Türkiye'ye getirilen konsolosluk görevlilerinden özel harekatçı Ali Durmuş da Amasya'nın Merzifon ilçesinde baba evine geldi.
Üzerinde Türk bayrağı asılı otomobille ilçeye bağlı Bağlarbaşı Mahallesi'ne gelen Durmuş'u, annesi, babası ve akrabaları karşıladı. Durmuş, annesi Ayşe, babası Mustafa ve akrabalarına sarılarak hasret giderdi. Türk bayrakları asılı baba evinin önünde adeta bayram havası yaşayan aile, oğulları sağ salim geldiği için kurban kesti, dua etti.
Özel harekatçı Ali Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hiçbir an kurtulma ümitlerini kaybetmediklerini söyledi.
"Elhamdülillah Müslüman insanlarız' dedik ve aklımıza ölüm dahi gelmedi" diyen Durmuş, şunları kaydetti:
"Hiçbir zaman umudumuzu yitirmedik. Başta Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bakanlarımıza ve devlet erkanına sonsuz şükranlarımızı sunuyorum. Başbakanımız bizi karşıladı, Cumhurbaşkanımız bizi davet etti. Bizimle ilgileneceklerini biliyorduk. 'Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet, bizi burada bırakmayacaktır' dedik. Bizi kurtaracaklardı biliyorduk ama ne gün olacağını tahmin edemiyorduk."
Durmuş, 6 Eylül'de babasını rüyasında gördüğünü, rüyasında babasının "oğlum unumuz bitti gel' dediğini dile getirdi.
Rüyada, babasına 'ne zaman geleyim?' diye sorduğunu ve '11 Eylül'de gel' cevabını aldığını vurgulayan Durmuş, "Arkadaşlara 'ayın 11'inde babam bizi çağırıyor' dedim. Bizi rehin alanlar 11'inde geldi ve 'yarın Türkiye'ye gideceksiniz' dediler. Aksi bir durum oldu ve ayın 19'unda gelmek nasip oldu" diye konuştu.
Rehin alındıkları gün...
Rehin alındıkları gün nöbete gideceği sırada arkadaşının "Ağabey malum şahıslar" geldi dediğini anlatan Durmuş, "Çıktım baktım etrafımız sarılmıştı. Durum farklıydı. 300-500 kişi filan değildi. Çok kişi vardı. Biz de verilen emri yerine getirdik. Gerekeni yaptık" dedi.
Kaçırıldıkları hafta oğlunun düğününü yapacaklarını, ancak yaşananlar nedeniyle ertelediklerini belirten Durmuş, "İnternet aracılığıyla görüşüp düğün hazırlıklıklarını koordine ediyordum. Eşyalarımız almıştık. Gelince düğünü yaparız diyorduk. Her şey yolunda gidiyordu ama yine de yolunda gitti. Allah izin verirse bayramdan sonraki cumartesi damatlığı astığımız yerden indireceğiz" ifadelerini kullandı.
"Biz bugün düğünümüzü yapıyoruz"
Durmuş'un polis memuru olan oğlunun nişanlısı Ebru Durmuş ise kayınpederinin rehin alınmasının ardından düğünün hiçbir anlamının kalmadığını dile getirdi.
Önemli olanın babasının yanında olması olduğunu ifade eden Durmuş, "Biz zaten bugün düğünümüzü yapıyoruz. Ben babam yanımdayken başka bir şey istemiyorum. En son onunla 9 Haziran'da görüşmüş ve gelinliğimi diktirdiğimi söylemiştim. Orada olsa bile her şeyimle ilgilendi. Yanımda olduğu için çok mutluyum" dedi.
"Bombalar hep yanımızdan geçti"
Konsolosluk görevlilerinden özel harekatçı komiser Said Coşkun da Dinar ilçesindeki evine geldi.
Karayoluyla babası Coşkun Coşkun, annesi Sultan, eşi Ayşe ile çocukları Sultan, Melike ve Seçil Coşkun ile Dinar'a gelen Coşkun ilçe girişinde, vatandaşlar tarafından konvoyla karşılandı. Davul ve zurnalar eşliğinde Hürriyet Mahallesi'ndeki evine giden Coşkun için kurban kesildi.
Said Coşkun, baba evinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kurtarma sürecini en iyi şekilde takip eden yetkililere teşekkür etti.
Olaydan dolayı herkesin çok üzüldüğünü söyleyen Coşkun, "Devletimiz ve milletimiz, kurtulmamız için çok çaba sarf etti. Rehin tutulurken bizlere 3-4 defa bomba atıldı. Bombalar hep yanımızdan geçti. Biliyorduk ki Türk milletinin hepsinin duası bizim üzerimizdeydi. Bir tane arkadaşımın burnu bile kanamadan ilk günden son güne kadar Türkiye sınırlarına girdiğimiz zaman biliyorduk ki Türk milletinin dualarıyla girdik. 101 gün bu milletin dualarıyla yaşadık. Şu an sağlığımız gayet iyi durumda. Allah'a çok şükür herkesten Allah razı olsun" diye konuştu.
Baba Coşkun Coşkun ise oğlunu kendisine kavuşturan herkese teşekkür ederek, "101 gününün sonunda oğlumuzu Ankara'ya giderek teslim aldık ve evimize getirdik. Oğlumuzun kurtulmasında emeği geçen devlet yetkililerimizden Allah razı olsun. Buraya kadar gelip bizi karşılayan tüm eş dost ve akrabalarımıza da teşekkür ediyorum" dedi.
Yıldız'ın Gümüşhane'deki baba ocağında sevinç
Konsolosluk görevlilerinden Trabzon Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şubesi'nde görevli polis memuru Zafer Yıldız'ın Gümüşhane'deki anne ve babası, oğullarına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
Baba Şükrü Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşanan gelişmeleri endişeyle takip etmelerine rağmen hayatlarının en mutlu haberini aldıklarını söyledi.
Trabzon'a gelen oğlunu büyük bir sevinçle karşıladıklarını anlatan baba Yıldız, "Şükürler olsun oğlumuza kavuştuk. Hükümetimiz her zaman dediği gibi evlatlarımızı oradan kurtarıp getirdi. Allah devletimize zeval vermesin. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Başbakanımıza ve tüm polis teşkilatına binlerce kez teşekkür ederiz" dedi.
Yıldız, oğlunun Trabzon'daki evinde dinlendiğini ve basınla görüşmek istemediğini sözlerine ekledi.
Anne Gülcihan Yıldız ise yaklaşan Kurban Bayramı ile adeta çifte bayram yaşadıklarını belirterek, "Büyüklerimizden Allah razı olsun. 101 gün boyunca çok kötü şeyler hissettim ve sürekli ağladım. Ancak şu anda o kadar mutluyum ki tarif edemem. Oğlumuza uzun bir sürenin ardından kavuşmak bizlere hayatımızın en güzel hediyesi oldu" diye konuştu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


