TBMM
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Ermeni sorununun, Türkiye'ye yapılan en büyük bühtan olduğunu, Türkiye ile ABD ilişkilerinde büyük bir yük oluşturduğunu belirterek, "Parlamentolar, bugünü ve geleceği inşa etmeli, geçmişi tarihçilere bırakmalıyız. Parlamentolar tarihi olaylarla ilgili karar verme sürecini başlatırsa, bu barışa, dostluğa, ikili ilişkilere zarar verir" dedi.
Çiçek, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner ile başbaşa görüştü.
Görüşmenin ardından Çiçek, Boehner ve beraberindeki heyet onuruna öğle yemeği verdi.
Heyeti, Türkiye'de görmekten ve Meclis'te ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Çiçek, ziyaretin önemli bir zaman dilimine denk geldiğini söyledi.
Çiçek, ziyaretin gerçekleştiği bu günlerin, bölge ve Türk- Amerikan ilişkileri bakımından hassasiyetle durmaları gereken bir kaç konuyu içerdiğini belirtti.
Dünya gündemini meşgul eden önemli olayların gerçekleştiği bir coğrafyanın merkezinde yaşadıklarını dile getiren Çiçek, Suriye konusunun bunların başında geldiğini anımsattı. Çiçek, Irak'ta henüz istikrar, huzur, iç barış sağlanamadığını, güney Kafkasya'daki istikrarsızlık, gerilimin sürdüğünü vurgulayarak, bunlara Ukrayna'nın da eklendiğini anımsattı.
İlişkilerimiz üzerinde büyük yük oluşturuyor
TBMM Başkanı Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İkili ilişkilerimiz açısından maalesef Senato'da görüşülen Ermeni meselesiyle ilgili tasarı, tekliflerin, konuların arka arkaya geldiği, bizi gerçekten rahatsız eden bir döneme denk geldi. İnanıyorum ki bu Ermeni meselesi, soykırım meselesi, bu ülkeye yapılmış en büyük bühtandır diye düşünüyorum. İlişkilerimiz üzerindeki büyük bir yük oluşturuyor. Her yıl nisan ayı gelince, böyle bir konu ilişkilerimizi sıkıntıya sokan bir atmosferde cereyan ediyor. Yasama organın gündeminde yer alması, mesafe katetmesi Türkiye'deki rahatsızlığı da önemli ölçüde daha da artırmıştır.
Bu meselenin, ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu her seviyede bugüne kadar ifade etmeye çalıştık. Şahsım açısından da ifade edeyim ki Ermeni terör örgütü ASALA tarafından bir yakını ve kocası öldürülmüş bir ailenin mensubu olarak ifade ediyorum. Aksi halde böylesine dost yemeğinde böylesine tatsız bir konuyu açmak istemezdim. Ama onların da ruhları, bu konuyu, burada gündeme getirmemi bekliyor onun için bunu söylemek mecburiyetindeyim. Bu bizim nezaketimize, misafirperverliğimize de aykırıdır ama söylemezsem de kendimi sorumlu hissedeceğim. Parlamentolar, bugünü ve geleceği inşa etmeli, geçmişi tarihçilere bırakmalıyız. Biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız. Kim ne biliyorsa, kim ne söyleyecekse, bilim adamları, tarihçiler bu konuyu araştırsın. Biz bunu kabule hazırız. Dünyaya ilan ettik. Ama parlamentolar tarihi olaylarla ilgili karar verme sürecini başlatırsa, bu barışa, dostluğa, ikili ilişkilere zarar verir."
Dünyanın barışa ihtiyacı var
Çiçek, aradan geçen 62 yıllık süre içinde Türkiye-Amerika ilişkilerinin Kore'den Afganistan'a kadar uzunca bir coğrafyada barışa katkı sağlamak için birlikte sorumluluk taşıdığını anlattı. Bugün bu işbirliğine daha fazla ihtiyaç bulunduğuna işaret eden Çiçek, "Çünkü dünyanın barışa ihtiyacı var" dedi.
Çiçek, siyasi, savunma, ekonomik, ticari ilişkiler başta olmak üzere her alandaki ilişkileri geliştirmek istediklerini dile getirdi.
Ziyaretin önemli ve anlamlı olduğunu ifade eden Çiçek, bugüne kadar parlamentolar arasında çok düzenli ilişki kuramadıklarını söyledi. Çiçek, "Ümit ediyorum bundan sonra bunu gerçekleştirmiş oluruz" diye konuştu.
Endişe etmeyin
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner de 60 yıldan fazla süredir iki ülke arasındaki dostluğu, daha da ileriye götürmekten mutlu olduklarını anlattı.
Geliştirdikleri işbirliğinin, her iki ülke halkına da yarar sağladığını belirten Boehner, bu ilişkiyi daha da ileri götürmeye çalışacaklarını kaydetti. Boehner, iki ülke halkı açısından bu işbirliğini geliştirmenin önemine dikkati çekti.
Türkiye'nin, uluslararası konularda, özellikle Irak, Afganistan, Suriye konusundaki çalışmalarında kendilerine verdiği desteğe minnettar olduklarını kaydeden Boehner, şunları söyledi:
"Amerikan Kongresi'nde yaklaşık 24 yıldır görev yapıyorum. Ermenilerle ilgili konu, zaman zaman gündeme geliyor. 24 yıl içinde hep söylediğim şey şudur: Biz yasa koyucuyuz, biz tarih yazan kişiler değiliz. O nedenle endişe etmeyin, kongremiz bu konuya dahil olmayacaktır. Biz tarihi yazmıyoruz, tarihçi değiliz."
Boehner, Türkiye-ABD arasındaki ticaretin, ilişkileri daha da ileri götürmek açısından fırsat oluşturan bir işbirliği alanı olduğunu belirtti.
Bu nedenle milletvekilleri arasında daha fazla temas kurulması gerektiğini dile getiren Boehner, "Onların birbiriyle daha fazla zaman geçirebilmeleri, kültürel ilişkilerimizin de daha da geliştirilebilmesi açısından temel oluşturulacaktır ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yasa koyuları olarak bizlerin katkıda bulunmasını sağlayacaktır."
4 eski bakanla ilgili soruşturma önergeleri
Daha sonra Meclis kulisinde gazetecilerle sohbet eden Çiçek, 4 eski bakanla ilgili AK Parti ve CHP'nin verdiği soruşturma önergelerinin nasıl görüşüleceği sorusuna, "Ben nasıl görüşüleceğini bilebilirim de ama kendilerinin kabul etmesi önemli. Bize savcılıktan gelen bilgi yazısı -ki Genel Kurul'a sunduk-, 3 bakan bir, biri bir... Gelen yazıdan anlıyoruz ki iki ayrı soruşturma var. Burası nasıl yapar bilemem ama buna bağlı mı düşünür, birlikte mi düşünür, ayrı ayrı mı düşünür. Bunların hepsi Danışma Kurulu'nda oturulur konuşulur. Biz düşünceleri, geçmiş uygulamaları söyleriz, sonunda ya Danışma Kurulu ya da Genel Kurul'da karara bağlarlar. Biz çalışmalarımızı yaptık" dedi.
Önergelerin ne zaman görüşüleceği sorusuna Çiçek, "En geç 3 Mayıs'tan evvel... Bir aylık sürenin dolduğu tarih 3 Mayıs..." karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri...
Çiçek, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili olarak YSK'nın bir takvim belirlediğinin söylenmesi üzerine, "Soru öyle soruluyor ki aklımın köşesinden geçmeyen bir tartışma ortamı çıkıyor. Bana, Cumhurbaşkanlığı'nı sordular. Ben diyorum ki bugünkü Anayasa, başkanlık sistemi değil, yarı başkanlık değil, parlamenter sistem hiç değil. Güçlü bir Cumhurbaşkanlığı müessesesi var, şimdi halkın seçmesiyle daha güçlü hale geliyor. Buna karşılık bu cumhurbaşkanının hiçbir sorumluluğu yok. Buna karşılık da halka vaatleri olan, programı olan ve her şeyden sorumlu etkili olmak zorunda olan bir hükümet var. Bu ilke, sıkıntı çıkarır. Bu ilkeyi konuşuyorum ben, şahısları değil" dedi.
Kuralı konuştuğunu, kuralın yanlış olduğu konusunda herkesin müttefik olduğuna dikkati çeken Çiçek, "Bir sistemin işleyişinin kişisel becerilere, tahammüle, sabırla, yeteneklere bırakılırsa bugün için böyledir, yarın için başka türlü olur. Bu Fransa'da yaşandı; Cumhurbaşkanı ve hükümet farklı siyasi görüşte. Biz de yaşadık. Aynı siyasi görüşte olduğunda bile bir Anayasa fırladı, kafamızın tası attı. Türkiye'nin nereye geldiğini hep beraber gördük. Şimdi ondan daha güçlü bir yapı oluştu. Kriz çıkarmaya müsait daha fazla bir yapı...Deniyor ki 'efendim Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan birbirini çok iyi tanır, bunlar kardeştir, aralarında ihtilaf çıkmaz.' Siz bana bunu sorsanız, ben de buna benzer cevap veririm ama ben kuralı söylüyorum. Bu kural mevsimlik değil. Ben 1982'den beri görev yapan tüm cumhurbaşkanları ile çalıştım, hükümette bulundum. Sorun çıkmadığı dönem çok az. En iyi dönemi bu anayasanın, bu dönemdir. Şu anki dönem..." diye konuştu.
Çiçek, "Bu sistem yapılırken bu çekinceleriniz hiç mi düşünülmedi?" sorusu üzerine şunları söyledi:
"Bu sıkıntıyı önümüze getiren Anayasa Mahkemesi'dir. Suç ve ceza şahsi. Son zamanlarda bir moda oldu Türkiye'de. Orucu yiyen başkası, kefareti başkasına tutturuyorlar. Şu son 4 senedir suçu işleyen başkası; cezayı başkasına çektirmeye çalışıyoruz. Bugün söylediğim mahsurun ortaya çıkmasının en önemli sebebi, Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararıdır. O gün bir kriz çıkmıştı. Sıradan bir kriz değil, Cumhurbaşkanlığı krizi , bir devlet krizi... Bu krizi aşmak gerekiyor. Kanama var, koyduğunuz tampon uygun mu, değil mi, vesaire... Bu kanı evvela durdurmak lazım. Bunu tavsiye edenler de sonradan vazgeçtiler. Anavatan Partisi'nin teklifiydi bu, 'bunlar kabul edilirse gireceğiz' dediler. Araya kimlerin de girdiğini sonraki gelişmelerden öğrendik. Ortaya Anavatan Partisi yöneticileri ile Anayasa Mahkemesi'nin önümüze getirdiği durumdur bu. Ondan sonra kural haline geldi artık. Ne oldu o gün AYM 367 kararını verdi, Türkiye'de krize sebebiyet verdi. Yine aynı kişi bugün Cumhurbaşkanı. Türkiye niye böyle bir sıkıntıya girdi. Niye 27 Nisan? Bak, 12 gün sonra 27 Nisan'ın yıl dönümü...Normal işleyen bir demokraside bu muhtıraların anlamı olur mu? Gösterilen aday, başkası da çıkabilirdi, Anayasa'daki nitelikleri taşımıyor muydu ki Türkiye böyle bir krize girdi de Cumhurbaşkanı seçemedi. O günlere iyi bir bakın. Gerçi şimdi herkes demokrat oldu ama o gece fazla kimseyi görmedim, ne sokakta ne başka yerde... Ortalık aydınlanınca , mezarlıktan geçen kabadayı sayısı çoğalıyor."
Çiçek, "Faturayı veren ile ilgili bir şey yapılmadı ama..." denilmesi üzerine, "Onu savcılar yapacak, ben yapmayacağım. Ben üzerime düşeni yaptım" karşılığını verdi.
Muhabir: Meltem Öztürk
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
