
Başbakan Erdoğan, eğitimde 4+4+4 sistemine yönelik eleştirilere tepki gösterdi, ''İdeolojik değil pedagojik bir reform. Tankla gelen uygulamayı, demokrasiyle kaldırıyoruz" dedi.***
ANKARA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rekabet Kurumu'nun 15 Kuruluş Yıl Dönümü Toplantısı'na katıldı. Rekabet Kurumu'nun 15. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Erdoğan, 2012 Yılı Rekabet Raporu'nun hazırlanmasında, sunumunda ve değerlendirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Eğitim sistemindeki değişikleri değerlendiren, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bugün eğitim sisteminde yaptığımız reform, tekrar ediyorum, ideolojik değil, pedagojik bir reformdur. Yaptığımız düzenleme, Türkiye'nin ihtiyaçlarını, eğitimin ve ekonominin ihtiyaçlarını gözeten, modern, büyüyen Türkiye'ye denk düşen bir düzenlemedir. Kesintisiz eğitimi getirenler, kesintisiz eğitime destek verenler nasıl bu ülkeye yazık ettilerse bugün kademeli eğitime karşı çıkanlar da aynı mantıkla hareket ediyorlar. Şunu herkes bilsin, affınıza sığınıyorum, zorbalıkla gelen bir düzenlemeyi, biz demokrasiyle ortadan kaldırıyoruz. Topla, tankla gelen, Sincan'da yürüyen tanklarla gelen bir uygulamayı, biz millet iradesiyle Meclis'te düzeltiyoruz'' dedi.
Taklitle başarı olmaz
Ülke olarak, millet olarak, yaklaşık 200 yıldır, son derece sancılı, münakaşalı bir modernleşme ve Batılılaşma süreci yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Biz, büyük bir medeniyet inşa etmiş, kadim, yani eski ve köklü medeniyete sahip bir milletiz. Ülkemizin, dünyadaki değişim karşısında, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak gerilemeye başladığı dönemlerde, aydınlarımız, siyasetçilerimiz temel bir soruyu gündeme taşıdılar. Dünyadaki değişimi taklit mi edeceğiz; yoksa, kendi öz dinamiklerimizle, kendi tecrübelerimizle, kendi birikimimizle mi bir değişimi başaracağız? Evrensel değerler ile yerel değerleri nasıl harmanlayacağız, dünyanın gerçekleriyle ülkemizin gerçeklerini bir arada nasıl gözeteceğiz? İçe kapanmak ile dünyaya açılmak arasındaki doğru çizgiyi nasıl üreteceğiz?
Toplumsal dokumuzla, medeniyetimizin ilkeleriyle bağdaşmayan, uyuşmayan konularda bugün bile ciddi rahatsızlıklar yaşanıyor. Öte yandan, medeniyetimizden neşet ettiği halde, insan hakları gibi, temel hak ve hürriyetler gibi konularda, belli kesimler tarafından direnç sergilenebiliyor. 200 yıllık tecrübe bize şunu gösterdi; değişimin kalıcı ve kapsamlı bir şekilde hayata geçmesi, toplumsal yapı tarafından özümsenmesiyle mümkündür. Dış dinamiklerle iç dinamiklerin kesiştiği, toplumun kabul ettiği, ittifak ettiği oranda kalıcı değişimler gerçekleşebiliyor.
Sadece taklit ederek, kopyalayarak, ithal ederek başarıyı yakalamamız mümkün değil. Mukallit, yani taklitçi, her zaman aslının gerisindedir; aslının sadece iyi bir kopyası olmaya mahkumdur. Kanunları bire bir kopyalayıp, topluma dayattığınızda, orada başarı sağlanmıyor ve sağlanamadı. Modern dünyanın kurumlarını, yaşam tarzını, sistemlerini bire bir kopyalayıp ülkeye dayattığınızda, orada başarı sağlanmıyor ve sağlanamadı."