TBMM
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasetçi her eleştiriyi dikkatle dinlemek zorunda olduğunu belirterek, "Aklımızı kullanacağız, sabırlı davranacağız, dikkatle dinleyeceğiz. Her eleştiriden ders çıkaracağız. Bunu yaparsanız devlet adamı kimliğini yakalamış ülkeyi yönetmeyi hak etmiş olursunuz" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Enflasyon rakamlarının açıklandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, ekonomideki kötü gidişin faturasının halka çıktığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Fatura önce Sayın Güngör Uras'ın deyimiyle Ayşe Hanım Teyze'ye çıkıyor. Onun için enflasyon yüzde 13. Çünkü onun tükettiği mallar daha fazla pahalılaşmış durumda" dedi.
Asgari ücretli ve memurların da ekonomideki kötü gidişin faturasını ödeyen kesimlerden olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Memurlara toplu olarak 175 lira brüt herkese zam yaptılar. Bunun neti de 125, 130 lira civarında. Memur-Sen kapalı kapılar ardında hükümetle masaya oturdu, 'enflasyon farkı istemeyeceğiz' diye sözleşmeye imza attı. Şimdi bütün memur kardeşlerime sesleniyorum; sizin temsilciniz olarak gittiler oraya. Kapalı kapılar ardında imzaladılar. Memur kardeşim sen bunun hesabını soracak mısın, sormayacak mısın? Memur-Sen neden böyle bir sözleşmenin altına imza attı? Demek ki iktidarın arka bahçesi oldu. İktidarın arka bahçesinden memura hayır gelmez. Ne diyor hükümet? 'Bize kumpas kurdular'. Ben size şunu söyleyeyim, Memur-Sen ile hükümet oturdular kapalı kapılar arkasında memurlara kumpas kurdular."
Şeyh Edebali'nin öğüdü
Devlet adamlığı konusunda değişik zamanlarda bilge kişilerin öğütlerde bulunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Şeyh Edebali'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'e öğüdünü kürsüden okudu.
Kılıçdaroğlu, 700 yıl önce söylenen bu öğüdün, bugün yeniden okunma ihtiyacı doğduğunu ifade ederek, kin ve öfke ile devlet yönetmenin mümkün olamayacağını savundu. Kılıçdaroğlu, "Şimdi biz şeyh Edebali'nin öğütlerini okuyoruz. Neden? 2014 yılının Türkiye'sinde bu öğütleri bir daha okuma ihtiyacı duyduğumuz için. Keşke böyle bir ihtiyacımız olmasaydı. Keşke ondan herkes gerekli dersleri çıkarabilseydi. Keşke Türkiye bugün içinde bulunduğu çalkantılı süreci yaşamamış olsaydı. Keşke devleti yönetenler akılla, mantıkla devleti yönetebilselerdi. O zaman bunlar yaşanmazdı" diye konuştu.
"Öfkeyle yönetilen toplumlar ağır bedeller ödemişlerdir"
Demokrasinin ağır bedeller ödenerek kazanıldığını, Türkiye'nin de bu bedelleri ödeyen ülkelerden biri olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"21. yüzyılda 'mutlak hakimiyet, mutlak güç' diye bir kavram yoktur. Güçler ayrılığı ilkesi vardır. Devleti yönetenin bütün güçleri üzerinde topladığı bir sistem yoktur artık dünyada. Güçler ayrılığı vardır. Yasam, yürütme, yargı dediğimiz erkler bunun üzerine inşa edilmiştir. Ve çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medya vardır, siyasal iktidarın hatalarını millete duyursun diye. Şimdi biz mutlak güce yeniden dönen bir sürecin içine girmiş oluyoruz. Akılla yönetilmeyen, öfkeyle yönetilen toplumlar ağır bedeller ödemişlerdir. Biz 21. yüzyılın Türkiye'sinde ağır bedeller ödemek istemiyoruz. 21. yüzyılın Türkiye'sinde birinci sınıf demokrasi istiyoruz. Bu ülkenin insanı üçüncü sınıf demokrasiye layık değildir. Bu ülkenin insanı birinci sınıf demokrasi istiyor ve ona layıktır.
Siyasetçi her eleştiriyi dikkatle dinlemek zorundadır. O eleştiri doğru olmayabilir, eleştiri bizi rahatsız edebilir. Ama biz aklımızı kullanacağız, sabırlı davranacağız, dikkatle dinleyeceğiz. Her eleştiriden ders çıkaracağız. Bunu yaparsanız devlet adamı kimliğini yakalamış olursunuz. Bunu yaparsanız bir ülkeyi yönetmeyi hak etmiş olursunuz. Eğer siz öfke ile kalkar, öfke ile hareket ederseniz sadece kendinizi değil, bir toplumu ateşe atmış olursunuz. Konuşmayan toplum olmaz, herkes konuşacak."
CHP'nin milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasını savunduğunu, ancak tek olmazsa olmazının kürsü dokunulmazlığının korunması olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, kürsü dokunulmazlığının demokrasinin güçlenmesinin öncelikli şartı olduğunu söyledi.
"Bir kişiye de elimi uzattım..."
Danıştay'ın 146. kuruluş yıl dönümü törenlerine katıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, gittiğinde ön sırada oturan protokol üyeleriyle de saygı içerisinde selamlaştığını anlattı.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bir kişiye de elimi uzattım, hafif böyle öne doğru eğildi ama ayağa kalkmadı. Olabilir o onun saygısının ne anlama geldiğini gösterir... Fakat biraz sonra, Genelkurmay Başkanı da içeri girdi, şöyle bir baktım, bu esas duruşa geçmiş. Elini uzatıyor, başını eğiyor... Eğer insan kendi egosuna teslim olursa bu tür manzaralar ortaya çıkar. Saygıda kusur etmemek, insan olmanın temel kuraldır. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama herkes bir birine saygılı davranmak zorundadır. Annelerimiz bize bunu öğrettiler. Ben merak ediyorum egosu bu kadar şişkin birisi topluma saygı duyacak, birisinin önünde esas duruşa geçebiliyorsun, elini uzatabiliyorsun ama eleştiriye tahammül edemiyorsun."
Kılıçdaroğlu, yıl dönümünde, Danıştay Başkanı sonrasında TBB Başkanı Metin Feyzioğlu'nun da kürsüye çıkarak bir konuşma yaptığını hatırlattı.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Konuşmanın sonlarına doğru baktım, birisi koltuğunda duramıyor bir türlü. Şöyle yan baktım, devamlı oynuyor. Niye bu oynuyor diye merak ettim, sonra birden yanındakilerle konuşmaya başladı, ama her seferinde ses tonunu biraz daha artırarak. Sonra ayağa kalktı, kürsüde konuşan hatibe 'edepsizlik yapma' diye bir söz söyledi. Devlet adamı demiştik değil mi? Şeyh Edebali'nin öğütünü okumuştuk değili mi? Ne diyordu; 'hoşgörülü olacaksın, saygılı olacaksın, katlanacaksın' diyordu. Bunların tam tersini yapıyor. Bir de arada bir tarihten bahseder, tarihi de bilmiyor emin olun. Hayatımda gördüğüm dünyanın en cahil adamı. Konuşmada tek bir cümle, edebi aşan tek bir cümle yok, tam tersine son derece kibar, saygılı ifadeler. Kaldı ki bizi de eleştirdi Anamuhalefet Partisi olarak, biz saygıyla dinledik. Neden? Çünkü Şeyh Edebali kültürünü biliyoruz. Söyledikleri için 'baştan ayağa yalan' dedi. Gerçekten kulaklarıma inanamadım, hukukun üstünlüğü ona göre baştan ayağa yalan. Yargının, bağımsızlığı ona göre yalan."
Demokrasilerde cadı avı olmaz
Toplantı çıkışında bir gazeteci, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Eğer bu ülkeye ihanet edenlerin bir görevden alınıp bir başka yere atanması cadı avıysa, evet biz bu cadı avını yapacağız" ifadesini anımsatması üzerine Kılıçdaroğlu, "Demokrasilerde cadı avı olmaz. Demokrasilerde hukukun üstünlüğü denen bir kavram vardır. Suçlu varsa belgelerini alır yargıya götürürsünüz. Ama, 'Ben istediğimi yaparım, istediğimi hapse atarım' düşüncesi doğru değildir. Demokrasilerde olmaz" diye konuştu.
Muhabir: Seval Güler
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
