İSTANBUL
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Beşiktaş ile Galatasaray arasında dün akşam yapılan derbi maçta çıkan olaylarla ilgili, "Öyle görünüyor ki, 3-5 bin kişi taşkınlık yapmak için, böyle bir provokatif eylemde bulunmak için hazırlanmış, içeriye sızmış, veya bunların sızmalarına gözler kapanmış" dedi.
Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından WOW Otel’de düzenlenen Dünya Vakıflar Konferansı’nın açılışının ardından, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Gazetecilerin, demokratikleşme paketinde neler olduğuna ilişkin sorusu üzerine, Başbakan Erdoğan'ın açıklayacağı yeni bir demokratikleşme projesi için, bir haftaya ihtiyaç olduğunu, Başbakan’ın 30 Eylül’de, bu konuda bir açıklama yapacağını ifade ettiğini belirterek, bu konuda ayrıntıya girmeye gerek olmadığını söyledi.
Arınç, bütün işin olgunlaştığını, Başbakan Erdoğan’ın çok önemli görülen bu konuyu kendi diliyle kamuoyuna açıklamak istediğini belirtti.
Beşiktaş-Galatasaray derbisinin, bitime 2 dakika kala siyah-beyazlı taraftarların sahaya girmesi nedeniyle tatil edilmesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soru üzerine de Arınç, yaşanan olayların çirkin olduğunu kaydetti.
"Bundan büyük bir üzüntü duyuyorum. Akşam maçı Ankara’dan izleyen bir arkadaşınız olarak, yaşanan bu çirkinliklerin beni çok üzdüğünü ifade etmek isterim" diyen Arınç, iki tane güzide, köklü kulübün müsabaka yaptığını, bunların mazisinin yüz yılı geçtiğini, şampiyonluklar kazandıklarını anlattı.
Arınç, Beşiktaş-Galatasaray derbisinde büyük bir seyirci kitlesi önünde başa baş bir mücadele sergilendiğini, karşılıklı goller atıldığını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Ancak maalesef bitimine bir dakika kala sahaya sızan, maalesef atlayan, önüne geleni tahrip eden, futbolcuları, polisleri korkutmaya çalışan, maçın tatil edilmesine yol açan, acı, çirkin, korkunç bir olay yaşanıyor. Bu olaydan dolayı bugün bazı açıklamalar yapılacak, belki bazı kararlar da alınacak. Bu barbarlığın yaşanmamış olması gerekirdi. Bu olay sadece Türkiye’de spora olan ilgiyi veya karşılaşmalarda taraftar kitlesininin masum duygularını köreltmenin ötesinde, dünyaya karşı da itibarımızı fevkalade zedelemiştir. Sportif müsabakalarda hiç arzu edilmeyen bu holigan görüntüleri, maalesef hepimizi fevkalade üzmüştür. İki kulübün de bu işte bir dahli olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Onlara böyle bir yakıştırmayı hiç kimse yapamaz. Orada 80 bine yakın bir taraftar kitlesi, seyirci kitlesi var. Bunların yüzde 90-95’ini, bu işlerle hiçbir ilgisi olmayan tertemiz bir kitle olarak selamlamak istiyorum. Fakat görünüyor ki, 3-5 bin kişi böylesine bir taşkınlık yapmak için, böyle bir provokatif eylemde bulunmak için hazırlanmış, içeriye sızmış veya bunların sızmalarına gözler kapanmış. Dolayısıyla kapasiteden fazla seyirci alındığına göre, bunların biletlerinin nasıl temin edildiği, içeriye nasıl girdiği, son dakikada böyle bir eylemi nasıl yaptıkları konusunun yargı yoluyla mutlaka takip edilmesi lazım. Bir kulüp bir ceza alacaktır, kararlar alınmış olacaktır ama yaşanmış olan olaylar fevkalade üzüntü vericidir, çirkindir. Artık statlarımızda bu tür olayların yaşanmaması ve bu tür olaylara yol açmaması için gereken tedbirler, hatta radikal tedbirler mutlaka alınmalı ve uygulanmalıdır. Hiç kimse bir mazeret olarak hakemin hatalarını saymaya kalkmasın veya bir futbolcunun özellikle Melo’nun taraftarları tahrik eden davranışından yola çıkarak, bu eylemlere hak verdirmesin. Hiçbir şey böyle bir eyleme hak verdiremez. Bu çirkinliğin sorumluları bulunmalı, bunlar temizlenmeli, futbol müsabakalarına bir daha giremeyecek bir noktaya gelmelidir. Sporu özellikle futbolu, taraftarları anlayışla karşılıyorum. Fakat bu görüntüler Türkiyemiz'i rezil etmekle kalmıyor, bütün dünyaya karşı da mahcup ediyor ve üzüyor. Bu olayın hiç yaşanmayacağını ümit ediyorum. Gereken tedbirler mutlaka alınmalıdır.”
Almanyadaki seçimler
Almanya’daki seçimlere ilişkin soru üzerine de Arınç, bu ayın seçimler ayı olduğunu, Irak’ta ve Kuzey Irak’ta seçimler yapıldığını anımsatarak, Almanya’nın büyük ve Türkiye ile yakından ilgili bir ülke olduğunu söyledi.
"İlk belirlemelere göre Türk asıllı 10 yurttaşımızın federal meclise girdiğini öğrendim. Belki de bu sayı daha da artacak" ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti:
"Anlaşılıyor ki, Angele Merkel, şansölye gücünü korumuştur, hatta artırmıştır. Bir siyasi parti barajı aşamadığı için siyasete belki bu noktada veda etmiştir. Görünen odur ki, Merkel yeniden bir koalisyon kuracaktır. Bunlar Almanya’nın iç meselesidir. Seçim sonucunda başarılı çıkan sayın Merkel’i elbette kutlamak isterim. Bu seçimin Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilere yeni bir ivme kazandırmasını, başarılı sonuçlar vermesini dilerim. Türkiye açısından hiç bir kaybımız olmaz ama mutlaka kazanımlar olacaktır. Merkel daha güçlü bir biçimde Türkiye’nin dostluğuna, Türkiye ile işbirliğine daha fazla önem verecektir diye düşünüyorum."
"Devlet vakıflarla barışmıştır"
Arınç, Dünya Vakıflar Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da devletin bu dönemde vakıflarla barıştığını belirterek, "Bizim vakıf anlayışımızın özü; devlet, vakıfların emanetçisidir. Bizler, tarafımızca işlemleri takip edilen vakıfları ayrı bir hassasiyetle ve emanete yakışır biçimde yönetiyoruz" dedi.
Vakıf ve vakıf ruhuna bakıldığında bunun büyük ölçüde İslam medeniyetinden kaynaklandığı ve geliştiğinin rahatlıkla söylenebildiğini ifade eden Arınç, Allah için ödünç vermek, Allah yolunda harcamak, yetimlere ve yoksullara yardımda bulunmak, fakirleri beslemek, sadaka vermek, hayır faaliyetlerinde yarışmak hususlarında Kur’an-ı Kerim’de yazılı ayetler olduğunu, Hazreti Muhammed’in de bu konudaki teşvik edici beyanlarının ötesinde kendisine ait Medine’deki mülkünü vakfederek İslam dünyasına ve insanlığa bizzat örnek olduğunu kaydetti.
Arınç, bunlardan dolayı İslam dünyasının vakıf konusunda önemli iz bıraktığını, bu kültürü bugünlere kadar canlı bir şekilde yaşattığını ifade ederek, kurumsallaşmış vakıf kültürünün ülkemizde ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde zirve dönemini yaşadığının herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olduğunu dile getirdi.
Devletten beklenen birçok hizmetin, vakıflar kanalıyla yapıldığını belirten Arınç, bozulan veya üzeri tozlanan devlet- vakıf işbirliğinin, iktidarları döneminde yeniden canlandığı kayderek, "Artık bu dönemde devlet vakıflarla barışmıştır” diye konuştu.
"Vakıf gelirleri arttı"
Arınç, bu politika çerçevesinde, tarihi vakıf eserlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılması, vakıf gelirlerinin arttırılması ve toplumda yeniden vakfetme kültürünün yaygınlaştırılmasını öncelikle hedeflediklerini vurgulayarak, 3 bin 500’ü aşkın vakıf eserinin restorasyonun yapıldığını anlattı.
Vakıf gelirlerinin son 10 yılda 15 kat arttığına işaret eden Arınç, “Bizim vakıf anlayışımızın özü; devlet vakıfların emanetçisidir. Bizler, tarafımızca işlemleri takip edilen vakıfları ayrı bir hassasiyetle ve emanete yakışır biçimde yönetiyoruz" şeklinde konuştu.
"Taşın altına elimizi koymalıyız"
Arınç, vakıf alanında öncülük etmiş olan İslam dünyası ve Türkiye olarak bu konuda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğine işaret ederek, "Ekonomik gücümüzle orantılı olarak taşın altına elimizi daha fazla sokmalıyız. Osmanlı’yı anlatırken kullandığımız vakıf medeniyeti ifadesinin bugün de bir karşılığı olduğunu göstermeliyiz. Esasen Türkiye’de bunun emareleri görünmeye başlamıştır" diye konuştu.
Vakıflara yardım ve desteklerin artırılması gerektiğini söyleyen Arınç, şunları kaydetti:
"Dünya, son dönemde yoksulluk, geri kalmışlık, cehalet girdabına giren coğrafyalara yönelik sadece devletlerin değil, belli gelire ulaşmış bireylerin de sosyal duyarlılık göstererek insanlığın yardımına koşmasına her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Benim bu konudaki çağrım, biraz önce saydığım muazzam finansal imkanları olan Batılı vakıfların, dünyada artarak devam eden yoksullukla mücadelede daha etkin rol almaları, hayırseverlik hedeflerini başta Afrika olmak üzere üçüncü dünya ülkelerine yönlendirmeleri olacaktır.
Yoksulluk, eğitimsizlik, sağlıktan yararlanamama, su ihtiyacı, yol ve ulaşım ihtiyaçları gibi birçok ihtiyaç, devletlerin tek başlarına baş edemediği bir problem haline gelmiştir. Ayrıca gelişmiş ülkeler olarak nitelendirilen G-20 ülkelerinde de önemli sayıda yoksul bulunduğunu unutmamalıyız. Bu itibarla, yardımsever insanların oluşturdukları vakıf ve benzeri hayır kuruluşlarına, insanlık adına çok büyük bir görev ve sorumluluk düşmektedir. Çünkü bazen devletlerin kurumsal yapıları, toplumun sorunlarını veya sosyal krizleri anlamada ve yanıt vermekte başarısız ve hatta kimi zaman kayıtsız kalmaktadır. İşte bu noktada sivil inisiyatif önemlidir ve toplumsal yapıyı ayakta tutan en önemli dinamiklerden biridir."
Arınç, konferansın ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sinan Çelebi'yi kabul etti. Kabul, basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
