Dolar
44.59
Euro
51.44
Altın
4,676.40
ETH/USDT
2,058.00
BTC/USDT
67,194.00
BIST 100
12,936.35
Politika, arşiv

Nar gibi olacağız

Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, "Nar gibi olacağız, bizi birleştiren kabuk tek olacak ama içini açtığında binlerce tane olacak. Nar gibi durmazsak bu ülkede özgürlüğün tadını alamayız" dedi.

27.07.2014 - Güncelleme : 27.07.2014
Nar gibi olacağız

MANİSA

Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, toplumun tüm kesimlerinin anadilde eğitim ve ibadet hakkının savunucusu olduklarını belirterek, "Nar gibi olacağız, bizi birleştiren kabuk tek olacak ama içini açtığında binlerce tane olacak. Nar gibi durmazsak bu ülkede özgürlüğün tadını alamayız" dedi.

Seçim çalışmaları kapsamında Horozköy eski pazar yerinde seçim otobüsü üzerinden halka seslenen Demirtaş, Soma'da yaşanan maden faciasının bir işçi katliamı olduğunu, işçi ve emekçinin alın terinin değerinin bilinmediğini savundu.

Tüm iş kazalarının arkasında taşeron sisteminin yattığını, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda ilk iş olarak taşerona izin veren yasal düzenlemeleri Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi'ni de ekleyerek Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağını belirten Demirtaş, şöyle konuştu: 

"Ankara'da bir devlet adamı değil, halk adamı olsaydı bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Halktan, emekçiden, kadından, gençlikten yana bir cumhurbaşkanı orada olsa bunların hiçbiri olmayacaktı. İşsiz olanlar, işçi olanlar, amelelik yapanlar, sizi insan yerine bile koymayan bu düzeni değiştirmek için elinizde bir mühür var artık. O mührü doğru yere basarsanız artık size bu muameleyi yapamayacaklar. Biz ancak el ele verip kendi içimizden çıkan birini Çankaya'ya gönderirsek o zaman özgürlüğe, kardeşliğe, adalete ulaşacağız. Eğer Çankaya'da biz olursak, sizin adınıza orada ben görev yaparsam kesinlikle taşeron işçi yasasını Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğim." 

Diğer cumhurbaşkanı adaylarının ezilenden, yoksuldan, işçiden yana bir tavrının olmadığını, hepsinin devletin başı olmaya çalıştığını ileri süren Demirtaş, "Tayyip Erdoğan'ı seviyorum" diyenlerin Erdoğan'ı başbakan olarak bırakmaları gerektiğini ifade etti.

Demirtaş, şunları kaydetti:

"Herkesin kendi diliyle çocuğunu büyütmesinin savunuculuğunu yapacağız. Nar gibi olacağız. Bizi birleştiren  kabuk tek olacak ama içini açtığında binlerce tane olacak. Nar gibi durmazsak bu ülkede özgürlüğün tadını alamayız. Herkesin anadilinde eğitim yapmasını, anadilinde ibadet yapmasını da savunacağız. Herkesin mezhebini, inancını özgürce yaşamasının teminatı da Çankaya'da biz olacağız. Başını örtmek isteyen, camide namazını kılmak isteyen, cemevinde ibadetini yapmak isteyen özgürce yapacak."

Cumhurbaşkanı seçiminin bütün Türkiye'yi birleştirebilmenin, Edirne'den Ardahan'a eşitlik ve kardeşlik köprüsü kurmanın bir aracı olduğunu aktaran Demirtaş, seçimin savundukları ilkelerin zaferiyle sonuçlanacağını ileri sürdü.

Kendilerinin engellenmek istendiğini, hakarete uğradıklarını iddia eden Demirtaş, Türkiye'yi adım adım dolaşıp birliği, barışı, adaleti gerçekleştirmek istediklerini belirterek, Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan'ı eleştirdi.

Demirtaş, konuşması sonrası seçim otobüsü üzerinden bir süre halkı selamladı.

İlle de koltuk kazanacağız hırsıyla bu çalışmayı yönetmeyeceğiz

Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Yeni yaşam çağrısına yeteri kadar destek bulursak, yeteri kadar destekten kastettiğim de Çankaya koltuğunu kazanacak kadar olması gerekmiyor, kazansak iyi olur tabii ama ille de koltuk kazanacağız hırsıyla bu çalışmayı yönetmeyeceğiz, Türkiye'nin her tarafında yeni yaşam çağrısına bir selam, mesaj duyuyorsak bu bizim için büyük, yeterli bir kazanımdır" dedi.

Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen toplantıda bazı sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya gelen Demirtaş, demokratikleşmesini ve halka ait olmasını istedikleri Cumhuriyet Dönemi'nde, halklar arasındaki soğuk ilişkilerden çok çekildiğini ifade ederek çekilen sıkıntılara son verme zamanı geldiğini söyledi.

Cumhuriyet Dönemi'nde Türkiye'nin tüm ezilenlerinin, ortak çatı altında, ortak ruhla mücadele etmek için denemelerde bulunduğunu anlatan Demirtaş, nihai sonuca ulaşamasa da bu mücadelelerden elde edilen birikimi miras aldıklarını, HDP öncülüğündeki tüm bileşenlerin, cumhurbaşkanı seçiminde bu ortak mirası kazanıma dönüştürmek için yeni yaşam teklifi sunduğunu dile getirdi.

Demirtaş, "inkar edilen, yok sayılan, zaman zaman katliam ve soykırımlarla ortadan kaldırılmaya çalışılan" tüm kimliklere sahip çıkacaklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Diğer iki aday gibi halkları kurtarmak üzere gökten zembille indirildiğini iddia eden bir aday değilim. Sizin bize emanet ettiği ortak mesajı taşımak, bu gerilim ve parçalanmışlık siyasetine son vermek üzere, Alevi'nin mesajını Sünni'ye, Türk'ün mesajını Kürt'e, Kürt'ün mesajını Çerkez'e, Çerkez'in mesajını Ermeni'ye, Süryani'ye, Yezidi'ye, Keldani'ye, kadınlara, gençlere, LGBT bireylere, çevrecilere, işçilere, en çok da ezilenlere taşımak için görevlendirildim. Kürtsek Kürt gibi, kendi dilimizle eğitim yapmayı, yaşamayı, yönetmeyi, elbette ki savunacağız. Türk isek Türk gibi Sünni isek Sünni gibi ama bu kimliklerimize dair hak ve özgürlüklerimizi savunurken bizler ezilen emekçi kimliğimizi unutmayacağız. Bileceğiz ki emeği sömürülen kimse bizden, 'Bizi bu devlete, hükümete teslim etmeyin.  Ezilenlerin ortak çıkarı için madem ki üretiyoruz, yönetelim' mesajını bekliyorlar. Ben de tüm bu mesajları taşımak için görev almış cumhurbaşkanı adayıyım."

Cumhuriyetin tek dil, kimlik ve ırk üzerine inşa edildiğini, "tek dil, tek millet" sloganının, diğer iki cumhurbaşkanı adayının temel felsefesi olarak kampanyalarında sürdürüldüğünü ileri süren Demirtaş, şunları söyledi:

"Hepimizi Türk, Sünni İslam yapmaya çalışanlar, bunların da içini boşalttılar. Bizlere, sahte bir Türklük ve Sünnilik, Müslümanlık dayattılar. Hakiki değil, yaratılmış devlet Türklüğü, devlet dini, devlet milliyetçiliği. Türkiye'de, Türkler Sünni Müslümanlar, '12 yıldır bize yakın muhafazakar hükümet iktidardadır, o nedenle Müslümanlar bu ülkede ezilmiyor' demesinler. En çok dini inançları sömürülen, en çok dolaylı hakarete uğrayanlar, Türkiye'deki Müslüman kesimlerdir. Çünkü tüm katilamlar onlar adına yapıldı. Roboski katliamı, hırsızlıklar, onlar adına yapıldı. İslami muhafazakar kimlik perde olarak kullanılarak tüm zulümler onlar adına yapıldı. En çok hakarete uğrayanlar onlardır. Bizatihi ben Müslüman'ım diye göğsünü gere gere konuşan iktidardır, AKP'nin adayıdır en büyük hakareti yapan. Bu nedenle yeni yaşam çağrımız, aynı zamanda muhafazakar demokrat Müslümanlaradır. 'Bİz kendi iktidarımızı kurduk, devleti ele geçirdik, gerisi bizi ilgilendirmez' derseniz, 80 yıldır eleştirdiğiniz devletle aynı pozisyondasınız demektir. Siz asıl İslamiyet'e, muhafazakar kimliği haksızlık yapan sizsiniz demektir."

Demirtaş, muhafazakar kesimin önünde büyük sınav olduğunu öne sürerek, AK Parti'ye oy veren kesimlerin, oy verme kabininde adayların fotoğraflarına son defa bakıp vicdanlarının süzgecinden geçirip öyle oy kullanacağını ifade etti.

Selahattin Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hangisine evet mührüne basınca aynı zamanda nelere evet demiş olacaksınız? Fakir fukaranın vergileriyle oluşturulmuş bütçeden hırsızlık yapmaya, Soma'da 301 işçiyi katledip arkasından fıtratında var diyen anlayışa, Gezi'de katledilen gençleri neredeyse ölmüştür geçmiştir, anmaya bile gerek yok, arkasından yuhalatan anlayışa evet mührü basacak mısınız? İslamiyet'te, muhafazakarlıkta bu var mıdır, bunu bu seçimde ölçmüş olacağız. Hırsızlığı, katliamı, zulmü onaylıyor musunuz yoksa yeni yaşam çağrısıyla Ermeni de Alevi de Kürt de benim kardeşimdir diyeni mi onaylıyorsunuz? Yeni yaşam çağrısına yeteri kadar destek bulursak, yeteri kadar destekten kastettiğim de Çankaya koltuğunu kazanacak kadar olması gerekmiyor, kazansak da iyi olur tabii ama ille de koltuk kazanacağız hırsıyla bu çalışmayı yönetmeyeceğiz, Türkiye'nin her tarafında yeni yaşam çağrısına bir selam, mesaj duyuyorsak, bu bizim için büyük, yeterli bir kazanımdır. Çünkü bizi kamplara ayırıp, mezhepler ve kimlikler arası gerilim yaratıp, milliyetçi ırkçı dalga üzerinden sürekli tekçi ulus devlet ve tekçi ırkçı millet anlayışıyla iktidarlarını var etmek istiyorlar. Biz bu düşünce ve sağlıksız siyasi yapıyı dağıtamazsak hiçbirimiz kendi sorunumuz çözemeyeceğiz. Öncelikle bu toplumsal yapıyı, demokratik ilişkilerden yana yeniden düzenlemek gerekiyor. Seçim kampanyamızı bunun üzerine kuruludur."

Tek kişinin, "Ben padişahım, başkanım, her şey benden sorulur" anlayışıyla yöneteceği devlet döneminin geçtiğini belirten Demirtaş, devletin, çok kültürlülüğe, inançlılığa ve dilliliğe uygun şekilde yeniden organize edilmesi ve yerel meclislerin neredeyse merkezi hükümete yakın yetkilerle donatıldığı modele geçilmesi gerektiğini ifade etti.

Demirtaş, cumhurbaşkanı seçiminin, Türkiye'nin demokratikleşmesine, emek, özgürlük ve barış mücadelesine katkı sağlaması dileğinde bulunarak, "Bizim çizgimiz, ortak payda haline getirdiğimiz ilkelerimiz, diğer iki adayın da asla düşünmeye cesaret edemeyeceği ilkelerdir. Her iki aday da bunun yakınından geçemezler. Bunların sahteciliği ve taklitçiliği, halk tarafından artık daha iyi görülüyor. Kızan, bağıran, öfkeli, hakaret ve tehdit eden, öldüren devlete mecbur muyuz? Paramızı veriyoruz, kendimizi dövdürüyoruz, kendi vergilerimizle kendimize işkence yaptırıyoruz. Bunun adı demokratik hukuk devleti olabilir mi? Artık devlet yönetme anlayışını kökten değiştirecek radikal demokratik anlayışa ihtiyaç var" diye konuştu.

Kendisi aday gösterilmeden önce AK Parti'nin, anketleri sonucunda ilk turda seçimi kazanmayı garanti gördüğünü anlatan Demirtaş, "Ama şimdi anket üstüne anket yapıyorlar, hesaplıyorlar, topluyorlar, çarpıyorlar, çıkarıyorlar olmuyor. Çankaya'nın yolları, artık onlar için daha dikenli, mayınlı yollara dönüşmüştür" ifadesini kullandı.

TRT Genel Müdürü Şahin'e yanıt

Selahattin Demirtaş, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in kendisiyle ilgili "Bundan sonra TRT’yi hedef alan bu ağır ithamlar canlı yayınlarda devam ederse yayını keseceğiz" açıklamasına da değinerek şunları kaydetti:

"TRT Genel Müdürü, 'Beni eleştirmeye devam edersen, canlı yayını da keseriz' demiş. Şu an TRT canlı yayında olabilir, duysun diye söylüyorum. '11 Temmuz'dan bu yana tam 224 dakika seni canlı verdik, daha ne istiyorsun' demiş. Tayyip Erdoğan' ı kaç saat canlı verdiğini açıklamasında yazmamış. Tayyip Erdoğan'ınkini açıklamanı özellikle rica ediyorum. Benden 1 saat, 3 saat, 5 saat,10 saat fazla olabilir, itirazım olamayacak. Eğer beni yayınladığın toplam saatten 50 kat daha fazla onu vermediysen, senden özür dileyeceğim, TRT Şeş, TRT Avaz dahil olmak üzere. TRT'nin her kanalında Recep Tayyip Erdoğan propagandası yapılıyor, sadece TRT Haber'de 224 dakika bizi yayınlamış diye bizi eleştirme, onu da keserim diyor. Cumhurbaşkanı seçilirsem, yetkimde değil ama ilk iş bununla ilgili, halkın paralarını, vergilerini adaletsiz kullandığın, üç aday arasında ayrım yaptığın için hakkında soruşturma açtıracağım. Seni eleştirdim diye bundan sonra yayınımı yapmayacaksan, asla sana karşı, senin patronuna karşı diz çöktüğümüzü, boyun büktüğümüzü gördün mü? Bir bürokrat, genel müdür, devlet memuru olarak, cumhurbaşkanı adayını şantajla tehdit edip ona diz çöktürecek kadar gafil olduğunu düşünüyorsun. Ama açık söylüyorum: Tayyip Erdoğan sizi teslim almış olabilir, ödünüz kopuyor da olabilir. Bizi kendinizle karıştırmayın. Yapmıyorsan da yapma, bunun da hesabını senden sormayan, benim adıma namerttir. Beyefendi, beni tehdit edecek, eleştirilerimizi susturacak, benim vergilerimle bana, seçmenimize şantaj yapacak, biz de çıkacağız burada suspus olacağız, aman TRT Genel Müdürü kızıp da yayını kesmesin diye, boynumuzu bükeceğiz. Bu devlet anlayışını değiştirmemiz lazım. Bana neden oy verilmesi gerektiğinin somut örneğidir. Bu zihniyetten kurtulmamız lazım."

Zaman zaman terör örgütü lehine sloganların atıldığı toplantıda, Ruşen Alkar da grubuyla dinleti sundu.

Muhabir: Tolga Albay, Emre Umurbilir

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın