
Kılıçdaroğlu, yargıda yaşanan gelişmeler ve Uludere olayı üzerinden hükümete eleştiriler yöneltti.***
ANKARA
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Eryaman irtibat bürosunun açılışının ardından parti otobüsünde beraberindeki bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmadan alınan 3 cumhuriyet savcısı hakkında Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nca hapis istemiyle hazırlanan iddianamenin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, savcıların kendilerine göre hukukun gerektirdiği kurallar içinde soruşturma yaptığını, ancak bir süre sonra görevlerinden alındıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Önümüze haklı hiçbir gerekçe konmadı bu konuda. 'Efendim işte bir mahkeme kararında oynanmış, belli yerler kapatılmış'. İyi de bu öteden beri yargıda süregelen bir uygulama. Kaldı ki kapatan bir kişi. Niye üçünü görevden alıyorsun? Bunun da yanıtı verilmedi? Şimdi geldiğimiz bu noktada da hapis cezalarıyla yargılanmak üzere haklarında iddianame hazırlanıyor. Hukuk adına bu kadar büyük bir ayıp yapılmaz. Yasadışı telefon dinlemeler hükümetin koruması altında, yasa dışı belge düzenleyenler hükümetin koruması altında. Bütün bunlara hiç ses çıkarılmıyor da üç tane savcı 'niye bu soruşturmayı bu noktaya getirdiniz, delilleri topladınız?' diye... Onlar şimdi hapisle yargılanıyorlar. Bunun hukukta yeri yoktur. Bu ancak diktatörlüklerde rastlanan bir olaydır. Zaten biz de bugünkü yönetime 'postmodern diktatörlük' diyoruz.''
Irak sınırındaki olay
Kılıçdaroğlu, Irak sınırındaki olayda istihbaratı kimin verdiğine ilişkin herhangi bir yeni bilginin olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtladı. İstihbaratın yabancı bir ülke tarafından verildiğinin açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Bütün mesele şu; alınan istihbarat yabancı kaynaklı olduğu artık yüzde 100 kesin. Bu konuda hiçbir tereddüt yok. Niçin bir değerlendirmeye tabi tutulmadı, bu istihbarat yüzde 100 niçin doğru kabul edildi? Genelkurmay 'bana istihbarat geldi' diyor. MİT 'Ben vermedim' diyor. O zaman hükümete düşen bir tek şey var, bu istihbaratın hangi kaynaktan geldiğini çıkıp kamuoyuyla paylaşması lazım. Bizim de görmemiz lazım ama hükümet bunu açıklayamaz. Neden açıklayamaz? Çünkü kendi güvenliğini yabancı istihbarat örgütlerinin emrine veren bir hükümet, böyle bir açıklamayı yapamaz. Vahim olan asıl nokta budur.''