
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Rum kesiminin tek yanlı enerji hamlelerine AB'nin "dur bakalım" demesi gerektiğini söyledi.***
BRÜKSEL
Türkçe dahil 11 Avrupa dilinde 24 saat yayın yapan haber kanalı Euronews'e mülakat veren Arınç, İsrail ve Kıbrıs Rum kesiminin Akdeniz'de gaz ve petrol çıkarmak konusundaki işbirliği hakkında, ''Akdeniz'de petrol arama konusu sadece güney Kıbrıs ve İsrail'i ilgilendirmiyor. Diğer ülkelerin uluslararası hukuktan doğan hakları var. Bunlardan birisi Türkiye'dir. Ancak son zamanlarda ihtilaflı olduğumuz ve bazı konularda ayrı düşündüğümüz iki ülkenin birleşerek özellikle Türkiye'yi ve KKTC'yi rahatsız edecek biçimde petrol arama faaliyetine girişmesinin siyasi bir anlamı olmalı'' dedi.
Piri Reis gemisinin donanma gemilerinin koruması altında Akdeniz'de arama faaliyetlerine başlamasının ''bir rest olarak anlaşılmamasını'' isteyen Arınç, uluslararası hukukun buna izin verdiğine dikkat çekti.
Başbakan Yardımcısı Arınç, Euronews'de yarın yayımlanacak mülakatta, Akdeniz'e açılan Türk savaş gemileriyle ilgili ''Savaş gemilerimizi savaşmak için göndermiyoruz. Bir koruma faaliyeti içerisinde olacaklardır ve hukuka aykırı herhangi bir müdahale olursa buna karşı duracaklardır. Bu da haklarımız korumak için kullanacağımız argümanlardan bir tanesi. Dolayısıyla hiç kimseyle savaş yapmaya, kavga etmeye ihtiyacımız yok, niyetimiz de yok. Umarım karşı taraf böyle bir cüretkarlığı göstererek Türkiye'yi güç kullanmak mecburiyetinde bırakmaz'' ifadesini kullandı.
AB acele etmeli
Bülent Arınç, Türkiye'nin Akdeniz'deki enerji geriliminde AB'den beklentilerinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
''AB hatasını düzeltmek için bence acele etmeli. O hatası da şudur: Güney Kıbrıs Rum kesimini tüm adayı temsil eder bir biçimde AB'ye üye olarak almaları belki AB tarihinde en büyük hatalardan birisi olmuştur. Ancak kendi içinde ihtilaflı, bütünleşememiş bir toprağı üye almakla AB çok büyük bir hata işlemiştir.
Şimdi realite şudur: Güney Kıbrıs Rum kesimi vardır ve adanın tamımını temsil hakkına sahip değildir. Dolayısıyla bu faaliyetleri tüm Kıbrıs'ın adına yaptığını ilan ediyorsa öncelikle AB 'dur bakalım' demeli. 'Senin buna hakkın yok' demeli. Ve Türk tarafının da kendi haklarını kullanması karşısında buna izin vermelidir. AB bu topluluğu (Rumları) içerisine almışsa bunun sonuçlarına da katlanacaktır. Bunun sonuçları kavga ve çıkar çatışması değil, adayı bütünleştirecek telkin ve tavsiyelerde bulunmaktır.''