
Bülent Arınç, Erdoğan ile Papandreu'nun telefon görüşmesine ilişkin açıklama yaptı, Hristofyas'ı Kılıçdaroğlu'na benzetti.***
BURSA
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'da Olay TV'de yayımlanan ''Gündem'' adlı canlı yayın programında ülke gündemine ilişkin soruları yanıtladı.
Yunanistan Başbakanı Papandreu'nun Başbakan Erdoğan ile ne konuştuğunu bildiğini belirten Arınç, şöyle konuştu:
''İki şey konuşuldu; belki de ilk kez buradan açıklıyorum. Birincisi, biz Yunanistan ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği yapıyoruz. Geçtiğimiz sene mayıs ayındaki onlarda zor durum kendisini göstermeye başlamıştı, 10 tane bakanı sayın başbakan aldı Yunanistan'a gitti ve Yunanistan'da büyük bir takdir gördü. Bizim geçmişte düşmanımız, ama oraya 10 tane bakanıyla gidiyor ve Yunanistan'a işbirliği teklif ediyor, hatta 'siz zor durumdaysanız biz size ne yapabiliriz?' diyor. Şimdi bunun karşılığının Türkiye'de yapılması lazım. Papandreu öncelikle 'Türkiye'deki toplantıyı ne zaman yapacağız' diye konuştu. Kasım ayına söz verildi. Ben onların şahidiyim. Telefonlardan biri. İkincisi 'Kıbrıs açıklarında bir sıkıntı olmasın'. Bizim cevabımız; 'biz Kıbrıs'taki müzakere sürecini engelleyecek bir harekete karşıyız. Rumları kastederek onlar başlatıyorlar, dolayısıyla Türkiye olarak biz de münhasır ekonomik bölgede kendi imkanlarımızla bu aramayı yapacağız. Hiçbir şey dinlemeyiz. Deniz kuvvetlerimiz yolda, gerekirse uçaklarımız da bu aramayı koruma altına alacak. 'Haklısınız, onlar yapıyorsa siz de yapabilirsiniz, ama gerginlik olmasın'. Konuşmayı söylüyorum. Gerginlik bizden yana olmaz.''
Bizdeki Kılıçdaroğlu gibi
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun, BM Genel Sekreterine 4 maddelik bir plan sunduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eş değerli zamanda bunları keselim, geleceğe bırakalım. İkincisi, müzakere sürecini bir an evvel bitirelim. Üçüncüsü Rumlarla müşterek güney ve kuzey kendi arasında bir komisyon kursun, bu aramaları birlikte yapsınlar. Çünkü Hristofyas'ın bir sözü, 'Burada eğer bir zenginlik elde edilirse, buradan Türklere de pay veririz' diyor. Lütfediyor beyefendi. Peki diyorlar ki 'sen söylüyorsun ama ya sonra vermezseniz?'. 'Benim sözüm senettir' diyor. Bizdeki Kılıçdaroğlu gibi, 'benim adım Kemal'. Bunun adı da Hristofyas. Yani ben söylersem, 'Kıbrıslılara da buradan pay vereceğim' diyor. Böyle abuk subuk iş olmaz. Bir dördüncüsü daha var. Biz dedik ki; Eroğlu'nun bu.''