ANKARA
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasa dışı dinlemelere ilişkin olarak "Benim makamım ve odalarımla ilgili böyle bir şey söz konusu değil. Onlarla ilgili günlük çok düzenli tedbirler alınır. Ama bazı ortam dinlemelerinin olduğunu doğrusu Sayın Başbakan bana da söyledi" dedi.
Gül, Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından düzenlediği anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Polonyalı bir gazetecinin Ukrayna'da yaşanan olayların ardından Kırım'da yaşanan gelişmelere yönelik sorusu üzerine Gül, Ukrayna ve Kırım'da yaşananların uluslararası camiadaki en sıcak olaylardan biri olduğunu belirtti.
Gül, Kırım'ın yanı sıra Suriye'de de çok büyük bir insanlık dramının devam ettiğine işaret ederek, "Bu ziyaret vesilesiyle iki Avrupa ülkesi, iki NATO üyesi ülke olarak tabii ki Ukrayna'da olup bitenleri de istişare etme imkanı bulduk. Şunun da bilinmesini isterim, Türkiye gerek Rusya, gerek Ukrayna ile Karadeniz'de komşu olan, üçümüz de Karadeniz ülkesiyiz. Dolayısıyla bölgemizdeki istikrar, güvenlik, gelişmeler hepimizi birinci derecede ilgilendirmektedir. Bu anlamda Türkiye, olup bitenleri yakından takip etmekte aktif bir şekilde" diye konuştu.
Parlamentodaki yönetim değişikliğinden sonra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Ukrayna'ya gittiğini anımsatan Gül, "İlk giden ve ilk teması kuranlardan birisi olduk. Biz, Türkiye olarak stratejik işbirliği içerisinde olduğumuz Ukrayna ile Ukrayna'nın siyasi birliğinin, toprak bütünlüğünün, egemenliğinin önemli olduğunu ve bugün karşılaşılan problemlerin uluslararası hukuk çerçevesi içerisinde muhakkak çözülmesi gerektiğine inanıyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Barış içerisinde yaşamalarını temin edecek muhakkak yol vardır
Gül, özerk bir cumhuriyet olan Kırım'ın, Ukrayna'nın siyasi birliği ve toprak bütünlüğü içinde olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
"Kırım'ın nüfusuna baktığınızda, Rus asıllı çok sayıda Ukrayna vatandaşları, aynı şekilde Müslüman Tatar Ukrayna vatandaşları ki, Türkiye ile çok özel ilişkileri vardır. Bütün bunlar da Kırım'daki etnik, dini ve kültürel farklılığın da bir gerçek olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla hepsinin orada Ukrayna vatandaşı olarak kendi etnik, dini, kültürel farklılıklarına saygı gösterilecek şekilde, huzur içerisinde ve herhangi bir tehditle karşılaşmadan barış içerisinde yaşamalarını temin edecek muhakkak yol vardır ve bunun sağlanması için de herkesin özen göstermesi gerektiğine inanırız. Bu olayların daha çok gerginlik taşımadan, görüşmelerle ve diyalogla neticelenmesini Türkiye olarak çok arzu ederiz, ediyoruz. Çünkü yeni bir soğuk savaş döneminin, ikinci bir soğuk savaş döneminin başlaması herkes için de tehlikelidir ve hiç kimsenin de çıkarına değildir. Bundan muhakkak kaçınmak gerekir bunun için de uluslararası hukuka riayet etmek şarttır."
Yasa dışı dinlemeler
Yasa dışı dinlemelerle ilgili kendisine ulaşan bir tespit bulunulup bulunmadığı, Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) harekete geçmesinde bunun bir etkisi olup olmadığı ve bu süreçte Çankaya Köşkü'nde ilave önlem alınmasına gerek görülüp görülmediğine dair bir soru üzerine Gül, "Türkiye'nin gündeminde olan önemli konularla ilgili daha önce de DDK'ya talimat verip, o konularla ilgili çalışmalar yaptırmıştım. Onlar bitince de kamuoyuyla paylaşılmıştı" ifadesini kullandı.
Gül, DDK'nın araştırmalarının kamuoyu tarafından çok büyük takdirle karşılandığına da dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gördüğünüz gibi hepimiz yaşıyoruz. Gerek telefon dinlemeleri, gerek yolsuzluklar, gerek imar rantları, gerek bürokrasinin temeli olan meslek memurlarının yetiştirilmesi ile ilgili konular çok tartışılıyor. Dolayısıyla bu konularla ilgili de DDK'ya talimat verdim. Çalışmalar yapmaları, hukukumuzu gözden geçirmeleri, gerekirse kuralları incelemeleri, noksanlıklar, eksiklikler var mı, bunlarla ilgili ne tip tedbirler alınmalı, gerekirse ne tip yasalar çıkmalı, ne tip kurallar ortaya konmalı ki, bu şikayetlerden kurtulabilelim ve bunlar yaşanmasın. Bununla ilgili yapılan çalışmalar."
Gül, Çankaya Köşkü'nde yasa dışı dinlemelere karşı ise tedbirler alındığını belirterek, "Benim makamım ve odalarımla ilgili böyle bir şey söz konusu değil. Onlarla ilgili günlük, çok düzenli tedbirler alınır. Ama bazı ortam dinlemelerinin olduğunu doğrusu Sayın Başbakan bana da söyledi" dedi.
Dünyada çok az rastlanan dostluk
Cumhurbaşkanı Gül, Polonya Cumhurbaşkanı Komorowski'nin ziyaretine ilişkin de bilgi verdi.
Türkiye ile Polonya arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 600'üncü yıl dönümü dolayısıyla gerçekleşen ziyaretin ayrı bir anlam ifade ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, "Türkler ile Lehler arasında 1414 yılında başlayan dostluk 600 yıldır güçlü bir şekilde devam etmektedir. Bu, tahmin ediyorum ki dünyada çok az ülke arasında gerçekleşen bir dostluktur" dedi.
Cumhurbaşkanı Komorowski'nin ziyareti dolayısıyla düzenlenecek kültürel ve ticari etkinliklere birlikte katılacaklarını ifade eden Gül, iki ülke arasında 600 yıllık geçmişi olan bu dostluğun yeni nesillere taşınması için ilişkilerin güçlü bir şekilde devam ettiğinin altını çizdi. Türkiye ile Polonya'nın NATO'da müttefik olduklarını hatırlatan Gül, her alanda yakın işbirliği yürütüldüğünü kaydetti.
Baş başa ve heyetler arası görüşmelerde hem ikili ilişkilerin gözden geçirildiğini hem de bölgesel gelişmeler konusunda geniş istişarede bulunulduğunu aktaran Gül, sözlerine şöyle devam etti:
"Mükemmel olan ilişkilerimizin ticari boyutunu daha da geliştirebileceğimize inandık ve bu yönde iş adamlarımızı, yatırımcılarımızı daha çok teşvik edeceğiz. Özellikle savunma sanayi ve turizm alanında büyük bir potansiyelin olduğunu gördük.
AB konusunu ve Türkiye'nin müzakere sürecini geniş bir şekilde konuştuk. Polonya, bu müzakere süreci içerisinde Türkiye'ye daima destek vermektedir, bundan dolayı sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ettim. Özellikle müzakere süreci içerisinde yargı ve temel haklar fasıllarının hemen açılmasını, enerji ve dış güvenlik savunma politikalarının muhakkak açılmasını, bu fasılların açılmamasının izahının mümkün olmadığını sayın Cumhurbaşkanı ile paylaştım, kendileri de hak verdiler. Zaten Polonya, Türkiye'nin Dostları Grubu içerisinde Türkiye'ye desteklerini devam ettirmektedir. Bu desteğin süreceğinden de eminiz."
Türkler ve Polonyalılar dost ve bu dostluğun farkında olan iki halktır
Ukrayna ve Kiev'de yaşananların bölgedeki en önemli gelişme olduğuna dikkati çeken Gül, "Bu ziyaret vesilesiyle çok geniş bir istişarede bulunduk. Türkiye olarak Ukrayna'nın siyasi birliğinin, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün zedelenmeden korunmasının ve Kırım'daki gerginliğin sükunetle çözülmesinin doğru olduğu düşüncemizi sayın Cumhurbaşkanı ile paylaştım" dedi.
Görüşmelerde kültürel ilişkilerin de gözden geçirildiğini belirten Gül, sözlerini "Türkler ve Polonyalılar birbiriyle dost ve bu dostluğun farkında olan iki halktır. Bu dostluğu daha da güçlü bir şekilde yeni nesillere taşıma konusunda güçlü iradelerimizi ortaya koyduk" değerlendirmesiyle bitirdi.
Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski de Türkiye ile Polonya'nın, Ukrayna’nın siyasi ve ekonomik bağımsızlığını desteklemeleri gerektiğini belirterek, "Kırım’ın durumu konusunda da hemfikiriz. Kırım’ın Ukrayna toprakları, sınırları içinde kalması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
Türkiye ile Polonya arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde Türkiye'ye resmi ziyarette bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Bizim ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, Avrupa ülkelerinin tarihinde gerçekten emsali olayan ilişkiler. Burada sadece diplomatik ilişkilerden bahsetmemek gerekiyor. Bu aynı zamanda 600 yıldır süren bir dostluğun hikayesidir" diye konuştu.
Kutlamalar çerçevesinde iki ülkede pek çok etkinlik düzenleneceğini ve bu etkinliklerin hem kültür alanındaki hem toplumlararası ilişkiler anlamındaki zenginliği ortaya koyacağını kaydeden Komorowski, "600 yıllık ortak tarihimiz ve ilişkilerimiz bir nevi taahhüttür ve dilerim ki önümüzdeki 600 yıl için de aynı şekilde ilişkilerimiz gelişsin, aynı derecede iyi olsun" dedi.
Türkiye'yi AB'de görmek istiyoruz
İki ülke arasında çok sayıda işbirliği alanı olduğuna dikkati çeken Komorowski, "NATO'da yan yana, omuz omuzayız. Türkiye'yi AB'de de görmek istiyoruz" ifadesini kullandı.
Türkiye ve Polonya'nın ekonomik alanda da birbirleri için cazip birer ortak haline gelebileceğini belirten Komorowski, iki ülkenin güçlü ekonomilerinin Avrupa'nın gelişimi için itici güç teşkil ettiğini söyledi.
Komorowski, "Türkiye'nin 15 yıl önce Polonya'nın NATO’ya girme sürecinde desteğini ve yardımlarını gördük. Şimdi aynı şekilde, AB’ye katılım sürecinde Türkiye’yi desteklediğimizi söylemek istiyorum. Türkiye’nin AB'deki rolünün özellikle Avrupa’nın ve NATO ülkelerinin güvenliği açısından çok önemli olacağını düşünüyoruz" dedi.
Türkiye'yi ziyaret eden Polonyalı turistlerin hem kendi ülkelerinde hem Avrupa'da Türkiye'nin olumlu tanıtımını yaptığına değinen Komorowski, Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısının artırılabileceğini, bunun için vize sisteminden kaynaklanan sorunların gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ukrayna konusunda hemfikiriz
Türkiye ile Polonya'nın NATO üyelikleri ve coğrafi konumları açısından bölgesel güvenliğin önem taşıdığını kaydeden Komorowski, son dönemde Ukrayna'da yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Ukrayna’nın entegrasyonu söz konusuysa, her iki ülkenin kesinlikle hemfikir olduğunu, Sayın Cumhurbaşkanıyla aynı fikirleri paylaştığımızı söylemek istiyorum. Ukrayna’nın şu anda hem siyasi hem de ekonomik alanda bağımsızlığını ülkelerimizin desteklemesi gerektiğine inanıyorum. Kırım’ın durumu konusunda da hemfikiriz. Kırım’ın Ukrayna toprakları, sınırları içinde kalması gerektiğini düşünüyoruz."
Ukrayna’daki azınlıklar konusunda da Cumhurbaşkanı Gül’ün hassasiyetine katıldığını ifade eden Komorowski, "Polonya, Kırım Tatarları konusunda çok geniş bilgiye sahiptir. Bu konuda Polonya’nın, Türkiye’nin görüşlerini kesinlikle paylaştığını ve Türkiye’yi bu konuda destekleyeceğini söylemek istiyorum. Kırım’daki azınlık sorununun ne kadar önemli bir konu olduğunun da bilincinde olduğumuzu vurgulamak istiyorum" dedi.
Bir gazetecinin, Ukrayna konusunda Polonya ve Türkiye’nin verebileceği desteğe ilişkin sorusu üzerine Komorowski, iki ülkenin Ukrayna’ya verilebilecek destek ve siyasi istikrarın sağlanması konusunda aynı görüşe sahip olduklarını vurguladı. Konuk cumhurbaşkanı, "Aynı şekilde yine hemfikir olduğumuz konu, Ukrayna’ya verilebilecek maddi destek konusuydu. Bu konuda IMF’nin fonlarından faydalanılabileceğine inanıyoruz" diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ukrayna’yı ziyaretinin de takdire şayan olduğunu ifade eden Komorowski, bu ziyaretin Türkiye’nin Ukrayna ile dayanışma içinde olduğunu gösterdiğini belirtti. Polonya Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti:
"AB nin, Ukrayna’nın komşu ülkelerinin ve aynı zamanda ABD’nin bu konuda Ukrayna’ya verdiği desteğin özellikle Ukrayna’nın bağımsızlığı için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ukrayna’daki krizin devam etmesinin bedeli çok yüksek olabilir, gerek Avrupa ülkeleri gerek Ukrayna’nın içinde bulunduğu bölge, gerek bütün dünya için."
"600. Yılında Türkiye-Polonya İlişkileri Sempozyumu"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Polonya Cumhurbaşkanı Boronislaw Komorowski ile Sheraton Otel'de düzenlenen "600. Yılında Türkiye-Polonya İlişkileri Sempozyumu"nun kapanış oturumuna katıldı.
Sempozyumun kapanış konuşmasını yapan Gül, "1795-1918 Polonyalılar için 1774-1923 de Türkler için azim ve mücadele yıllarıdır. Türkiye ve Polonya arasındaki güçlü dostluk, iki ülkenin varlıklarını ilelebet sürdüreceklerini bir kez daha ispat ettikleri 19. yüzyılda bugünkü kıvamını bulmuştur" dedi.
"İlişkilerimizin 6 asır boyunca kesintisiz sürmesi tek başına Türkiye ile Polonya arasındaki bağların ne kadar güçlü olduğunu gösteren çok önemli bir sebeptir" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Gül, "Türkiye-Polonya dostluğu tarih boyunca devletlerarası ilişkilerle olduğu kadar insandan insana, gönülden gönüle bağları da mevcuttur. Bu sayede iki halk arasında kültürden sanata, siyasetten askerliğe kadar hayatın bir çok alanında yaygın, yoğun karşılıklı etkileşimler olmuştur" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İki ülke NATO'da, AGİT'te Avrupa Parlamentosu Konseyi'nde Vişegrad dörtlüsü ile bağlantılı olarak diğer bir çok platformda yakın işbirliği yapmaktadır. Ülkelerimiz ayrıca genç ve ekonomik, dinamik dinamizmleri ile de benzeşmektedir."
Polonya Cumhurbaşkanı Komorowski
Polonya Cumhurbaşkanı Komorowski ise sempozyumda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin AB'ye tam üye olma hedefini destekliyoruz. Çünkü aynı siyasi projeye inanıyoruz ve bunun daha da etkili hale gelmesinin ancak bu üyeliğin gerçekleşmesiyle mümkün olacağını ve ancak böylelikle Türk devletinin potansiyelini her anlamda kullanabileceğimizi düşünüyoruz" dedi.
"Milletlerimizin ne kadar büyük olduğunu, devletlerimizin nasıl bugünlere geldiğini ancak tarihe bakarak anlayabiliriz" ifadelerini kullanan Komorowski, "Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan ve İbrahim Paşa Polonya'dan çıkıp Osmanlı İmparatorluğu'na hizmet etmiş önemli karakterlerden biri oldu" şeklinde konuştu.
Komorowski şöyle devam etti:
"Bütün bu izleri takip ettiğimizde ne kadar yakın olduğumuzu ve ne kadar önemli dönemleri beraber kurduğumuzu, Türkiye ile Polonya'nın geçmişten günümüze iyi ilişkilerinin nasıl her dönemde kendini gösterdiğini tespit edebiliriz."
-Komorovski onuruna akşam yemeği
Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya Köşkü'nde Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski onuruna akşam yemeği verdi. Yemeğe Cumhurbaşkanı Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül ile Polonya Cumhurbaşkanı Komorowski'nin eşi Anna Komorowska, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfü Elvan, büyükelçiler, akademisyenler, işadamları ve öğrencilerin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Yemekte konuşan Gül, Komorowski, eşi ve heyetini Türkiye'de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, ziyaretin köklü devlet geleneğine sahip iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıl dönümüne tekabül ettiğini kaydetti. Gül, tarihte ilişkileri bu kadar uzun soluklu ve yoğun olan çok fazla devlet bulunmadığına işaret ederek, bu köklü geçmişten "dostluk ve işbirliğinin" rekabetten çok daha kıymetli olduğu dersinin çıkartılabileceğini ifade etti.
Gül, iki ülke arasındaki ilişkilerin altı asra yayılan mazisinin, siyasi olduğu kadar beşeri bağların da temelini oluşturduğunu, tarihe mal olan birçok Polonyalının, ortak kültüre ve ilişkilere kattıkları zenginlikle hatırlandığını söyledi. Gül, bu yoğun etkileşimin izlerinin, bugün de etkisini güçlü şekilde hissettirdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Misal vermek gerekirse, 17’nci yüzyılda İstanbul’daki Lehistan Büyükelçisi, dönemin en önemli Türkçe sözlük ve gramer kitabını kaleme almıştır. Osmanlı Saray müziğini notalara kaydeden ilk isim, bizdeki adıyla Ali Ufki Bey, sizde bilinen adıyla Voyçek Bobovski’dir. Açılışını yapacağımız 600. Yıl Sergisi’nde eserleri yer alan Şılebovski, Osmanlı Saray ressamıdır. Sultan Abdülmecid’in, iadeleri için yapılan baskılar karşısında 'tacımı veririm, tahtımı veririm, ama devletime sığınanları asla geri vermem' diyerek sahip çıktığı Polonyalılar, ortak tarihimize altın harflerle kazınmıştır. Köklü tarihimiz boyunca Türkiye'ye gelen ve kendilerini bağımsızlık mefkuresine adayan bu kadirşinas Polonyalı dostlarımız, bizim de kahramanlarımız olmuştur. Prens Adam Çartoriski liderliğindeki Polonyalıların, Türkiye’yi kendilerine ikinci vatan edinmelerini sağlayan anlayış budur.
Polonya’yı 1795-1918 arasında tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen meşum teşebbüsün tanınmadığı bu topraklarda, iki ülke halkı tarafından yaygın biçimde kabul edilen rivayete göre, Lehistan Büyükelçisinin yerini Osmanlı Sarayı’nda 123 yıl boyunca hazır tutan dostluk anlayışı da budur."
Gül, ömrünün son dönemini İstanbul’da geçiren Polonya’nın milli şairi Mikyeviç’e "Polonya’nın komşu düşmanları tarafından ezilmesine hiçbir devletin ses çıkartmadığı günlerde tek dostumuz Türkler olmuştur. Koleradan öleceğimi önceden bilsem de İstanbul'a yine gelirdim. Çünkü Fransa'da bir İlim Akademisinin umumi katibi olmaktansa, bir Türk taburunun katibi olmayı tercih ederim" sözlerini söyleten dostluk ruhunun da aynı olduğuna dikkati çekerek, "Benzer şekilde, 'Türk atları Vistül Nehri’nde su içmeden Lehistan kurtulmaz' sözünün Polonya’da kulaktan kulağa yayılmasını sağlayan anlayış keza budur" ifadesini kullandı.
Türk askerlerinin Leh dostlarıyla Galiçya Cephesi’nde savaştığı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Polonya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla esasen bu kehanetin gerçekleştiğini belirten Gül, iki ülke arasındaki köklü dostluğun bugünkü en müşahhas nişanesinin Komorowski'nin bu gün ziyaret edeceği, Polonya'da "Adampol" olarak bilinen Polonezköy'ün İstanbul'un güzide beldesi ve kadim dostluğun ilelebet canlı şahidi olacağını kaydetti.
-"Polonya, Lozan'dan bir gün önce Türkiye'yi tanıdı"
Gül, derin bir dostluk bulunan Polonya ile ilişkilerin cumhuriyet döneminde de güçlü biçimde sürdürüldüğünün altını çizerek, "Nitekim Polonya, Lozan Anlaşması’ndan bir gün önce Türkiye’yi tanımıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Polonyalı mühendis ve uzmanlar ülkemizde çok önemli görevler üstlenmişlerdir. Benim de memleketim olan Kayseri’deki fabrikada, 1930’lu yıllarda Polonya tasarımı, P-24 tipi uçak üretilmiş olması, bu kapsamdaki işbirliğimizin en güzel örneğidir" diye konuştu.
Eski dost olan Türkiye ve Polonya'nın, Soğuk Savaş’ta ayrı kamplarda yer alsalar da 1990’larda yeniden kucaklaştıklarını hatırlatan Gül, Polonya’nın demokratik Avrupa’ya geri dönüşünün, halkını ve Türkleri memnun ettiğini belirtti. Gül, Polonya’nın demokrasiye geçişinin 25’inci, NATO’ya üye oluşunun 15’inci ve AB’ye üye oluşunun 10’uncu yıl dönümünü tebrik ederek, Polonya ile bugün sadece iki dost ve müttefik olunmadığını aynı zamanda AGİT ve Avrupa Konseyi gibi platformlarda müşterek ilke ve değerlerin savunulduğuna işaret etti. Gül, Polonya ile Avrupa’nın geleceğine yönelik kader birliği yapmakta kararlı olunduğunu kaydederek, "Stratejik tercihimiz olan AB üyeliğinin, Polonya ile işbirliğimize ilave boyutlar kazandıracağını düşünüyoruz. Bu vesileyle, Polonyalı dostlarımızın AB katılım sürecimize verdiği destek için bir kez daha teşekkür ediyorum. Desteğinizin güçlü ve görünür biçimde devam edeceğine güveniyoruz" dedi.
Gül, güçlü bir temel üzerine inşa edilen ilişkileri, genç nesillerin geleceğe taşıyacağını ifade ederek, "Bugün 2 binden fazla Türk gencin, Polonya’daki üniversitelerde eğitim görmesi, ilişkilerimizin geleceğine güvenle bakmamızı sağlamaktadır. Diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 600. yıl dönümü vesilesiyle Türkiye’de ve Polonya’da düzenlenecek etkinliklerin de kadim dostluğumuzu ve ilişkilerimize damgasını vuran işbirliği ve ortaklık ruhunu pekiştireceğine olan inancım tamdır" değerlendirmesini yaptı.
Konuşmasının sonunda Gül, Türkiye ve Polonya halkları arasındaki dostluk, iyi niyet ve hoşgörünün tüm dünyaya örnek oluşturmasını diledi.
-Polonya Cumhurbaşkanı Komorowski
Komorowski de yaptığı konuşmada, Gül'e "kadim dostum" diyebilmenin kendisine büyük bir mutluluk getirdiğini kaydederek, iki ülke arasındaki 600 yıllık dönem sadece iki ülke arasındaki işbirliğinin değil, iki halk arasındaki sempatinin göstergesi olduğunu söyledi. Komorowski, bu dönemin Polonyalılar ile Türklerin takip ettiği ortak yolun tarihi bir hikayesi olduğuna işaret ederek, 600 yıl süren dönemde Türkiye ile Polonya'nın Avrupa'nın güçlü iki ülkesi ve sınır komşusu olduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti.
Polonya'nın 600 yıllık dönemde Avrupa haritasından 123 yıl boyunca silindiğini anımsan Komorowski, "600 yıllık dönem, Avrupa'da ve iki ülkeninde içinde bulunduğu bölgede ülkelerimizin bağımsızlıklarına çok ciddi ve güçlü bir şekilde müdahale eden güçlerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Özellikle 19. yüzyılda bir çok Polonyalının Türkiye'de kendilerine sakin bulduklarını hiçbir zaman unutmayacağız ve Türkiye'nin onlar için yeni bir vatan ve ev olduğunu her zaman, herkese hatırlatacağız" diye konuştu.
Komorowski, Polonya Büyükelçisini bekleyen padişah ile ilgili rivayeti anlatmaya devam edeceklerini dile getirerek, "Bu güzel rivayet Türkiye'nin hiçbir zaman Polonya'nın bölündüğünü ve paylaşımını kabul etmediğinin ve her zaman bağımsızlığı için sarfettiği çabaları desteklediğinin ifadesidir" dedi.
Polonya'nın bağımsızlığına kavuşan Türkiye'yi tanıyan ilk ülke olduğunu anımsatan Komorowski, şunları söyledi:
"Polonyalılar hala Türk milleti ve önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün azmine ve Türkiye'yi bağımsızlığa kavuşturmasına büyük bir hayranlıkla bakmaktadır. İki ülkemizin paralel ve beraber takip ettiği yolu inşa etmeye devam ediyoruz. Artık, modern zamanlarda ve iki ülke refah içinde yaşarken aynı paralel yoldan bahsedebiliriz.
Büyük bir hayranlıkla Türkiye'nin siyaset, iktisat ve savunma alanında ne kadar güçlü bir tutuma sahip olduğunu görüyoruz. Bu sene Polonya'da bir yıl dönümü daha kutlanacak. O da Polonya'nın bağımsızlığına kavuşmasının 25. yıl dönümü. Bu dönem içerisinde edindiğimiz başarılardan bahsedebiliriz. Bunlardan biri Polonya'nın NATO üyesi olmasıdır. Bu üyelikte Türkiye'nin yardımlarını unutmayacaksak, biz şimdi aynı şekilde onu Avrupa Birliği'ne götürecek yolda destekleyeceğiz."
Komorowski, iki ülke arasındaki ticaret hacminin daha da artırılmasını isteyerek, ortak tarihin bir nevi taahhüt olduğunu ve gelecekte ilişkilerin pekiştirilmesi için iyi bir başlangıç noktası oluşturduğunu söyledi. Ortak geçmiş için Türkçe "Teşekkür ederim" diyen Komorowski, gelecekteki ortak girişimleri heyecanla beklediğini ifade etti.
Muhabir: Yusuf Çelebi / A Eda Ünlü Özen
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
