TBMM
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş'u eleştirdi. Bahçeli, şunları söyledi:
"AKP valisi sanki sokak kabadayıları gibi, sanki ona buna sataşmak, çatmak ve kavga çıkarmak için fırsat kollayan bir meczup gibi terör estirmiştir. Adana'nın başına musallat olan, Adanalı kardeşlerime gözdağları veren bu zat; şovmen midir, sokak dövüşçüsü müdür, derebeyi midir? Görevi, taşıdığı unvan ve mevkii ne olursa olsun, kalabalıkların üstüne hakaretlerle, ağza alınmayacak galiz ifadelerle yürüyen ve burnunun dikine giden bir devlet görevlisine Adana müstahak değildir ve olmamalıdır."
"Coşarak iktidar nimetlerine konacağını zanneden gayretkeşler, AKP gittikten sonra ne yapacaklarını, nereye çadır kuracaklarını, bugünlerin hesabını nasıl vereceklerini de şimdiden düşünmelidir" diyen Bahçeli, "Başbakan Erdoğan ve hükümeti, Adanalılardan özür dileyerek, gerekli idari tasarrufu hemen hayata geçirmelidir" dedi.
Bahçeli, Filipinler'in tayfun felaketine maruz kalmasından üzüntü duyduğunu belirterek, AK Parti hükümetinin de Filipinlere insani yardım ve desteklerden kaçınmaması gerektiğini söyledi.
Son 11 yıldır Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı olaylarına, en sarsıcı ittifaklarına ve en üzücü gelişmelerine tanıklık edildiğini öne süren Bahçeli, "Türkiye'den hoşnut olmayan, Türk milletinin varlığından rahatsızlık duyan kim ya da kimler varsa AKP'yle büyümüş, güçlenmiş ve palazlanmıştır" dedi. İktidarın "değişim ezberleri ve 'tabuları yıkıyoruz' nakaratlarıyla, 'geçmişle hesaplaşıyoruz' yaygarasıyla milli birlik ve bölünmez bütünlüğe saldırı düzenlediğini" iddia eden Bahçeli, millet olma bilincinin iktidarın hışmına uğradığını ileri sürdü.
"Başbakan'ın sözleri yaralayıcı ve suçlayıcıdır"
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleri ile ilgili sözlerinin tesir düzeyinin haddinden fazla olduğunu, çok önemli kutuplaşmaları tetiklediğini belirterek, Başbakan Erdoğan'ın "her yurt dışı seyahati öncesi suni gündem oluşturmayı ve Türkiye'yi cephelere sürüklemeyi adet haline getirdiğini" ileri sürdü. Meselenin gizli ve gizemli noktalarının gün yüzüne çıkmasını sabırla beklediklerini dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin bir haftadır öğrenci evlerini konuştuğunu, ortada beyanat enflasyonu görüldüğünü söyledi. Bahçeli, "Meseleyle ilgili görüşlerimizi tüm yönleriyle açıklığa kavuşturmadan evvel şunu söylemek lazımdır ki, Başbakan Erdoğan yurtta kalmayan ya da kalamayan tüm üniversite öğrencilerini zan altında bırakmış, bunlara da zımnen aba altından sopa göstermiştir. Başbakan Erdoğan gençliğe ayar vermeye, ahlak öğretmeye kalkışmış, öğrenci evleriyle ilgili gerekli tedbirlerin alınacağını, düzenlemelerin de yapılacağını peşinen açıklamıştır" dedi.
"Gençliği zapturapt altına alma teşebbüsü vicdansızlıktır"
Bahçeli, Türk gençliğinin ahlaklı ve şuurlu olduğuna işaret ederek, her ailenin üniversitede okuyan bir çocuğu olduğunu ve hiçbir ailenin çocuklarının gayri meşru ilişkiler içine girmesine rıza göstermeyeceğini anlattı. Gençlerin Türk ve İslam ahlakına uygun bir hayat tarzı benimsemelerinin en büyük arzuları olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"Başbakan Erdoğan kişisel hak ve hürriyetleri, konut dokunulmazlığını, Anayasa'da yer bulan, özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini düzenleyen 20'nci maddeyi çiğnemiştir. Öğrenci evleriyle ilgili ifadeler öyle noktalara gelmiş, öyle boyutlar kazanmıştır ki sanki tüm evlatlarımız suçlu ve karmakarışık ilişkilerin içindedir. Başbakan Erdoğan bu meyanda soru soran yerli yabancı muhabir ve gazetecilere bile ateş püskürmüş, partisinden ve hükümetinden önemli isimlerle taban tabana zıt tutum takınmıştır. AKP'nin içi bu tartışmayla çatlamış, kaynamış ve karışmıştır. Zira Başbakan dayatmacı, uzlaşmaz, ön yargılı, kadim arkadaşlarına bile vefasız ve peşin hükümlüdür. Kendisini kamuoyu nezdinde aklamak ve haklı çıkarmak için en yakınında bulunanları ateşe atmaktan dahi çekinmemektedir."
"Türk gençliği Başbakan'ın oyunlarını bozacaktır"
Zinanın 2004'te AK Parti iktidarında suç olmaktan çıkarıldığını öne süren Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:
"2004 yılında, bir televizyon kanalında zinayla ilgili, 'Alan razı, veren razı ise o zaman zaten hiçbir şey yok' sözleriyle ahlaksızlığı hasıraltı yapan hilkat garibesi, zinayı masumlaştıran çıbanbaşı şimdi kalkmış muhafazakar demokratlık mı taslamaktadır? Meşru hayat ve gayri meşru hayat diye toplumsal yapıyı ikiye bölen, aklı fikri milletin özel hayatında olan, onu bunu izleyen, dinleyen, komplo kuran birisinden Başbakan olması hicran ve hicap vericidir. Başbakan kürtajdan çocuk sayısına kadar hayatın her alanına yönelik müdahaleci, kaba, hırçın ve serttir. Öte yandan ayıpları engelleyeceğim diyerek özel alana müdahaleye kalkmak Kur'ani ilkelere ve Sünnete açıkça aykırıdır. Bize göre, her hane mahrem, her insan muhterem ve her müdahale de haramdır. Başbakan haksız yere isnatlarda bulunduğu masum öğrencilerimizden ve ailelerinden mutlaka da özür dilemelidir."
"Başbakan Erdoğan'ın bu ziyareti çok tehlikelidir"
Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın hafta sonu Diyarbakır'a gideceğine işaret ederek, bu ziyaret sırasında Erdoğan'ın Barzani'yle görüşme yapacağının kamuoyuna yansıdığını söyledi. Bahçeli, şunları kaydetti:
"Diyarbakır'da yapılacak bu şaibeli ve son derece sinsi görüşmenin ihanet sürecinin bir parçası olduğu, yeni taviz reçetelerini beraberinde getireceği bugünden bellidir. Devletin teamüllerine, başkent Ankara'nın emanetlerine, milli güvenlik ve çıkarlara darbe vurmak demek olan bu görüşmenin bölücü emelleri daha da cesaretlendirip ümitlendireceği aşikardır. Başbakan Erdoğan, taşıdığı sorumluluğun ağırlığına uygun hareket etmeli ve peşmergeyle Diyarbakır'da kesinlikle görüşmemelidir. Çok meraklı ise Erbil'e gitmesinin, kardeşiyle eşbaşkanlık görevini bölüşmesinin ve bir daha da geri gelmemesinin önünde hiçbir mani hal yoktur ve böylece Türkiye başındaki musibetten kurtulacaktır."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
