Anadolu Ajansının (AA) dosya haberi kapsamında, yüzyıllardır ayakta kalan Edirnekapı, Topkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Sulukule Kapısı, Belgradkapı, Yedikule Kapısı, Altınkapı, Cibalikapı, Ayakapı ve Eğrikapı'nın taşıdığı kültürel miras ve günümüzdeki durumu sanat tarihçilerinin anlatımıyla ele alınıyor.
AA, kapsamlı dosya haber çalışmasında bu kapıların özelliklerini ve son durumunu her gün sanat tarihçilerinin ve alanında uzman akademisyenlerin anlatımıyla okuyucuyla buluşturuyor.
Roma'dan Bizans'a, Osmanlıdan Cumhuriyet'e uzanan tüm medeniyetlerin izlerini taşıyan İstanbul'un 11 tarihi kapısı geçen zamana direniyor.
İstanbul'daki kapılar, II. Theodosius döneminde inşa edilen kara surlarının önemli parçaları olarak şehrin giriş çıkışlarını düzenleyen, ticareti yönlendiren ve farklı dönemlerde törenlere ev sahipliği yapan önemli eşikler olarak biliniyor.
İstanbul'un kuruluşunun ardından şehrin ilk surları bugünkü kara surlarının bulunduğu hatta inşa edilmedi, Theodosius döneminde kenti çevreleyen yeni kara surları oluşturuldu. Topkapı da bu savunma sisteminin parçalarından biri olarak şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan kapılardan biri oldu.
Kule, burç ve hendeklerden oluşan çok katmanlı savunma sistemi, İstanbul'un yüzyıllar boyunca korunmasını sağladı. Şehre gelen yük hayvanları ve taşımacılık yapanların kullandığı önemli ulaşım noktalarından biri olan Topkapı, kara yoluyla İstanbul'a getirilen malların giriş yaptığı kapılar arasında yer aldı.
İstanbul'un tarihi kara surlarının önemli geçiş noktalarından biri olan Edirnekapı, II. Theodosios döneminde genişletilen sur hattı üzerinde yer aldı.
Kapı, tarih boyunca özellikle Edirne ve Balkanlar yönünden gelenlerin kente girişinde kullanıldı.
İstanbul'un kara surlarındaki Silivrikapı, Bizans'tan Osmanlı'ya şehrin savunması, ticareti ve günlük yaşamında önemli bir eşik olurken, kapıda asılı Bozdoğan gürzü de yüzyıllar öncesinden bugüne ulaşan savaş kültürünün izlerini taşıyor.
İstanbul’un Sarayburnu’ndan başlayarak Edirne yönüne uzanan kara surlarının Theodosius döneminde inşa edilen bölümü üzerinde yer alan Silivrikapı, şehrin batıya açılan önemli geçiş noktalarından biri olarak kullanıldı.
Tarih boyunca İstanbul’daki savaşlara tanıklık eden surların Haliç’e uzanan bölümünde yer alan Eğrikapı, 7. yüzyıldaki ilk Arap kuşatmaları sırasında şehit düşen sahabelerin kabirleriyle dikkati çekiyor.
Haliç ile Kara Surları'nın birbirine yaklaştığı noktada bulunan, Doğu Roma döneminde "Porta Kaligaria" adı verilen kapının çevresinde Doğu Roma askerlerinin "kaliga" adı verilen çizmelerinin üretildiği bölgenin bulunduğu biliniyordu.
Haliç kıyısındaki tarihi kapının yer aldığı semt, Roma ve Bizans dönemlerinden Osmanlının Tersane-i Amire'sine, İstanbul'u baştan başa yaktığı söylenen Cibali yangınından Cumhuriyet dönemine uzanan hikayesiyle kentin değişen yaşamına tanıklık ediyor.
Romalı Septimius Severus zamanında 2. yüzyılda Haliç kıyısındaki deniz surlarının inşa edilmesiyle şehrin bağlantısını sağlaması amacıyla kullanılan yapı, kara surlarındaki savunma kapılarından farklı bir işleve sahipti.
İstanbul'un kara surlarının önemli geçiş noktalarından Belgradkapı, Bizans döneminden günümüze ulaşan kitabelerinin yanı sıra ticaret ve savunmadaki rolüyle kentin hafızasını bugüne taşıyan tarihi yapıları arasında yer alıyor.
Sarayburnu’ndan Edirne yönüne uzanan kara surları, farklı dönemlerde şehrin savunmasını sağlayan önemli yapıların başında geliyordu.
İstanbul'un sınırlarının genişlediği Theodosius döneminde bugünkü kara surlarının inşa edilmesiyle Yedikule'deki yerini alan Altın Kapı, Latince "Porta Aurea", Osmanlı kaynaklarında ise "Yaldızlı Kapı" olarak isimlendiriliyor.
Yedikule Hisarı'nın surları arasında şimdilerde geçişe kapalı olan yaklaşık 1600 yıllık Altın Kapı, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminde kazanılan zaferlerin sergilendiği, askeri törenlerin gerçekleştirildiği anıtsal mekan özelliğini zaman içerisinde kaybetti.
Sulukule Kapısı, İstanbul’un tarihî kara surlarının önemli geçiş noktalarından biri olarak özellikle kuşatmalar ve savunma mücadeleleri açısından öne çıkıyor. Yüzyıllar boyunca şehrin güvenliğinde ve ulaşımında rol oynayan kapı, İstanbul’un farklı dönemlerde yaşadığı tarihî olayların izlerini günümüze taşıyor.
Yedikule Kapısı, Bizans döneminde savunma, Osmanlı döneminde ise savunma ve güvenlik amacıyla kullanıldı. 11 ve 12 numaralı sur kuleleri arasında bulunan kapının günümüze ulaşan bölümünde Osmanlı mimarisinin izleri ve Sultan 3. Ahmed dönemine ait onarım kitabesi bulunuyor.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş, 18. yüzyılda Sultan 3. Ahmed ve Sultan 3. Osman dönemlerinde yapılan onarımların, kapının Yedikule Zindanları'na ulaşımda kullanılmasıyla ilişkili olabileceğini belirtti.
İstanbul kara surlarının günümüzde geçişe açık kapılarından biri olan Mevlana Kapı, Doğu Roma dönemindeki Rhesium Kapısı'ndan Osmanlı'nın Bab-ı Cedid'ine, ardından Mevlevihane Kapısı'na ve bugünkü adına uzanan yaklaşık 1600 yıllık geçmişiyle kentin değişen dönemlerine tanıklık ediyor.
İstanbul'un Haliç kıyısındaki surlarının geçiş noktalarından biri olan Ayakapı, Bizans döneminden Osmanlı'ya, Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze uzanan çevresindeki yapılarla şehrin farklı dönemlerinin izlerini taşıyor.
Haliç'ten gelebilecek saldırılara karşı şehrin korunmasını sağlayan sur hattının geçiş noktalarından biri olan Ayakapı, yuvarlak kemerli ve tuğlayla örülmüş mimarisiyle dikkati çekiyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Ombudsman'a Ulaş
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.






