ANKARA
Başbakan Binali Yıldırım, Rusya haber ajansı Sputnik'e yaptığı açıklamada, Suriye'de oldukça karışık bir durum bulunduğunu, Esed rejiminin resmen davet ettiği Rusya'nın üsleriyle ve bütün imkanlarıyla oraya yerleştiğini ifade etti.
ABD'nin de bölgede DAEŞ ile mücadele konusunda oluşturulan koalisyonun başında yer aldığını hatırlatan Yıldırım, bölgede birinci dereceden ilgili ülkeler olan İran ve Türkiye'nin ise olayların kontrol altına alınması, burada yaşanan iç savaşın bitirilmesi konusunda gayret ettiğini anlattı.
Yıldırım, "Rusya ile ABD'nin ayrı telden çalmaları, günden güne durumu daha da zorlaştırıyor. Özellikle ABD seçimleri dolayısıyla bir irade boşluğu maalesef bölgede olumsuz gelişmelere de kapı aralıyor." diye konuştu.
Rusya ile ilişkiler konusundaki soruya karşılık Yıldırım, iki ülkenin daha yakınlaşmış vaziyette olduğunu söyledi. Yıldırım, "Mesela Fırat Kalkanı operasyonunda, Rusya bizi makul ve haklı görüyor. Geçmişe göre, özellikle uçak krizinden sonra ilişkilerin normalleşmesiyle birlikte bölgesel konulardaki bakış açılarımızda birbirimize daha yakın durmaya başladık." şeklinde konuştu.
Irak hükümetinin birdenbire böyle bir tavır almasını sorgulamak gerektiğinin altını çizen Yıldırım, şunları kaydetti:
"Irak hükümetine sormak lazım. 30 seneyi aşkın bir süredir Türkiye'nin canını yakan, Türkiye'nin birliğine beraberliğine kasteden alçak PKK terör örgütünün yuvası haline gelmiş ülkeniz. Bu kabadayılığınız, bu afra tafranız biraz da onlara olsun. Onlara gelince ses soluk yok."
Binali Yıldırım, Türkiye'nin DAEŞ ile mücadele için bölge halkına destek verdiğini, onları eğittiğini hatırlatarak, buna karşı laf edilmesini kesinlikle onaylamadıklarını bildirdi.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) konusunda ülkelerin tavrına yönelik soruyu da yanıtlayan Yıldırım, Rusya'nın kafasının daha berrak olduğunu ve Moskova yönetiminin bu konuda gerekli tedbirleri aldığını ifade etti.
ABD'nin duruşunun da ilk günkü noktada olmadığını ve onların da meselenin göründüğünden daha derin olduğunu fark etmiş gibi gözüktüğünü anlatan Yıldırım, "(FETÖ elebaşının iadesine ilişkin) Gerekli hukuki altyapı oluşturuldu. Talepler yapıldı. Belgeler, bilgiler gönderildi. Resmi olarak geçici tutuklanması ve iade edilmesi konusunda ABD'ye Türkiye Cumhuriyeti olarak talebimizi yaptık. Sonucunu bekliyoruz." şeklinde konuştu.
Yıldırım, "OECD ülkeleri içinde geçtiğimiz 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke Türkiye'dir. Enerji sektöründeki büyümede dünyada Çin'den sonra 2. ülke konumundayız. Dünya ortalamasının neredeyse 3 katı hızla artan enerji talebimizin 2023 yılındaki ihtiyacı şu anki kapasitemizin 2 katı olacaktır. Bu nedenle Türkiye, küresel enerji güvenliğinin geliştirilerek sürdürülebilir, kapsayıcı ekonomik büyümenin temeline yönelik çalışmalara kararlılıkla katkı sunmaya devam edecektir." diye konuştu.
Başbakan Binali Yıldırım, ulusal ölçekteki amacın, enerji sepetinin yüksek enerji talep artışı gerçeğine cevap verecek hale getirilmesi ve gerekli esnekliğin sağlanması olduğunu belirterek, "Elektrikte son 10 yılda kurulu gücümüzü tam iki katına çıkardık. Elektrik üretiminde özellikle yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı değerlendirerek yeni santralleri devreye alıyoruz. Ülkemiz, yenilenebilir enerjinin dünyadaki gelişen ve yükselen eğilimini yakından izlemekte ve yenilenebilir enerjinin önem ve önceliğini anlamaya her gün daha fazla özen göstermektedir." dedi.
Düşen teknoloji maliyetleri ile yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli değerlendirilerek özellikle güneş ve rüzgardaki mevcut kapasiteye yenilerinin eklendiğini ifade eden Yıldırım, hali hazırda yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki oranının yüzde 32'ye ulaştığını kaydetti.
Artan talep karşısında bu oranı en azından muhafaza etmenin bile önem arz ettiğini belirten Yıldırım, dolayısıyla 2023 yılı hedefinin bu oranın da üzerine çıkılması olduğunu anlattı.
Yıldırım, Türkiye'nin ayrıca kayda değer jeotermal enerji potansiyelinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Ülkemiz dünyada özellikle jeotermal ısı uygulamalarında ilk 5 ülkeden birisi konumundadır. Bir enerji kaynağı olarak kabul edilen enerji verimliği alanında da önemli adımlar atmaktayız. Bu konuda kapsamlı bir master plan hazırlıklarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir. Ayrıca elektrik iletim ve dağıtım sistemimize de önemli yatırımlar yapılmaktadır. Avrupa iletim sistemiyle entegrasyon sağlamamız her iki taraf açısından sevindiricidir. Bu iş birliğini artırarak devam ettiriyoruz. Bunun yanında enerji verimliliği kapsamında mevcut alt yapımızı da sürekli yenileyip güçlendirerek enerji dağıtımında oluşabilecek kayıp ve yasal olmayan kullanımları da önlemiş olacağız. Diğer taraftan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı projeleri, doğu-batı enerji koridorunun başarıyla hayata geçirdiğimiz iki temel bileşenidir. Şimdiki hedefimiz Mavi Akım'dan sonra Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni süratle hayata geçirmektir. Avrupa'nın enerji güvenliği bakımından da büyük önem taşıyacak Güney Gaz Koridoru'nun bel kemiğini Azerbaycan ile gerçekleştirdiğimiz TANAP projesi tesis edecektir. Ancak bu koridorun çeşitli halkalardan oluştuğunu ve bir halkada meydana gelecek sorun ve gecikmenin doğrudan diğerlerini de etkileyeceğini unutmamalıyız."
Muhabir: Meltem Bulur-Hanife Sevinç-Emrah Güney
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
