SÜLEYMANİYE - İDRİS OKUDUCU
Irak'ın Süleymaniye kentindeki "Kırmızı Emniyet Ulusal Müzesi", Baas rejimi döneminde insanlara yapılan işkencelerin izlerini taşıyor. Kurbanlardan geriye kalan fotoğraflar, saatler, elbiseler ve değişik malzemelerin sergilendiği müzede, özellikle rejimin işkence yaptığı ifade edilen hücreler, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.
Alınan bilgiye göre Baas rejimi, 1979'da Irak'ta tüm illerde mimari yapısı aynı olan "emniyet üsleri" inşa etme kararı aldı. Doğu Almanya mühendisleri, bu üslerin mimari planını çizerek Baas yetkililerine teslim etti. Bu kapsamda Süleymaniye'de de emniyet üssü inşaatına başlandı. İlk başta binanın, ziraat fakültesi için yapılacağı duyuruldu. Ancak 1985'te yapımı tamamlanınca, siyasi tutuklular için cezaevi olarak kullanıldı. İlk yapıldığında duvarları kırmızı boyalı olduğu için bu isimle anılan bina, 6 yıl boyunca işkencenin yapıldığı bir merkez oldu.
Bina daha sonra Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından müzeye dönüştürüldü. Saddam rejiminin eski işkence mekanı ve bugünün müzesi, yeni eklenen bölümlerle IKBY'nın gündemine geldi.
"Emniyet binası açıldıktan sonra Baas rejimi, burayı işkence merkezi yaptı" diyen Kırmızı Emniyet Ulusal Müzesi Müdürü Ako Garip, geçmişin işkence merkezini ve bugünün müzesinin durumunu ve geldiği noktayı AA muhabirine anlattı.
Binada sorgu salonları, özel işkence cihazlarıyla kadın, erkek ve çocuklar için yapılmış çok sayıda hücre bulunduğunu aktaran Garip, yıllarca işkence merkezi olarak kullanılan binanın, Peşmerge tarafından 7 Mart 1991'de ele geçirildiğini ve siyasi tutukluların serbest bırakıldığını ifade etti.
Kerkük'ten kaçan Kürtlerin, 1995'e kadar binayı sığınak olarak kullandığı bilgisini paylaşan Garip, yaşananların unutulmaması için merkezin, 1997'de ulusal müzeye dönüştürüldüğünü kaydetti.
Garip, içerisinde birçok farklı bölüm açtıkları müzede, bir daha tekrarlanmaması ve ibret alınması için işkence odaları ile tutukluların kaldığı hücrelere hiç dokunmadıklarını, ayrıca Enfal Katliamı'nda hayatını kaybedenlerin isim ve fotoğraflarıyla saat, elbise ve diğer eşyaların yer aldığı bir bölüm oluşturduklarını dile getirdi.
Baas rejiminin baskıları yüzünden Irak'ı terkedip, Türkiye ve İran'a sığınanlara ait, hiçbir yerde yayınlanmayan fotoğrafların da müzede sergilendiğini belirten Garip, "Kürtler nezdinde önemli bir yeri olan Yılmaz Güney'i unutmamak için bir sinema salonu ve o salonun önünde bronzdan yapılmış Yılmaz Güney heykeli de müzeye konuldu" diye konuştu.
Müze bahçesindeki top, tank ve ağır silahların ilk günkü gibi halen yerinde durduğunu anlatan Garip, Baas rejimiyle savaşırken hayatını kaybeden Peşmergelere ait bölümün de en dikkat çekici kısımlar arasında olduğunu sözlerine ekledi.
İşkencenin tanığı yaşadıklarını anlattı
Söz konusu emniyet üssünde bir süre siyasi tutuklu kalan Dr. Kamuran Karadaği, o dönem rejim karşıtı, radikal sol bir örgütün üyesi olduğunu hatırlatarak, birilerinin, kendisini şikayet etmesi üzerine 5 Mayıs 1990'da gece yarısı evinden alınarak binaya getirildiğini söyledi.
Burada maruz kaldığı işkenceleri anlatan Karadaği, şöyle konuştu:
"Hiç konuşma imkanı verilmeden işkence odasına alındım. Beni her gün Filistin askısına astılar ve bedenime elektrik verdiler. Bu işkence 26 gün sürdü. Tek kişilik hücrede 6 ay kaldım. Daha sonra başka bir siyasi tutuklunun kaldığı hücreye alındım. Halk, 7 Mart 1991'de hücrelerin kapısını kırarak bizi dışarı çıkardı. Sonra öğrendim ki Kürdistan'da başkaldırı olmuş ve Süleymaniye ili, Baas Rejimi'nin elinden kurtarılmış."
Bir zamanlar kötü günler geçirdiği müzenin karşısında şimdi bir göğüs hastalıkları kliniği olan Karadaği, "Buranın bir müzeye çevrilmesi çok doğru bir karardı. Çünkü yaşananların tekrar edilmemesi ve unutulmaması için bu gerekliydi" dedi.
Süleymaniye'deki müze, yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettikleri mekanlar listesinde ilk sıralarda yer alıyor.