BEYRUT - Eyüp Coşkun
Lübnan'da Mikdat aşiretinin silahlı kolu tarafından kaçırılan Tekin'in hikayesi 16 Ağustos'ta iş toplantısı için Türkiye'den Lübnan'ın başkenti Beyrut'a hareket etmesiyle başlar.
Çalıştığı şirketin Afrika bayilerinin bir araya geleceği toplantıya katılmayı planlayan Tekin, öğleden sonra Beyrut Refik Hariri Havalimanı'na ulaşır.
Rezervasyon yaptırdığı otele gitmek için taksiye binen Tekin'in bindiği aracın önü birkaç yüz metre sonra eli silahlı kişilerce kesilir. Maskeli kişelerce araçtan indirilen Tekin, başına bir şapka geçirildikten sonra bir cipe bindirilir ve 27 gün sürecek esaret yolculuğu başlar.
Diplomasi trafiği başlar
Tekin, araçla Beyrut'un banliyösüne götürülür. Mikdat aşireti hemen bir açıklama yapar ve Suriye'de kaçırılan kardeşleri Hasan Mikdat'ın serbest bırakılması için bu eylemi yaptıklarını duyurur.
Açıklamanın ardından Türk ve Lübnan Dışişleri Bakanlığı arasında üst düzeyde yoğun bir görüşme trafiği başlar.
Tekin'e önce AA muhabirleri ulaşıyor
Tüm bu gelişmeler olurken Anadolu Ajansı muhabirleri, Mikdat aşiretiyle bağlantı kurarak 18 Ağustos'ta Tekin ile basındaki görüşmeyi gerçekleştirir.
Gözleri bağlanarak ve başlarına torba geçirilerek Tekin'in bulunduğu yere götürülen AA muhabirleri, Aydın Tufan Tekin için büyük bir moral kaynağı olur.
Camlara yaklaşmak yasak
Kapalı bir evde tutulan Tekin'in pencere ya da balkonlara yaklaşması, dışarıya bakması yasaktır. Tekin tüm vaktini bir oda içinde geçirir. Kendisine getirilen gazete ve dergileri okuyarak, televizyon seyrederek sinirlerini yatıştırmaya, ruh sağlığını muhafaza etmeye çalışır.
Ordunun operasyonu başlıyor
Kaçırılma olayıyla birlikte Türkiye'nin yoğun ısrarları ve çabaları sonucu alarma geçen Lübnan hükümeti, Mikdat aşiretinin ileri gelenlerini ikna etmeye çabalar. Pazarlıklar ve ikna çabaları sonuç vermeyince askeri operasyon başlar.
Operasyonlarda 4 Suriyeli rehinenin kurtarıldığı, Türk rehinelerin durumunun ise belli olmadığı açıklanır.
Mutlu sonun ilk işareti berberle geldi
Lübnan ordusunun operasyonunun ikinci gününde (11 Eylül) olaylar istendiği yönde gelişmese de, öğle saatlerine doğru Beyrut'a Tekin'in serbest bırakılacağı haberleri yayılır. Umutlar bir kez daha yeşerir.
Tekin, o saatleri şu sözlerle ifade ediyor:
"Bana serbest bırakılacağımı söylediler. Daha sonra bana bir berber getirdiler. Saçlarımı ve sakalımı kestirdiler. Elbiselerimi giydim. İşte o zaman içime bir umut doğdu."
Tekin'i serbest bırakma hazırlığı yapılırken, Mikdat aşiretinden birçok kadın ve çocuk kendisiyle anı fotoğrafı çektirmek için sıraya girer.
Lübnan ve Türk makamlarının Mikdatlarla pazarlıkları ise devam etmektedir.
Pazarlıklar sonrası Mikdatlar, Tekin'in Lübnan ordusu askerlerine teslim edilmesine karar verir.
Lübnan ordusu özel birlikleri Tekin'i, 27 gün önce kaçırıldığı yerin birkaç yüz metre uzağındaki bir restoranın önünden teslim alır.
Aileyle ilk temas ve "bilindik bir ses"
Genel Müdürlük'te, Lübnan İçişleri Bakanı Mervan Şarbel ve Türk Büyükelçi İnan Özyıldız ile birlikte bir görüşme yapan Tekin, kendisine uzatılan telefonla ailesiyle günler sonra ilk kez görüşmeyi yapar.
Özgürlüğün keyfini çıkaran Tekin, birazdan ilk röportajını Anadolu Ajansı muhabirine Türkçe verirken, gözleri dolarak, "Ailemi çok özledim" diyordu. Tekin'e göre, esaretin ardından ailesiyle yaptığı ilk telefon görüşmesinde "onlarla konuşurken sadece o bildiği sesleri duyması bile ona yetti. Ne konuşulduğunun hiç bir önemi yoktu."
Tekin, görüşmelerin ardından hemen Türkiye'ye gönderileceğini öğrenince sevinci kat be kat artmıştı.
Kulağı Bakan'da gözü saatinde
Tekin, boynuna Lübnan fuları takılan Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, Beyrut Havalimanı'na hareket eder. Lübnan Başbakanı Necip Mikati'nin özel uçağını tahsis ettiği Tekin, uçakta Lübnanlı Bakan Şarbel ve Büyükelçi Özyıldız ile sohbet etmektedir ancak gözü sürekli saatindedir.
1 saat sonra uçak, Tekin ailesinin yaşadığı Marmaris'e yakın bir mevkideki Dalaman Havalimanı'na ulaşır.
Uçaktan indiğinde kendisini aprona götüren minübüsün içinden ailesini farkeden Aydın Tufan Tekin'in sevinci görülmeye değerdir.