Dolar
43.84
Euro
51.64
Altın
5,023.34
ETH/USDT
1,946.20
BTC/USDT
67,457.00
BIST 100
13,811.70
Kültür, Dosya haber

İstanbul silüetinin mücevheri: "Süleymaniye Camisi"

Mimar Sinan'ın, mimari bir şaheseri olarak günümüze ulaşan Süleymaniye Camisi, yalnızca ibadet mekanı değil, 469 yıldır eğitim, sağlık ve sosyal yaşamı aynı çatı altında toplayan bir külliye olarak İstanbul'un tarihine yön vermeyi sürdürüyor.

Ali Osman Kaya, Rüveyda Mina Meral  | 20.02.2026 - Güncelleme : 20.02.2026
İstanbul silüetinin mücevheri: "Süleymaniye Camisi" Fotoğraf: Arife Karakum/AA

İstanbul

Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un selatin camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Osmanlı'nın baş mimari Mimar Sinan'ın "kalfalık eseri" olarak nitelendirdiği Süleymaniye Camisi ele alındı.

📲 Artık haberler size gelsin
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.

🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı

Mimar Sinan'ın kendine özgü matematiğini kullanarak 7 yılda tamamladığı, İstanbul'un silüetinde mücevher gibi duran ve dış görünüşü kadar keşfedilmeyi bekleyen dehlizleriyle de önemini koruyan Süleymaniye Camisi, heybetli kapılarından içeri girildiği andan itibaren ziyaretçilerine hissettirdiği manevi huzurun yanı sıra mimarisiyle de kendisine hayran bırakıyor.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1550-1557 yılları arasında yaptırılan cami, etrafında konumlanan medreseleri, darüşşifası, imareti, kütüphanesi, hamamı ve türbeleriyle Osmanlı şehir anlayışının en bütüncül örnekleri arasında yer alıyor.

Külliye bünyesindeki medreseler, asırlar boyunca İstanbul'u ilim merkezlerinden biri haline getirirken, darüşşifa ve imaret yapıları sosyal devlet anlayışının mimari karşılığı olarak hizmet verdi. Süleymaniye Camisi, bu yönüyle yalnızca dini değil toplumsal bir merkez işlevi de gördü.

Fatih'te, Haliç'e hakim konumu ve İstanbul silüetindeki belirleyici rolüyle öne çıkan Süleymaniye Camisi, günümüzde de yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği tarihi yapılar arasında bulunuyor. Külliye, ibadet edenlerin yanı sıra araştırmacılar, öğrenciler ve mimarlık tarihine ilgi duyanlar için canlı bir kültür mirası olma özelliğini koruyor.

Osmanlı döneminde yüksek öğretim merkezi olarak faaliyet gösteren medreselerin bir bölümü, günümüzdeki restorasyonların ardından İstanbul'daki üniversiteler ve araştırma kurumları tarafından bilimsel faaliyetler için kullanılıyor.

Külliye'nin birinci ve ikinci medreselerinin kitaplık haline getirilmesiyle oluşturulan "Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi" ise sahip olduğu nadir koleksiyonlarla araştırmacılara hizmet vererek geçmişten bugüne ilim geleneğinin devamlılığını sağlıyor.

​​​​​​​Osmanlı'nın zafer anıtları

Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı'da her padişahın bir selatin cami yaptırma geleneği bulunduğunu, bu yapıların devlet hazinesinden değil, padişahın sefer sonrası elde ettiği ganimetten ayrılan payla inşa edildiğini, bu camilerin bir nevi Osmanlı Devleti'nin zafer anıtları olduğunu söyledi.

Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk olarak vefat eden Şehzade Mehmet'in ardından Şehzadebaşı Camisi'ni yaptırdığını belirten Saygılı, bir süre sonra artık ömrünün ilerlediğini düşünerek yeni bir selatin cami yaptırmaya karar veren Kanuni'nin Süleymaniye'yi inşa ettirdiğini aktardı.

Osmanlı'da bir mimari adap olduğunu, padişahların yaptırdıkları camiler, kamu kurumları gibi yapıların büyük inşa edildiğini dile getiren Saygılı, suriçinde padişah haricinde yaptırılan camilere birden fazla minare koyulamadığını, bu sebeple selatin camilerinin fazla minareleriyle ayırt edilebildiğini dile getirdi.

Saygılı, Süleymaniye Camisi'nin türbe, hazire, sebil ve medresesiyle devasa bir külliye olduğunu, bunun yanı sıra yüksek öğretim merkezi olarak da kullanıldığını, caminin yanında Darül Fıkıh ve Darül Hadis medreseleri ile hastane ve tıp medresesi bulunduğunu anlattı.

Caminin Osmanlı İmparatorluğu döneminde bürokrat, alim, hukuk insanı yetiştiren bir merkez olduğuna işaret eden Saygılı, şöyle devam etti:

"Günümüzün bir nevi doktora, yüksek lisans ve üniversite eğitimi veren bir kurumu olarak da düşünebilirsiniz. Mimar Sinan'ın yaptırdığı selatin camiler oldukça fazla. Süleymaniye aslında klasik Osmanlı mimarisinin zirve noktalarından birini taşıyor o dönem için. Özellikle şehir silüetine bir tacın başındaki bir mücevher gibi konumlandırılmıştır. Özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda klasik Osmanlı üslubunun ve sanatının zirvesini temsil ettiği için burası şehrin hafızasında, edebi çevrelerinde, mimari ve teknik konuda, silüette zirve noktayı taşır. Özellikle 19. yüzyıla kadar İstanbul'a olan seyahatlerin çoğu gemiyle gerçekleşir ve sisler dağılıp gemi Haliç'e doğru girdiği zaman karşınıza çıkan en önemli yapılardan bir tanesi Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Süleymaniye Camisi'dir. Kubbeleri, minareleri ve içerisindeki sütunlarıyla beraber aslında aynı zamanda bir anlam bütünlüğüne de sahiptir."

Minareleri, şerefeleri ve kubbeleriyle de dikkati çekiyor

Mimar Sinan'ın kalfalık eseri olarak nitelendirdiği caminin 4 ana minaresi bulunduğunu hatırlatan Saygılı, "Aslında bu Osmanlılar için iki minareden dört minareye geçiş açısından da önemli bir yer teşkil eder. Minarelerin dört olmasındaki mana bazı sanat tarihçileri ve tarihçiler tarafından İstanbul'un fethinden sonra dördüncü hükümdar olan Kanuni'ye atıf yaptığı ve şerefelerinin on olmasının da kendisinin onuncu Osmanlı padişahı olmasına yönelik bir atıf olduğu düşünülür o dönem için." diye konuştu.

Saygılı, caminin kubbesinin dört büyük kaide üzerine oturtulduğunu aktararak, kubbenin İslam cemaatini simgeleyerek, aynı zamanda dört hak mezhep üzerine oturan büyük bir cemaati temsil ettiğini söyledi.

Caminin içerisindeki ve dışarısındaki pek çok sutünün, Osmanlı Devleti'nin topraklarından getirildiğini belirten Saygılı, "Bu aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin sınırlarının ve coğrafi büyüklüğünün gösterilmesi açısından sembolik bir değer taşır. Mesela içerisinde bulunan son cemaat yerine girişteki, avludaki porfir taşları İznik'teki Süleyman Paşa Medresesi'nden getirtilmiştir. Yahut çeşitli sütunlar yine Irak, Suriye, Anadolu'dan taşınarak buraya oturtulmuştur." bilgilerini verdi.

Ramazanda Süleymaniye

Saygılı, ramazan ayında cami içerisindeki etkinliklerin ve yaşam kültürünün günümüze göre çok farklı olduğunu belirterek, şunları anlattı:

"Osmanlı döneminin sonlarına kadar özellikle 1850'lerden sonra camiler ramazan gecelerinin vazgeçilmez bir parçası. O dönemlerde camiler sadece ibadet yapılan yerler değildi. Aynı zamanda insanların gece boyu aileleriyle dışarıya çıktığı zaman salep, boza içtiği, bir nevi panayırı andıran etkinliklere katıldığı, Karagöz Hacivat oyunlarını seyrettiği, tezgahlardan alışveriş yaptığı, çocuklarını eğlendirdiği, aileleriyle zaman geçirdiği büyük etkinlik alanlarıydı."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
bannerpartial1
bannerpartial2