Euro
7.62
Dolar
6.76
BIST 100
109,567.50
Altın
1,706.68
Analiz

Netanyahu ile Gantz'ın çıkarları 'birlik hükümetinde' buluştu

İsrail’de siyasetin ana aktörleri Gantz ile Netanyahu’nun üçüncü seçimler sonrası yürütülen görüşmelerde birlik hükümeti kurulması hususunda anlaşması, her iki tarafın siyasi hesaplarının karşılandığı bir uzlaşma zeminine işaret ediyor.

Burak Dağ   | 02.04.2020
Netanyahu ile Gantz'ın çıkarları 'birlik hükümetinde' buluştu

İstanbul

İsrail’de siyasetin ana aktörleri Benny Gantz ile Binyamin Netanyahu’nun 2 Mart 2020’de gerçekleşen üçüncü seçimler sonrası yürütülen görüşmelerde birlik hükümeti kurulması hususunda büyük oranda anlaşması, Nisan 2019’dan beri hükümet krizi yaşayan ülkenin içinde bulunduğu siyasi açmazın çözülmesine yönelik ilk somut adım olarak değerlendirilebilir. Peki, siyasi hayatını yargı önünde sonlandırmak istemeyen Netanyahu ile liderliğini yürüttüğü ittifakın dağılması pahasına eline geçen hükümet ortağı olma fırsatını kaçırmak istemeyen Gantz’ı bir araya getiren sebepler ve olası birlik hükümetinin İsrail siyasetine etkileri neler olabilir?

15 Mart’ta Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin tarafından hükümeti kurmakla yetkilendirilen Mavi Beyaz Hareketi lideri Gantz, Netanyahu ile dönüşümlü, ilk 18 ay başbakanlık görevini Likud lideri Netanyahu’nun üstleneceği 4 yıllık birlik hükümeti kurulması konusunda prensipte anlaştı. 11 yıldır İsrail siyasetini domine eden Netanyahu böylelikle bir seneden fazla bir zaman dilimi için de olsa kabinenin tepe ismi olmayı başarmaya yakın görünüyor. Hükümetteki bakanlıkların dağılımı henüz netliğe kavuşmasa da Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın Gantz’ın partisine verilmesinin öngörüldüğü yeni kabinede, Likud lideri Netanyahu’nun kuvvetle muhtemel adalet bakanlığını kendi kurmaylarından birine teslim edebilmek için uğraşacağı düşünülebilir. Zira Likud Milletvekili Amir Ohana, geçtiğimiz Haziran ayında kendisini adalet bakanlığına atayan Netanyahu’nun yolsuzluk soruşturmasını yürüten mahkeme hakkında ciddi ithamlarda bulunmuştu. Bu durum hatırlandığında adalet bakanlığının Likud’da kalması şaşırtıcı olmayacaktır. Öte yandan yeni kabinede İşçi Partisi lideri Amir Peretz’in Ekonomi ve Endüstri Bakanı; yardımcısı Itzik Shmuli’nin ise Sosyal Hizmetler Bakanlığına getirilmesi bekleniyor.

Tarafları birlik hükümeti kurmaya iten sebepler

Ülke içi siyasetin kırılgan yapısı, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde ilan edilen sözde barış planı ve dünyayı saran Kovid-19 salgını çemberinde gerçekleşen seçimlerin sonucunda iki blokun da görünen tabloda kendi bileşenleriyle hükümet kurma ihtimalinin olmaması tarafları daha yapıcı bir pazarlığa itmiş görünüyor. Öyle ki, Gantz, Netanyahu ile birlik hükümeti kurmanın yanı sıra tarihinin en yüksek oy oranına ulaşmış Birleşik Arap listesinin dışarıdan desteklediği merkez-sol azınlık hükümeti alternatiflerine sahipti. Mavi Beyaz Hareketi içerisinden her iki alternatife de muhalif sesler yükselse de İsrail toplumu ve siyasetinde belli ölçüde dışlanan Birleşik Arap Listesi ile kerhen de olsa işbirliği yapmasının Gantz cephesince kendi siyasi geleceğini riske atabileceği değerlendirilmiş olabilir. Ayrıca kriz zamanı birlik çağrıları yaparak sorumluluk sahibi lider imajı çizmeye çalışan Netanyahu ile ittifakı göz ardı etmesi Gantz’ı son bir yılda üç defa sandık başına giden seçim yorgunu halkın gözünde hükümet krizinin çözümüne yanaşmayan bir aktör olarak itibarsızlaştırabilirdi.

İki tarafın da siyasi menfaatlerinden ödün vermeye çalışmadan bir uzlaşı çabası içinde olduğu bir ortamda, ikilinin birlik hükümeti görüşmelerinden önce, Gantz’a 6 aylık geçici hükümet kurulması teklifinin Netanyahu tarafından yapıldığı biliniyor. Krizleri popülist söylemleriyle fırsata çevirmeyi başaran Netanyahu’nun Kovid-19 salgınıyla mücadele edilmesi için oluşturulacak 6 aylık geçici hükümet dönemini bir sonraki seçimler için sıçrama zemini olarak görmesi olasıydı. Bu sebeple muhalefet bloğunun sivrilen ismi Gantz’ın önündeki en makul seçeneğin, Netanyahu ile 4 yıl boyunca dönüşümlü olarak ülkeyi yönetebilecekleri bir birlik hükümeti olabileceği değerlendirilebilir. Zira Netanyahu’nun anketlerde de belirtildiği gibi hükümet kurulamaması halinde gidilecek seçimlerde popülaritesini arttırması ve Gantz’ın hareketinden oy akışının partisine yönlenmesi bekleniyor. Ayrıca İsrail’de sağın kutuplaştırıcı, manipülatif ve oylarını konsolide edici siyaset dili toplumun azınlık bileşenleri üzerinde olumsuz etkiler yapsa da günün sonunda her zaman için kitlesini kontrol altında tutmak adına yönetici erk tarafından kullanışlı bir aparat olarak görülmüştür. 2016 yılının yaz aylarında çıkan orman yangınlarında dönemin Eğitim Bakanı Naftali Bennett’in Filistinli Arapları hedef alan açıklamaları ve Netanyahu’nun yangınları kundaklama-terör eylemi olarak nitelendirmesi bu alışılmış dili yansıtmaktaydı. Tüm bunlar dikkate alındığında, Gantz’ın Netanyahu’ya kitlesini konsolide ederek oy tabanını genişletme fırsatı vermek istemediği düşünülebilir.

Netanyahu için Gantz ile birlik hükümetinde yer almak ise karşı karşıya olduğu yolsuzluk suçlamalarının hem gündemden belli ölçüde düşerek arka plana itilmesine hem de İsrail siyasetinde kendisinin olmayacağı bir denklemde hükümetin kurulamayacağı izlenimini vermesine imkân tanıyor. Öte yandan birlik hükümeti görüşmeleri devam ederken, Netanyahu’nun Yahudilerin sekiz gün boyunca resmî tatil ilan ettikleri Hamursuz Bayramı arifesinde görüşmeleri ağırdan alarak Gantz’ın 12 Nisan’ın bitimine kadar hükümeti kurmakla yetkilendirildiği süreyi tüketmeyi amaçladığı iddia ediliyor. Böylelikle Netanyahu’nun hükümet kurma yetkisini devralarak görüşmelerde elini güçlendirmeyi düşündüğü öne sürülüyor.

Birlik hükümetinin İsrail siyasetine etkisi

Mavi Beyaz Hareketi içerisinde Netanyahu ile bir araya gelinmemesi için kesin tavır takınan ittifakın önde gelen isimlerinden Yair Lapid ve Moshe Ya’alon, Gantz’ın meclis başkanlığı adaylığında ısrarcı olmasıyla da partileri Yesh (Gelecek Var) ve Telem’i ittifaktan çektiler. Böylelikle Gantz’ın Mavi Beyaz Hareketi’nin Knesset’teki (Meclisteki) milletvekili sayısı 17’ye düşmüş oldu. Gantz ise Knesset’te gerçekleşen meclis başkanlığı seçimini, dağılan ittifakı Mavi Beyaz Hareketi’nden destek göremediği halde Likud üyelerinin oylarıyla kazanmıştı. Gantz’ı ihanetle suçlayan ikili, hakkında yolsuzluk soruşturması olan Netanyahu’nun ülke demokrasisine ve hukukun üstünlüğüne zarar verdiğini dile getiriyor. Yolsuzlukla itham edilen ve ülkedeki Kovid-19 salgını nedeniyle duruşması 25 Mayıs’a ertelenen Netanyahu’nun birlik hükümetinde yer alması halinde, kendisinin İsrail’de siyasetin lokomotifi olmaya en az 18 ay daha devam etme şansı elde edebileceği değerlendirilebilir.

Ocak 2020’de Netanyahu ile Trump, Washington’da düzenlenen bir basın toplantısı ile sözde barış planının siyasi ayağını dünyaya deklare ettiler. Trump, bir gün öncesinde ise Beyaz Saray’da Gantz ile sözde yüzyılın anlaşmasına dair bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeyle ABD başkanı muhalefetin de anlaşma üzerinde mutabık kalmasını temin etmiş oldu. Plan çerçevesinde Batı Şeria’nın büyük bir diliminin İsrail egemenliğine girmesi öngörülürken, seçimler öncesi taraflardan Batı Şeria’nın sınırları içerisinde yer alan Ürdün Vadisi’nin ilhakına yönelik açıklamalar gelmişti. Gantz’ın Ürdün Vadisi’ni İsrail’in doğu savunma çizgisi olarak tanımlaması ve başbakanlık koltuğuna oturması halinde bu bölgeyi ilhak edeceğini açıklaması hatırlandığında, siyasi sınırların genişlemesi ve Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu yönündeki tezlerin, İsrail’de ana akım sağ ve sol blokların üzerinde ittifak ettiği konuların başında geldiği söylenebilir. Yeni hükümet döneminde sözde barış planının uygulamaya geçirilmek isteneceği ancak hükümet bileşenlerinin bu plana yönelik farklı yaklaşım ve yöntem tarzları nedeniyle süreç içerisinde gecikmelere sebep olabileceği de değerlendirilebilir. Zira, Netanyahu sözde barış planı çerçevesinde yer alan Batı Şeria topraklarının tek taraflı ilhakını savunurken, Gantz ise komşu devletler Mısır ve Ürdün’ün sürece dahil edilmesini istiyor.

Kovid-19 vakalarının İsrail’de de görülmesiyle birlikte yeni kurulacak hükümetin önünde salgın, mücadele edilmesi gereken en büyük problem olarak duruyor. İlk vakanın 21 Şubat’ta görüldüğü ülkede şu ana kadar 31 kişi virüsten dolayı yaşamını yitirirken, 6 bin 211 kişiyse hastalığa yakalandı. Kovid-19’un yol açtığı ekonomik sıkıntıların giderilmesi ve salgına karşı alınacak önlemlerin toplumun büyük kesiminde meşruiyetinin oluşması için de güçlü ve istikrarlı bir hükümetin varlığı gerekiyor. Aksi takdirde yolsuzlukla suçlanan Netanyahu ya da siyasi tecrübesi sınırlı olan Gantz’ın liderlik ettiği geçici bir hükümetin böyle bir kriz döneminde meşruiyeti sorgulanabilir.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.