Anadolu Ajansının "Tarımda Dijital Çağ" başlıklı dosyasının bu haberinde, TÜME'nin tarım ve hayvancılıkta üstlendiği öncü rol incelendi.
TÜME, teknoloji geliştiren markaları, akademisyenleri, üreticileri, gençleri ve çocukları aynı platformda birleştiren bir yapı olarak TEKNOFEST 2025'te ortaya çıktı.
Tarım ve hayvancılıkta yerli teknolojileri öne çıkaran TÜME, akıllı ahırların, yerli tarım teknolojilerinin ve deneyim alanlarının tarımın geleceği noktasında büyük potansiyel taşıdığına odaklanıyor.
TÜME, farkındalık noktasında toplumsal ihtiyacın bir sonucu olarak kurulurken, tarımın geleceğini, yerli teknolojilerin arttığı, gençlerin üretime katıldığı ve verimliliğin sürdürülebilir bir modele dönüştüğü bir ekosistem oluşmasına öncülük ediyor.
TÜME Üyesi Mehmet Fatih Özay, AA muhabirine, TÜME'nin tarım ve hayvancılığın teknoloji vasıtasıyla sürdürülebilir ve verimli şekilde yapılmasını sağlayan bir ekosistem olduğunu söyledi.
TEKNOFEST 2025'te sera, ahır konseptinde bir otonom çiftlik kurduklarını anımsatan Özay, bu alanda insanlara tarım ve hayvancılık teknolojilerinin nasıl yapılması gerektiğinin gösterildiği bir sistem oluşturduklarını anlattı.
Üreticiler ve firmalar TÜME'de buluştu
Özay, TÜME'nin sektördeki firmaları, genç üreticileri ve yatırımcıları bir araya getirdiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Boğaziçi Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi, aynı zamanda akademisyenler ve üniversite ayağımızı oluşturdu ve bunlar da TÜME'nin birer paydaşı oldular. Burada sorduğumuz soru insanlara şuydu: 'Bu tarım ve hayvancılığı daha verimli, daha sürdürülebilir nasıl yapabiliriz?' Çünkü belli başlı risklerimiz var. Nedir bu riskler? Gıdada arz güvenliği, gıdada tam bağımsız Türkiye, jeopolitik konumumuz, var olan sosyolojik değişimler ve iklim değişikliği. Bu risklere karşı da çözüm üreten, bu konuda fikirleri olan hem üreticiler hem de firmalar TÜME'nin çatısı altında bir araya geldi."
Son yıllarda geleneksel yöntemlerin aksine yapay zeka, görüntü işleme, robotik sağım sistemleri gibi teknolojiler kullanılarak verimde artış yaşandığının altını çizen Özay, şöyle devam etti:
"Şu an Türkiye'deki süt üretimi 20 milyon ton civarında, biz bunu 10 milyon hayvanla sağlıyoruz yani hayvan başı yıllık 2 ton süt alabiliyoruz fakat bunun aslında 15-16 tonlara çıkması gerekiyor ve Avrupa'daki durum bu şekilde. Bunun da çözümü basit bir şekilde teknolojiden, genetik çalışmalardan geçiyor. Genetik çalışmalar ve teknolojiyle bunu çok hızlı şekilde bu seviyelere çıkararak 10 milyon olan sağmal hayvan varlığımızla 20 milyon ton süt elde edebiliyorken, bunu 2-3 milyon hayvanla elde edebiliyoruz. Bu bize ne sağlıyor? Oradaki 7-8 milyonluk hayvan varlığını biz etteki açığımızı kapatmak için kullanabiliyoruz."
Özay, çiftçilerin artık hayvana bakarak değil, veriler üzerinden karar alabileceğini belirterek, "Kümelenme modeli aslında savunma sanayisindeki bu gelişimin güzel bir örneği, biz de aynısını tarım ve hayvancılık teknolojilerinde uygulamaya çalışıyoruz. Tarım ve hayvancılık teknolojisi üreten diğer firmaların oluşturduğu bilgi birikimi, bu alanda çalışan üreticilerin bilgi birikimi, yine bu alanda kendisini geliştirmiş akademisyenlerin, eğitmenlerin bilgi birikimleri, yine girişimcilerin bilgileri bize bu kümelenmede fayda sağlıyor. Böylece bir işe başlarken sıfırdan başlamak yerine belli bir bilgi birikimi üzerinden başlayarak bir platform oluşturmuş oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.