

Doğaya Kulak Verin.
Ekolojik gündem, sürdürülebilirlik ve çevre mücadeleleri artık cebinizde.
Yeşilhat WhatsApp kanalını takip edin.
Kula, AA muhabirine 2025'te yürütülen çalışmalar ve 2026 hedefleri doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu.

WWF-Türkiye'nin doğa koruma yolculuğunda etkisini ve işbirliklerini güçlendirdiği bir yıl geçirdiğine işaret eden Kula, biyolojik çeşitlilik temalı saha çalışmalarından iklim krizi ve plastik kirliliği ile mücadeleye, doğa öncüleri eğitiminden orman yangınları konusunda farkındalık çalışmalarına kadar pek çok başlıkta önemli adımlar attıklarını söyledi.

Kula, yılın öne çıkan başlıklarından birisinin yeşil deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik çalışmalar olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Tehlike altındaki yeşil deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanlarından Akyatan Kumsalı'nda, Doğa Koruma ve Milli Parklar 7. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle yürüttüğümüz Yeşil Deniz Kaplumbağası İzleme ve Koruma Programı'nın 20'nci yılını kutladık. 2025'in yavru yeşil deniz kaplumbağaları denize yolcu edilirken ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu da WWF-Türkiye'nin doğa elçisi oldu. Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda 2006'dan bu yana sürdürülen çalışmalar, Türkiye'nin en uzun soluklu koruma programlarından biri haline geldi." diye konuştu.
Program sayesinde her yıl kesintisiz devam eden saha izleme çalışmaları sonucunda, ilk korunan neslin ergin bireyleri olan "annelerin" Akyatan'a dönerek yumurta bıraktığını anımsatan Kula, bu döngünün türün sürdürülebilirliği açısından kritik başarı olduğunu söyledi.

Gerçekçi iklim hedefleri için "İklim Ağı" kuruldu
Kula, iklim krizinin etkisinin her geçen gün arttığının altını çizerek, iklim kriziyle mücadelede bilime dayalı, gerçekçi hedefler ve ulusal politikaların geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla geçen yıl 15 sivil toplum kuruluşunun "İklim Ağı" çatısında bir araya geldiğini hatırlattı.
İklim değişikliğiyle mücadelenin sosyoekonomik bir dönüşüm gerektirdiğini belirten Kula, "Sera gazı salımlarının bugünden başlayarak azaltımını öngören iklim hedeflerinin belirlenmesi gerekiyor. Elektrik üretiminde kömürden çıkışı ve adil bir enerji geçişini sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi ve doğal alanların korunmasına yönelik etkin tedbirlerin ortaya konulması gibi adımlar toplum refahını artıracak bir dönüşüm için de kritik." ifadesini kullandı.

Kula, plastik kirliliği ile mücadele kapsamında Gaziantep'te "Geri Dönüşüm İşçileri İçin Yenilikçi İş Modelleri" projesini hayata geçirdiklerini de aktardı.
Plastik kirliliğine karşı başlatılmış "Sahil Sahiplen" programının yanı sıra yıl sonunda "Plastik Atıksız Limanlar Projesini" de başlattıklarını bildiren Kula, "Plastik atıksız liman, sorumlu plastik atık yönetimi uygulayan ve kirliliği kaynağında önlemek için plastik azaltma önlemleri alan liman demek. Proje, Türkiye'den İzmir'in Foça ve Mordoğan limanları ile Tunus'tan Gabes ve Tabarka limanlarında uygulanacak." dedi.

2026 hedefleri
Kula, 2026'da doğa ve insan için yeni bir başlangıç yapılması amacıyla toplulukları doğa için harekete geçmeye teşvik etmeye devam edeceklerine işaret ederek, bilim temelli politika önerileri geliştirerek iletişim, farkındalık ve savunuculuk faaliyetlerini sürdüreceklerini kaydetti.
Türkiye'nin yoğun diplomatik girişimlerinin ardından 2026'da, iklim kriziyle mücadelede dünyanın en önemli zirvelerinden biri olan BM İklim Değişikliği Konferansları'nın 31. Taraflar Toplantısı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlık yapacağına dikkati çeken Kula, "Bu güzel haber aynı zamanda iklim politikalarını güçlendirmek ve karbonsuz bir geleceğe adım atmak için tarihi bir fırsat. COP31 sürecine uzmanlığımızla bilimsel katkı koymaya, Türkiye'nin adil, demokratik ve karbonsuz bir gelecek için atacağı adımlarda elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Parçası olduğumuz 'İklim Ağı' ile süreci yakından takip edeceğiz." diye konuştu.

Kula, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı kömürden çıkılarak yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçilmesi ve iklim kriziyle mücadelede ormanların korunması için çalışacaklarını da aktardı.
İnsanın doğa üzerindeki baskısının azalması için ana çalışma alanlarında yerel, ulusal, uluslararası paydaşlar, bireysel, kurumsal destekçiler ve kamu işbirlikleri doğrultusunda çalışacaklarını belirten Kula, şunları kaydetti:
"Tatlı su ve deniz ekosistemlerinin korunması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesi ve yaban hayatında tür ve popülasyon kaybının durdurulmasına yönelik faaliyetlere öncelik vereceğiz. Onarıcı tarım ve toprak koruma yöntemleriyle bugünün ve geleceğin gıda talebini karşılayabilecek, doğal çevrenin korunmasını gözeten sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulması, yaşam alanlarının kaybı, iklim krizinin yıkıcı etkileri, avcılık gibi tehditlerle karşıya kalan yaban hayatında tür ve popülasyon kaybının durması hususlarında çalışmaya devam edeceğiz."