

Doğaya Kulak Verin.
Ekolojik gündem, sürdürülebilirlik ve çevre mücadeleleri artık cebinizde.
Yeşilhat WhatsApp kanalını takip edin.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, 2025'in kendileri açısından verimli geçtiğini, çeşitli çalıştaylar düzenlediklerini, beş kitabı okuyucuyla buluşturduklarını ve vakıf dergisini çıkardıklarını anlattı.
Öztürk, vakfa ait araştırma gemileriyle Şile'den Marmara Denizi'ne ve Kuzey Ege'den Çeşme'ye kadar seyirler gerçekleştirip veri topladıklarını, Türkiye İş Bankası ile mercanların korunmasına yönelik yeni bir işbirliğine imza attıklarını aktardı.

2026 için de Boğazlar ve Marmara Denizi'ni öncelikli çalışma alanı olarak belirlediklerine işaret eden Öztürk, "Bu bölgenin ekosistemi, çevresindeki tüm denizleri olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle Marmara ve Boğazlar üzerindeki çalışmalarımızı sürdürmekte kararlıyız." dedi.
Ana deniz habitatları olan deniz çayırları ve mercanlarla ilgili araştırmalarının ve müsilaja ilişkin çalışmalarının 2026'da da süreceğini bildiren Öztürk, hiç deniz koruma alanı bulunmayan Karadeniz'de deniz koruma alanlarının ilan edilmesi konusunda ısrarlarını sürdüreceklerini ifade etti.

İklim değişikliği konusunda TÜDAV olarak uzun yıllardır veri topladıklarından ve bu oşinografik verilerin daha görünür hale getirilmesi için çalışmalarına devam edeceklerinden bahseden Öztürk, COP31 öncesinde yerel ve bölgesel kuruluşlarla işbirliklerini artırmayı planladıklarını vurguladı.
Öztürk, ayrıca Kuzey Ege'de ortak stok oluşturan kolyos, uskumru ve sardalya gibi bazı göçmen balık türlerine halka takarak göç yollarını izleme projesine başlayacaklarını belirtti.
Deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın yabancı türlerin yayılımını hızlandırdığına dikkati çeken Öztürk, şöyle konuştu:
"Karadeniz hızla Akdenizleşiyor, Akdeniz ise tropikalleşiyor. Bu durum her iki deniz için de büyük bir tehdit. Bu süreç yalnızca denizler değil, çevresinde yaşayan insanları da doğrudan etkiler. Milyonlarca yılda oluşan deniz ekosistemlerinin çöküşü hafife alınmamalı. Sadece Marmara Denizi'nde 100'ün üzerinde yabancı denizel canlı tespit edilmiş durumda. 2026'da denizlerin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için daha fazla çaba göstereceğiz. TÜDAV, Türkiye markası olmanın ötesinde, evrensel standartlarda bilim ve koruma yapan bir dünya markası olarak yoluna devam ediyor."
2026'da odak ulusal denizel iklim izleme ve pilot alanlar
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, 2025'i, Türkiye denizleri açısından, iklim değişikliği etkilerinin denizlerin küresel karbon döngüsündeki rolü üzerinden de ele alınmaya başlandığı, kendileri açısından ise denizel izleme, teknoloji geliştirme ve politika süreçlerine veri üreten kapasitenin güçlendiği bir yıl olarak nitelendirdi.

Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı kapsamında sıcaklık, oksijen, pH, besin tuzları ve kirleticilere ilişkin uzun dönemli veri setleri ürettiklerini belirten Gazioğlu, "Marmara Denizi'ndeki müsilaj izleme çalışmalarına devam ettik ve bu çalışmalarda da müsilaj riskinin tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koyduk." diye konuştu.
Uluslararası bilim-politika süreçlerinde de enstitünün görünürlüğünün arttığına vurgu yapan Gazioğlu, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Bilim-Politika Platformu (IPBES) ve Akdeniz İklim ve Çevresel Değişiklik Uzmanları (MedECC) gibi platformlarda enstitü öğretim üyelerinin yürüttükleri görevlerle Türkiye denizlerine ilişkin verileri küresel değerlendirmelere taşıdıklarını kaydetti.
Gazioğlu, "Yeni yıl için temel hedefimiz, yürüttüğümüz projeleri çok ölçekli ve disiplinler arası bir ulusal denizel iklim sistemi altında birleştirmek. Bu kapsamda 2026'da Ulusal Denizel İklim İzleme Platformu'nun kurulması planlanıyor. Marmara Denizi, iklim-kirlilik etkileşimini inceleyen uygulamalı bilimsel müdahaleler için pilot alan olarak konumlandırılacak." bilgisini verdi.

Akıllı sensör sistemlerinin erken uyarı mekanizmalarına dönüştürülmesi ve Karadeniz'de saha örneklemelerinin başlamasının da 2026 gündemlerinde yer aldığını kaydeden Gazioğlu, bu çalışmaların COP31 sürecinde Türkiye'nin bilimsel veri altyapısına doğrudan katkı sunacağını söyledi.
Gazioğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1950'li yıllardan bu yana Türkiye denizlerinde yürütülen modern deniz bilimleri çalışmalarının mirasını taşıyan enstitümüz, bu birikimi iklim bilimiyle buluşturan stratejik araştırma alanları geliştiriyor. Bu kapsamda, çok disiplinli yapıya sahip enstitü öğretim üyelerinin Marmara Denizi özelinde başlattığı yenilikçi karbon yutağı hesaplama çalışmaları, enstitünün mavi karbon alanındaki bilimsel öncülüğünü somut biçimde ortaya koyuyor."

"Değişimleri nicel olarak ortaya koyuyoruz"
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, 2025'te Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) ve Deniz Ekosistem ve İklim Araştırmaları Merkezi (DEKOSİM) projeleriyle, deniz bilimleri alanına önemli katkılar sunduklarını ifade etti.
Salihoğlu, kıyısal alanlarda düzenli izleme faaliyetlerinin yürütüldüğüne ancak ekosistem temelli yönetim açısından kritik önemde olan açık deniz çalışmalarının yeterli yapılamadığına dikkati çekti.
Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de iklim değişikliği başta olmak üzere denizler üzerindeki çoklu baskıları ele alan çalışmalar yaptıklarını, yürütücüsü oldukları Karadeniz Dijital İkizi'nin Brüksel'de düzenlenen Dijital İkiz Forumu'nda tanıtıldığını anımsatan Salihoğlu, derin deniz araştırmalarının ulusal ve uluslararası ölçekte devam edeceğini söyledi.

Marmara Denizi'ne yönelik araştırmaların kesintisiz süreceğini belirten Salihoğlu, 2026'da DEKOSİM çatısı altında birden fazla enstitünün katkısıyla açık deniz çalışmalarını hayata geçirmeyi, COP31 sürecinde deniz ve okyanus temalı bir yan etkinlik düzenlemeyi, dijital ikiz uygulamaları, deniz mekansal planlaması ve iklim uyum çözümleri başlıklarında uluslararası işbirliklerini öne çıkarmayı planladıklarını anlattı.
İzmir Körfezi odaklı çalışmalar güçlendi
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Harun Özdaş, 2025 yılında özellikle Ege Denizi ve İzmir Körfezi'ne odaklanan oşinografik gözlem, kirlilik izleme ve sayısal modelleme çalışmalarına yoğunlaştıklarını kaydetti.
İzmir Körfezi'nde noktasal ve yayılı kirlilik kaynaklarının deniz içindeki taşınımını nicel olarak ortaya koyduklarına değinen Özdaş, bu çalışmaların su kalitesi yönetimi ve risk değerlendirmeleri açısından önemli çıktılar sunduğunu bildirdi.

Enstitü olarak 2025'te üç Avrupa Birliği projesinin yerel koordinatörlüğünü yürüttüklerini, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı destekli altyapı projesiyle teknolojik kapasitelerini güçlendirdiklerini dile getiren Özdaş, Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" projesi kapsamında Kızlan Osmanlı Batığı kazı çalışmalarının başarıyla sürdüğünü, Mavi Miras projesi çerçevesinde sualtı arkeolojisine yönelik uluslararası işbirliklerinin de devam ettiğini aktardı.
Özdaş, enstitünün BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bünyesindeki Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) Başkanlığı görevini üstlendiğini de sözlerine ekledi.