BM soruşturması Gazze'deki soykırımı doğruladı

Gaye Güllü / 19.09.2025
İstanbul

Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, yayınladığı kapsamlı raporda İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna vardı. Elde edilen bulgular, İsrail'in soykırım politikaları izlediğini ve sivilleri hedef alan sistematik bir açlık kampanyası yürüttüğünü ortaya koydu.


Bilginin Doğrusu Cebinizde:

Yanıltıcı içerikler her yerde! Sosyal medyada önünüze düşen dezenformatif haberlerin doğruları her gün telefonunuza gelsin isterseniz, bağlantıya tıklayın: Teyit Hattı’nın WhatsApp kanalına katılın.

16 Eylül Salı günü yayımlanan rapor, 1948 Soykırım Sözleşmesi'ne dayanan kapsamlı bir hukuki analize dayandırıldı. Komisyon, İsrail'in sözleşmede soykırım olarak tanımlanan 5 eylemden dördünü Gazze'de uyguladığı soncuna vardı.

Anadolu Ajansı Teyit Hattı, BM'nin 'soykırım' olarak nitelendirdiği eylemlerin örneklerini bir araya getirdi.

1- Sivillerin Öldürülmesi

Tespit edilen ilk eylem hedef alınan grup üyelerinin öldürülmesi olarak açıklandı. Filistinlilerin İsrail'in saldırılarının hedefinde olduğu vurgulanırken, Gazze'de bulunan sivillerin, gazetecilerin, sağlık çalışanlarının ve insani yardım çalışanlarının bilinçli bir şekilde katledildiğine dair örneklerde raporda yer aldı.

Verilen örnekler arasında, Ocak 2024'te Gazze'nin batısına kaçmaya çalışan Hind Rajab ve ailesinin, içinde bulunduğu aracın hedef alınması da yer aldı.

Beş yaşındaki Hind, saldırıdan sağ kurtulmayı başaran tek kişiydi. Telefonla yetkilileri arayarak yardım isteyen küçük kız, akrabalarının cansız bedenleriyle birlikte aracın içinde kaldığını anlattı. Yayınlanan ses kayıtları, onun çaresizliğini ve hayatta kalan son kişi olduğunu ortaya koyuyordu. Ancak yardım çağrıları karşılıksız kaldı. 10 gün süren belirsizliğin ardından Rajab'ın cansız bedenine ulaşıldı.

Komisyon, İsrail güçlerinin beyaz bayrak taşıyan kişilerin hedef alması, sivilleri kasten öldürme amacıyla yüksek patlayıcı özellikli mühimmatların kullanılmasını da soykırım bulgusu olarak değerlendirdi. 

Kamuoyu, İsrail'in 7 Ekim 2024’ten bu yana abluka altında tuttuğu Gazze'de benzer senaryolarla defalarca karşılaştı.

İsrail 7 Ekim ablukası başladıktan sadece 10 gün sonra Gazze’deki  El- Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlenen saldırıda 500 kişi hayatını kaybetti. Yaralıların ve sivillerin bulunduğu alana düzenlenen saldırı da toplu bir katliam gerçekleşti.

Haziran 2025'te yardım bekleyen yüzlerce sivil İsrail ordusu tarafından hedef alındı. Gazze'nin güneyine düzenlenen saldırıda 59 kişi hayatını kaybetti 221 kişi de yaralandı. Bu saldırı İsrail'in gıda yardımlarına ulaşmaya çalışan Filistinlilere düzenlediği ilk ve tek saldırı değildi. Uluslararası bağımsız kuruluşlarca yayınlanan raporlar bugüne kadar 1000'e yakın sivilin yardımlara ulaşmaya çalışırken hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

Ocak 2024'te torunuyla birlikte güvenli bölgeye geçmeye çalışan Rashid Abd al-Ati, beyaz bayrak sallarken İsrailli keskin nişancıların hedefi oldu.

Anadolu Ajansı Teyit Hattı'nın haberleştirdiği Abd al-Ati'nin caddenin batı kısmına konuşlanan İsrail askerleri tarafından tek kurşunla öldürüldüğü ortaya çıktı.

Mart 2024'te İsrail ordusu bisiklete binen iki Filistinliyi hedef aldı. Bisikletin roket güdümlü el bombasıyla karıştırıldığı açıklayan İsrail, hatalı saldırıdan dolayı kamuoyundan özür diledi.

17 Mart 2025’te Rafah yakınlarındaki yaralıları kurtarmak için görevlendirilen sağlık ekipleri İsrail'in yoğun saldırısı altında kaldı. Ekiple iletişimin kaybedilmesi üzerine bir başka ekip meslektaşlarını kurtarmak için yola koyuldu daha sonra bu ekiple iletişimde de sorun yaşandı.

Filistin Kızılayı 31 Mart’'a yaptığı açıklamada, yaralılara yardım götürmek yola çıkan 15 sağlık çalışanının cansız bedenlerine ulaşıldığını açıkladı. Elleri bağlı şekilde bulunan cansız bedenlerin göğüs ve baş bölgelerinden vurulduğu ifade edildi.

İsrail aracı şüpheli gördüğünü için hedef alındığını açıklasa da, basına yansıyan görüntülerde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının ekiplerin kızılay kıyafeti giydiği ve araçların acil durum sinyallerinin çalışır durumda olduğu ortaya çıktı.

2- Ciddi Bedensel ve Zihinsel Yaralanmalara Neden Olma

Raporda yer alan ikinci soykırım eylemi, hedef alınan grupta ciddi bedensel ve zihinsel zarara yol açılması olarak tanımlandı. İsrail bombardımanlarının sebep olduğu ağır yaralanmaların yanı sıra hayatta kalanların maruz kaldığı derin psikolojik travmalara da dikkat çekildi.

Gazze'de yaşam koşullarının giderek zorlaştığı, sivillerin sürekli yerinden edildiği ve yıkımların arttığı belirtilen raporda, bu durumun halk arasında hem fiziksel hem de psikolojik acıyı derinleştirdiği vurgulandı.

İsrail’in yıkıcı saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de çoğu çocuk binlerce Filistinli uzuvlarını kaybetti. BM'ye göre nüfusuna oranla dünyada en fazla ampute çocuk Gazze'de bulunuyor.

10 yaşındaki Muhammed Muslih insani yardım noktalarından birine ulaşmaya çalışırken uğradığı saldırı sonucunda bir bacağını kaybetti.

İsrail’in Nisan 2024'te Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin Maan bölgesine düzenlediği saldırılarda ağır yaralanan 13 yaşındaki Vahid el-Galban, bir gözünü, elini ve ayağını kaybetti.

Aralık 2023'te İsrail güçleri Nasr Hastanesi’nin çocuk bölümünü top atışlarıyla vurdu. Saldırıda 13 yaşındaki Dünya Ebu Muhsin hayatını kaybetti. Daha önceki bir saldırıda bacağını kaybeden ve protez bacak hayalini dile getiren Muhsin, bu kez bombardımandan kurtulamadı.

Ayrıca raporda, İsrail güvenlik güçlerinin tecavüz, cinsel işkence ve diğer cinsiyete dayalı şiddet biçimlerini uyguladığı, bunun yalnızca bireylere yönelik bir ceza değil, aynı zamanda Filistin halkını topluca parçalamak, aşağılamak ve boyun eğdirmek amacıyla uygulanan kolektif bir cezalandırma modeli olduğu ifade edildi.

Komisyon, İsrail askerlerinin sosyal medyada paylaştıkları içeriklerin, Filistinlileri insanlıktan çıkarmaya yönelik bu eylemleri açıkça gösterdiğini belirtti.

Raporda, gözaltındayken cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet gördüklerini ifade eden çok sayıda Filistinlinin tanıklıklarına yer verildi; bir tutuklunun aldığı darbe sebebiyle bilincini kaybettiği de aktarıldı.

İsrail’in alıkonan Filistinlilere yönelik şiddeti Ağustos 2024'te kayıt altına alınmıştı. İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunda, Sde Teiman gözaltı merkezinden elde edilen güvenlik kameraları görüntüleri paylaşıldı.

Bir Filistinlinin başka bir bölgeye götürdüğü anları gösteren videonun devamında bazı askerlerin alıkonan Filistinliye tecavüz ettiği, diğer askerlerin ise kalkanları kullanarak o anların güvenlik kamerasınca kaydedilmesini engellemeye çalıştığı görüldü. İsrail kaynaklı haber kanalları cinsel şiddete maruz kaldığı belirtilen Filistinlinin kanlar içerisinde hastaneye kaldırıldığını belirtti.

3- Ölüme Yol Açacak Yaşam Koşullarının Dayatılması

Raporda bahsedilen üçüncü soykırım eylemiyse, bir grubu tamamen yok etmek veya kısmen yok olmasını sağlamak amacıyla kasıtlı olarak zorlu yaşam koşullarının dayatılması olarak tanımlandı.

İsrail'in 7 Ekim'den sonra tam kuşatma altına aldığı Gazze'ye giren gıda yardımlarının engellenmesinin Gazze'deki sivillerin yaşam koşullarını doğrudan etkilediği vurgulanan raporda, İsrail'in özellikle su ve elektrik dahil olmak üzere tüm temel ihtiyaçların Gazze'ye girişinin engellenmesinin etkili bir silah olarak kullanıldığı belirtildi.

BM'ye bağlı IPC Ağustos ayında Gazze'de kıtlık ilan ederek bölgedeki nüfusun 'felaket düzeyinde açlıkla' karşı karşıya kaldığını doğrulamıştı. Yaşanan kıtlığın İsrail kaynaklı olduğu ifade edilirken, bölgeye acil müdahale gerektiği vurgulanmıştı.

Filistin resmi kaynaklarında yapılan açıklamaya göre Gazze'de 7 Ekim’den bu yana 140'tan fazlası çocuk olmak üzere 450'den fazla kişi hayatını kaybetti.

4- Doğumların Engellenmesi

Tespit edilen dördüncü soykırım eylemi ise grup içinde doğumların engellenmesini amaçlayan tedbirlerin uygulanması olarak açıklandı. Rapora göre bu eylem, İsrail'in kadınlara ve çocuklara hizmet veren hastaneleri de sistematik biçimde hedef almasıyla gerçekleştirildi.

İsrail Aralık 2023'ten Basma Tüp Bebek Merkezi'ne düzenlediği saldırıda merkezdeki nitrojen tankları büyük hasar aldı. İsrail’in yoğun saldırıları nedeniyle güvenlik ve lojistik sağlanamadığı için zarar gören tankların yerine yenileri de alınamadı. Soğutma işlemi yapılamadığından 5 binden fazla tüp bebek embriyosu yok oldu.

Üreme sağlığı hizmetlerinin ve doğum bakım ünitelerinin yok edilmesiyle Gazze'deki Filistinli kadınların doğum yapma ve doğumdan sonra tıbbi destek alma imkanları da ellerinden alındı. Komisyon tüm bunların Gazze'de uzun vadeli demografik ve fiziksel zarara yol açtığını belirtti.

İsrail'in Gazze'de dayattığı açlıkta hamile kadınlarda düşük ve prematüre bebeklerde ölümlere yol açıyor.

Nasır Tıp Merkezi Çocuk ve Doğum Bölümü Müdürü Dr. Ahmed el-Farra, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail’in dayattığı açlık politikası nedeniyle annelerin yetersiz beslendiğini, bunun da hastanede son dönemde düşük ve ölü doğum vakalarında artışa yol açtığını söyledi.

Farra, düşük yapan kadınların çoğunun yetersiz beslenmeye bağlı kansızlık sorunu yaşadığını aktararak, Gazze'deki 55 bin hamile kadının yaklaşık yüzde 70'inin kansızlıkla mücadele ettiğini ifade etti.

Devam eden saldırılar ve zorunlu göçlerin hamile kadınların psikolojisini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Farra, bu durumun yetersiz beslenmeyle birleşerek düşük riskini artırdığını belirtti.

İsrailli Liderler 'Soykırıma Teşvik Etti'

 Raporda Netanyahu, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın soykırım kışkırtmakla suçlandığı ifade edildi. İsrailli yetkililerin 7 Ekim 2023'ten bu yana Filistinlileri toplu halde yok etmeye yönelik açıklamalarda bulunduğu belirtildi.

Komisyon,  İsrail'in siyasi ve askeri liderlerinin devlet adına hareket ettiği ve bu nedenle söylemlerinin ve yaptıklarının İsrail'den bağımsız düşünülemeyeceği ifade edildi. Ayrıca, İsrail yetkilileri ile güvenlik güçlerinin, Gazze'deki Filistinlileri tamamen ya da kısmen yok etmeyi amaçlayan bir soykırım niyetine sahip olduğu vurguladı.

İsrail BM Raporunu Yalanladı 

BM İnsan Hakları Konseyi'ni İsrail karşıtı bir tutum sergilemekle suçlayan İsrail, raporu asılsız olduğu ve çarpıtıldığı gerekçesiyle reddetti. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, soruşturmayı Hamas'ın yalanlarına dayanan bir rapor olmakla, komisyon üyelerini ise militan bir grubun vekilleri olmakla suçladı.