ABD merkezli sosyal medya uygulaması X'te dolaşıma giren bir video 2 milyondan fazla görüntülenme aldı. Videoda, cep telefonu kamerasıyla kaydedilen bir peynir markasının logosunun değiştiği görüldü. Markanın logo figürü olan ineğin burnunda halka belirdi. 
Videonun farklı karelerinden alınan ekran görüntüleri tersine görsel aramayla taratıldığında, şirketin geçmişte resmi Facebook sayfasından konuya ilişkin bir açıklama yaptığı belirlendi. Şirket, logo figürü olan inekte hiçbir zaman burun halkası kullanmadıklarını bildirerek, yaşanan durumun Mandela etkisinden kaynaklandığını açıkladı.
Mandela etkisi nedir?
Mandela etkisi, kalabalık bir insan grubunun bir kişi, yer, durum veya olaya dair çok özel ayrıntıları, gerçekte hiç yaşanmamış olmasına rağmen topluca ve aynı ortak yanlışla sanki gerçekmiş gibi hatırlaması durumudur. Tek başına bakıldığında basit bir kafa karışıklığı veya unutkanlık gibi görünen bu durum, birbirini tanımayan binlerce insanın birebir aynı hatalı detayda buluşmasıyla kolektif bir sosyal olguya dönüşür.
Terim, 2009 yılında araştırmacı Fiona Broome tarafından ortaya atılmıştır. Broome, apartheid karşıtı lider Nelson Mandela'nın 1980'lerde hapishanede öldüğünü, eşinin konuşmasını ve çıkan isyanları detaylarıyla hatırladığını öne sürdü.
Oysa 27 yıl hapis yatan Mandela, 1990'da serbest bırakılmış, ardından Güney Afrika'nın cumhurbaşkanı olmuş ve 2013'te vefat etmişti. Broome, internet üzerinde binlerce insanın tıpkı kendisi gibi bu yanlış bilgiye ve detaylara aynı şekilde inandığını keşfedince, toplumsal hafızadaki bu ortak kırılmaya "Mandela Etkisi" adını verdi.
"Bu durum bir hastalık değil, belleğin çalışma biçiminden kaynaklanıyor"
Uzm. Nöropsikolog Merve Türkkol, Mandela Etkisini çok sayıda insanın bir olayı, sözü veya görüntüyü benzer biçimde yanlış hatırlaması olarak tanımladı. Bunun bir hastalık olmadığını, belleğin çalışma biçiminden kaynaklandığını vurgulayan Türkkol, beynin geçmişi bir kamera gibi kaydetmediğini belirtti. Hatırlama eyleminin eski bir videoyu oynatmaktan ziyade parçaları eksilmiş bir hikâyeyi yeniden kurmaya benzediğini aktaran Türkkol, beynin şakak bölgesindeki hipokampusun anıların farklı parçalarını bir araya getirdiğini, prefrontal korteksin ise bilginin kaynağını ve tutarlılığını kontrol eden bir doğrulama sistemi gibi çalıştığını kaydetti. Türkkol, zaman geçtikçe ayrıntıların silikleştiğini ve beynin oluşan boşlukları beklentilerle tamamladığını söyleyerek, bir anıya çok güvenmenin onun mutlaka doğru olduğu anlamına gelmediğine dikkati çekti.
Birbirini tanımayan milyonlarca insanın aynı detayda yanılmasını değerlendiren Türkkol, beynin her ayrıntıyı tek tek saklamak yerine deneyimlerden genel kalıplar oluşturduğunu dile getirdi. Birlikte sık görülen özelliklerin zihinde çağrışım ağları olarak kaydedildiğini belirten uzman, ağın bir bölümü harekete geçtiğinde diğer parçaların da otomatik olarak etkinleştiğini aktardı. Hipokampusun "örüntü tamamlama" mekanizmasıyla eksik parçaları geçmiş deneyimlere en uygun şekilde birleştirdiğini vurgulayan Türkkol, beynin yalnızca ne gördüğünü değil, orada ne görmesi gerektiğini de tahmin ettiğini kaydetti.

Türkkol, Monopoly karakterinin zihindeki "eski dönem zengin iş insanı" kalıbını harekete geçirdiğini ve monokl aksesuarının bu kalıpla ilişkili olması nedeniyle beyin tarafından karaktere eklendiğini belirtti. Pikachu’nun kulak uçlarındaki siyahlığın da kuyruğun ucunda aynı rengin devam ettiği beklentisini yarattığını söyleyen Türkkol, Prasad ve Bainbridge’in 2022’de yayımlanan araştırmasına değinerek, insanların görsellerdeki yanılsamalarda tesadüfi değil, yüksek bir güven hissiyle aynı yanlış seçeneğe yöneldiklerini ve bazı yanlış anıların toplumda ortak ve öngörülebilir olduğunu ifade etti. 
Sosyal medyanın bellek üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkkol, bir anının her hatırlandığında yeniden düzenlenmeye açık hâle geldiğini söyledi. Sonradan görülen yanlış bir fotoğrafın veya yorumun eski anıya karışabileceğini ve zamanla bilginin nereden öğrenildiğinin karıştırılabileceğini belirten uzman, bu durumu "kaynak izleme hatası" olarak adlandırdı. İnternetin Mandela Etkisini sıfırdan yaratmadığını ancak aynı yanlış görüntüyü tekrar tekrar göstererek bireysel bir bellek yanılgısını ortak bir hatıraya dönüştürdüğünü vurgulayan Türkkol, bu fenomendeki en şaşırtıcı noktanın beynin kendi tamamladığı geçmişe son derece güçlü bir şekilde inanması olduğunu sözlerine ekledi.