Hidroflorokarbon

27.09.2025
İstanbul

Sanayide ve günlük yaşamda yaygın kullanılan hidroflorokarbonlar (HFC), genellikle soğutma sistemleri, klimalar ve aerosol ürünlerinde kloroflorokarbonların (CFC) yerine tercih ediliyor.


Doğaya Kulak Verin.
Ekolojik gündem, sürdürülebilirlik ve çevre mücadeleleri artık cebinizde.
Yeşilhat WhatsApp kanalını takip edin.


Ozon tabakasına zarar vermeyen HFC’ler, bu açıdan CFC’lere göre daha çevre dostu olarak nitelendiriliyor. Ancak güçlü sera gazları oldukları için iklim değişikliği açısından ciddi risk oluşturuyorlar. Küresel ısınma potansiyeli (GWP – Global Warming Potential) çok yüksek olan HFC’lerin azaltımı iklim eylemi açısından kritik öneme sahip.

HFC emisyonlarının, mevcut teknolojilerle hızlı ve maliyet etkin bir şekilde azaltılması mümkün.

2016’da kabul edilen Kigali Değişikliği, küresel düzeyde HFC’lerin üretim ve kullanımını kademeli olarak azaltmayı ve düşük-GWP’li alternatif soğutucu teknolojilerin uygulanmasını hedefliyor.

Bu adımlar, sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünü hızla düşürme potansiyeline sahip ve iklim değişikliğiyle mücadelede kısa vadede etkili bir strateji sunuyor.

HFC’lerin ithalat ve ihracat süreçlerini düzenlemek ve kontrol altına almak amacıyla Hidroflorokarbon Kontrol Belgesi düzenleniyor. 

Türkiye’de bu belge, Montreal Protokolü ve Kigali Değişikliği çerçevesinde oluşturulan ulusal kota sistemi doğrultusunda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen süreç kapsamında hazırlanıyor.

HFC ticaretine ilişkin başvurular, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının sistemleri üzerinden yapılıyor ve kontrol belgeleri bu başvurular doğrultusunda veriliyor. Böylece HFC’lerin üretim, ithalat ve ihracatı yakından takip edilerek sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanırken Türkiye’nin uluslararası çevre yükümlülüklerinin yerine getirilmesi güvence altına alınıyor.

KATEGORİDE ÖNE ÇIKANLAR