Alüminyum sektörü "AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması"nın risklerine odaklandı

02.01.2026
Ankara

Avrupa Birliği (AB) tarafından yeni uygulamalarla bu yıl devreye alınan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), birçok alan gibi alüminyum sektöründe de farklı planlamaları beraberinde getirdi.


Doğaya Kulak Verin.
Ekolojik gündem, sürdürülebilirlik ve çevre mücadeleleri artık cebinizde.
Yeşilhat WhatsApp kanalını takip edin.


Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) Başkanı Ali İhsan Yeşilova, AA muhabirine, AB'nin iklim ve çevre hedefleri kapsamında geliştirdiği SKDM'nin 2 yılı aşan geçiş döneminin ardından 1 Ocak'tan itibaren uygulanmaya başlandığını söyledi.

Mekanizma kapsamında alüminyumun da pilot sektörler arasında yer aldığını belirten Yeşilova, SKDM ile karbon ayak izini düşürmeye yönelik önemli adımlar atıldığını ancak mevzuattaki hesaplama ve uygulama esaslarına ilişkin belirsizliklerin Avrupa Birliği ithalatçılarında tedirginlik oluşturduğunu ifade etti.

Avrupa Komisyonunun bu yıl yayımladığı SKDM revizyon teklifleri ve etki değerlendirme belgeleri doğrultusunda mekanizmanın yalnızca temel ürünlerle sınırlı kalmayacağına dikkati çeken Yeşilova, "Bu yaklaşım, iklim hedefleri açısından tutarlı olmakla birlikte AB dışındaki üretici ülkelerde farklı ölçek ve üretim yapısına sahip sektörler açısından uygulamada çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye alüminyum sektörümüz ise bu bağlamda dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır." dedi.

Hurda da emisyon taşıyan unsur sayılacak

Yeşilova, Avrupa Komisyonunun SKDM revizyonu çerçevesinde tüketici tarafından kullanılmadan önceki üretim aşamasında ortaya çıkan hurdayı da "emisyon taşıyan unsur" olarak zincire dahil etme yaklaşımı sergilediğine işaret ederek, bu durumun çifte sayım riski barındırdığını dile getirdi.

SKDM kapsamında hukuki yükümlülüğün Avrupa'daki müşterilerde olduğunu vurgulayan Yeşilova, "Türkiye'deki alüminyum üreticileri açısından bu süreç, teklif ve fiyatlandırma süreçlerinde ilave belirsizlik, SKDM maliyetinin önceden öngörülmesi gerekliliği ve ticari esnekliğin azalması gibi kritik sonuçlar doğurabilmektedir." diye konuştu.

Yeşilova, düşük karbonlu üretim düşüncesinin hurdanın da emisyon taşıyan unsur olarak SKDM sürecine dahil edilmesiyle netliğini kaybettiğini anlattı.

Çerçevenin genişletilmesi otomotivi etkileyecek

SKDM kapsamında elde edilecek gelirlerin bir kısmının Avrupa'da üretimini desteklemek maksadıyla fon olarak kullanılacağı bilgisini veren Yeşilova, şunları kaydetti:

"Bu durumun ülkemizdeki henüz kapsamda olmayan fakat 2028 yılında kapsama girecek özellikle otomotiv sanayisine yüksek etki yapması bekleniyor. Bu fonun kullanımı neticesinde AB tarafında söz konusu tesis Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde işlem görmeyip bir karbon yönetimi için harcamaya tabi olmayacak ve fon kullanabilecek. Diğer yandan Türkiye ya da diğer üçüncü ülkelerden kaynaklı ürünler SKDM çerçevesinde ödeme yükümlülüğüne sahip olacak."

KATEGORİDE ÖNE ÇIKANLAR