

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan-ı Şerif'te katılımcılarla birlikte olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
İkinci günü idrak edilen ramazanın katılımcılarla birlikte millete, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Erdoğan, "Sizlerin şahsında burada bulunamayan ancak bir yaşatma ve yeşertme gönüllüsü olarak, bir cemre olarak bu çatıyı yücelten ve yükselten genç kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Biliyorum ki sizler çevre duyarlılığı olan milyonları temsilen buradasınız. Biliyorum ki sizler söz konusu çevre olunca, afetle mücadele olunca, 'Kim var?' denildiğinde, sağına soluna bakmadan 'Ben varım.' diyen milyonlarca neferi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla gözlerinin ışıltısı, yüreğimi ısıtan, geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum." diye konuştu.
"Sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur"
Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle bugün Türkiye'nin 81 iline, yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandığı cemrelerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Sizin şu heyecanınızı paylaşmak, sizinle beraber olmak, sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur, mutlulukların en büyüğüdür. 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüşen Cemre Vakfına, mütevellisine, mensuplarına teşekkürlerimi iletiyor, bu güzel buluşmaya vesile olan vakfımızın fahri başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan'ı tebrik ediyorum. Rabb'im halis niyetinizi, çabalarınızı ve adımlarınızı bereketli kılsın. Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini aktararak, genç kardeşlerine bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil, aynı zamanda kurdun, kuşun, dağın, taşın, havanın, suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını gördüğünü dile getirdi.
"Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum"
Gençlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti, özü, hakka ve hakikate giden bir inceliği gördüğünü anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sizlere bakınca 'Benim sadık yarim kara topraktır.' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı haline getiren yüksek sorumluluk bilinci görüyorum. Sizlere bakınca hiçbir inkırazın, yabancılaşmanın, kültürel erozyonların milletimizin kalbinden ve gönlünden silemediği uyanış ve diriliş mayasını, bunu hayata geçirme iradesini görüyoruz. Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum. Her birinize coşkunuz, çevre hassasiyetiniz, afetler konusundaki farkındalığınız için teşekkür ediyorum."

Kendisini vatanı, ülkesi, milleti ve tüm insanlık için cemre olmaya adayan katılımcıları ve Cemre Vakfını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor." diye konuştu.
Hava, su ve toprağın, artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını aldığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikroplastikler, deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri haline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe, yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil, açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz."
Gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfının, farkında olmakla sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketi olduğunu dile getiren Erdoğan, "Cemre, ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı, harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil, kendini kainatla, kainatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimiz, özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik.' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız."
Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geldiklerini aktaran Erdoğan, "Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın, velhasıl tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz." şeklinde konuştu.
"Gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol.' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum"
Amerikan yerlilerine atfedilen "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak." sözünü hatırlatan Erdoğan, "Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hale geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda, agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kainattaki dengeyi idrak etme bilincidir. Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum. Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol.' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum."

Erdoğan, Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördükleri tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösterdiklerini kaydetti.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını anımsatan Erdoğan, "Hatırlayın, şu kavram fakire aittir. Çöp, çukur, çamur. Bunu biz hallettik. Kökü kokudan ötürü toprakla doldurulması tartışılan Haliç'i, tekrar Boğaz'ın incisi haline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u, ülkemizin en temiz şehirlerinden biri haline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yayarak, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, "Rüzgar ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladıklarını kaydeden Erdoğan, kalanların inşasının da hızla devam ettiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapıları herkese açıktır. Aynı şekilde bizim kapımız, ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız."

"Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü"
Türkiye'nin çevre konusunda, küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin önünde olduğunu söyleyen Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre projelerinin çatısını sıfır atık anlayışının oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz, aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz, daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya'da 200'e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum. İnşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz."
Erdoğan, "Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas'ta zeytin ağacı kıyımı yapanların yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin, kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hale getirmelerine fırsat vermeyeceğiz." dedi.
Yılın ilk cemresinin havaya düştüğü bu günlerde Türkiye'nin 'cemre'leriyle bir araya gelmekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Erdoğan, herkesin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'imden hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuşturmasını niyaz ediyorum. Cemre Vakfının faaliyetlerinin hayırlara vesile olmasını, çevre ve afetlere hazırlık konusunda başarılı çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum." diye konuştu.
Vakfın Mütevelli Heyeti Üyesi Engin Altan Düzyatan ve sunucu Pelin Çift'in sunumuyla gerçekleşen programda konuşan Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, ilk cemrenin havaya düştüğü 20 Şubat'ta gençliğin enerjisi ve ortak heyecanıyla bir arada olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Vakfın tanıtımında kendilerini yalnız bırakmadıkları için katılımcılara teşekkür eden Gökgöz, "Bugün burada gençlerimizin enerjisi ve gönüllülerimizin emeğiyle küçük adımların büyük bir hikayeye dönüşeceği bir yolculuğun başlangıcındayız. Bu hikaye doğaya ve insana atanmış bir sorumluluğu, geleceğe bırakılacak en temiz mirasın ve bir gençlik hareketinin hikayesidir." dedi.
Gökgöz, vakfın çalışmalarının, destek verenlerin fikirleri ve katkılarıyla her geçen gün daha da güçleneceğini ve anlam kazanacağını belirterek "'Bir cemre de sen ol' diyerek sizleri sadece bu seferberliğin bir parçası olmaya değil, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye davet ediyoruz. Her katılım, her fikir, her gönüllü adım değişimin ve sorumluluğun gerçek temsilcisi olacaktır. Sizleri üniversitenizde, mahallenizde, şehrinizde bu değişimin öncüsü olmaya çağırıyoruz." ifadelerini kullandı.
Kalkınma hamleleriyle doğayı korumanın birbirine zıt kavramlar değil, aksine birbirini besleyen iki ana unsur olduğuna inandıklarını kaydeden Gökgöz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan Yeşil Kalkınma Devrimi ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleri bizler için sadece bir iddia değil, büyük bir medeniyet vizyonudur. Biz bu vizyonu lafta bırakmıyor, dört ana unsurla cemre olarak sahaya iniyoruz." diye konuştu.
Gökgöz, mavi vatanın akciğerleri olan deniz çayırlarını korumak ve çoğaltmak amacıyla deniz ekosistemi için bir seferberlik başlattıklarını vurgulayarak, "Zira biliyoruz ki denizlerimiz ne kadar nefes alırsa geleceğimiz de o kadar ferah olacaktır. Uygulamasına başladığımız Dipte İz Projesi ile deniz çayırı popülasyonumuzun mevcudunu korumayı ve aynı zamanda yapacağımız ekim faaliyetleri ile deniz çayırı bakiyemizi artırmayı hedefliyoruz." dedi.
Cemre Arama Kurtarma Projesi kapsamında gönüllüleri bilinçlendirerek Türkiye'nin gerçeği olan afetlere karşı donanımlı, afete müdahale konusunda eğitimli ve her an göreve hazır ekipler oluşturduklarına dikkati çeken Gökgöz, şöyle devam etti:
"Arama kurtarma ekiplerimizin eğitiminde gösterdikleri işbirliği için AFAD Başkanlığımıza teşekkür ediyoruz. Ağaçlandırma anlayışımızda yepyeni bir sayfa açarak bu meseleyi bir yeşil vatan seferberliği olarak görüyoruz. Hangi fidanın hangi toprakla daha güçlü bağ kuracağını, hangi türün bölge ekosistemine en yüksek katkı sağlayacağını titizlikle analiz ediyoruz. Yeşil vatanımızı korumayı, sınırlarımızı korumak kadar kutsal bir vazife biliyor, diktiğimiz her kökle bu toprakların geleceğine daha güvenli ve daha yeşil bir istikbale mühürlüyoruz."
Gökgöz, tüm bu süreçleri enerji verimliliği ve azaltma hiyerarşisi ilkeleriyle taçlandırdıklarını belirterek enerjinin sadece tasarruflu değil, en akılcı şekilde kullanılmasına yönelik çalışmalarla kaynaklarını yarınlar adına koruma altına aldıklarını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hem mavi hem de yeşil vatanın en büyük savunucusu olduğu için teşekkür ettiğini söyleyen Gökgöz, "Sayın Cumhurbaşkanım, Cemre hareketi ve bugün itibariyle Cemre Vakfının ufku Türkiye Yüzyılı'nın vizyonuyla şekillendi. Ülkemize kazandırdığınız bu ufuk için şahsım, Cemre Vakfı ailesi ve ülkemizin yarınları adına şükranlarımı arz ediyorum." diye konuştu.
"En büyük güvencemiz ve aslında tüm sorularımızın yanıtı gençlerimiz"
Mandal, ikinci cemrenin suya düşmesine sorumluluk odaklı bakılması durumunda, farkındalığının sorumluluk ve eyleme dönüştüğünü, bunun da bilim ve teknolojiye karşılık geldiğini aktardı.
Bunun en iyi örneğinin Türkiye'nin savunma sanayisi olduğunu belirten Mandal, "Savunma sanayisindeki gelişmemiz sadece bir tersine mühendislik değil, aynı zamanda mevcutlarından çok daha iyi özelliklere sahip ürünler. Bu da ancak bilim ve teknolojiye verilen önem ve destek ile başarıldı." diye konuştu.
Mandal, savunma sanayisindeki başarının, iklim değişikliğine karşı direnç odaklı yenilikçi çözümlere dönüştürülmesi gerektiğini, bunun da ancak bilim ve teknolojiyle mümkün olduğunu dile getirdi.
Bilim ve teknolojinin sonuca dönüşmesinin "Kiminle?" ve "Nasıl?" sorularının cevaplanmasıyla mümkün olduğunu kaydeden Mandal, "Bu sorulara cevapla birlikte üçüncü cemrenin toprağa düşüşüne de umut odaklı bakarsak, bilim ve teknolojinin sonuca ve değere dönüşmesini ise ancak gerekli bilgi, beceri ve ahlaki değerlere sahip insan kaynağıyla gerçekleştirebiliriz. Bu durumun da Sayın Cumhurbaşkanım, sizlerin sürekli gündeme getirdiğiniz ve üzerinde hassasiyetle durduğunuz TEKNOFEST kuşağıyla mümkün olduğunun bilincindeyiz." sözlerini sarf etti.
Mandal, "En büyük güvencemiz ve aslında tüm sorularımızın yanıtı gençlerimiz. Çünkü gençlik birlikte üreten, birlikte sorumluluk alan, aldığı sorumluluğu bir imkan olarak gören ve bundan heyecan duyan bir iradeyi temsil ediyor. Çünkü biliyoruz ki aynı zamanda iyilik ve sorumluluk hissinin temsili hareketi olan cemre, en çok sorumluluktan heyecan duyan gençlerimizin yüreğine düştüğü zaman bahar başlıyor." ifadelerini kullandı.
"Amacımız gençleri çevreyle buluşturmak"
Cemre Vakfı Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan ise yaptığı konuşmada, cemrenin bir kelimeden önce bir his olduğunu, cemrenin soğuk bir zamanın ardından gelen ilk sıcaklıkla birlikte havanın, suyun ve toprağın nefes alması olduğunu ifade etti.
Karaaslan, şöyle konuştu:
"Bizim hikayemiz de tam olarak böyle başladı. 2021 yılında pandemi dünyaya her alanda çetin bir kış yaşatırken, sıcak ve samimi bir niyetle yola çıktık. Amacımız gençleri çevreyle buluşturmak, doğayla aralarındaki bağı kuvvetlendirmek ve iklim değişikliğiyle mücadeleye dair yürütülen çalışmaların sahada karşılık bulmasını sağlamaktı. O günlerde hiç kimse çok büyük bir hareketten söz etmiyordu ama içimize bir cemre düşmüştü. Zamanla bu sıcaklık yayıldı. Önce 1000 gence ulaşmayı hedefledik. Sıfır atık, iklim değişikliği, enerji politikaları, çevre ahlakı gibi başlıklarda onlarla bir araya geldik, eğitimler verdik. Sonra hayat bizi daha zor zamanlarla sınadı. Kastamonu Bozkurt'ta yaşanan sel felaketinde, Manavgat ve Marmaris'teki yangınlarda ve hepimizin yüreğinde çok derin bir acı olan 6 Şubat depremlerinde, çok değerli kardeşim, Eyüp Kadir İnan başkanımızın sürece katkısı ve yönlendirmesiyle on binlerce cemre sahadaydı."
Artık bunun yalnızca bir çevre hareketi olmadığını, cemrenin zor zamanda uzanan bir el, insanın insana omuz vermesi olduğunu kaydeden Karaaslan, "7 bölgeye 7 bin cemre" diyerek AFAD eğitimlerini başlattıklarını ve gençlerin kendilerine yalnızca duyarlı değil, sorumluluk almaya, yükü omuzlamaya, birlikte iyileştirmeye hazır olduklarını gösterdiklerini dile getirdi.
O an cemrenin büyüdüğünü fark ettiklerini ifade eden Karaaslan, "AK Parti çatısı altında başlayan, Gençlik Kolları Teşkilatımız ile büyüyen bu yapı, Sayın Cumhurbaşkanımızın ileri vizyonuyla bugün Türkiye'nin çevre ve afetler alanında en güçlü gençlik hareketi olma hedefiyle her kesimden gencin aynı amaç için bir araya geleceği bir sivil çağrıya dönüşüyor." dedi.
Karaaslan, konuşmasına şöyle devam etti:
"2025 yılının Temmuz ayında Cemre Vakfımızı kurduk. Bu bir unvan değişikliği değil sadece. Sahada filizlenen bir hareketin toplumun bütün kesimlerine ulaşma hedefiyle kök salmasıydı. Türkiye'nin çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki yükselen rolü, kararlı bir siyasi irade ve uzun vadeli bir vizyonla bugün daha büyük bir anlam kazanıyor. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanım, zatıalinizin çevreyi kalkınmanın karşısında değil, kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak ele alan yaklaşımı belirleyici ve bize çok güçlü bir çerçeve sunuyor. İklim değişikliği ile mücadeleden sürdürülebilir şehirlere, doğal kaynakların korunmasından çevre politikalarının devlet düzeyinde sahiplenilmesine kadar uzanan bu anlayış çevre meselesini ulusal bir sorumluluk alanına taşıyor. Bu iradeyi toplumsal zeminde güçlendiren en önemli unsur ise Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncelik ettiği çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarıdır. Özellikle sıfır atık, çevre bilincini günlük hayatın bir parçası haline getirirken, Türkiye'nin bu alandaki birikimini uluslararası ölçekte bir modele dönüştürmüştür. Bu iki güçlü destek şunu mümkün kılıyor: Türkiye çevreyi yalnızca koruyan değil, çözüm üreten, model sunan, ilham veren bir ülkedir. Cemre Vakfının yaklaşımı da tam olarak bu anlayışla örtüşmektedir."
Vakfın tanıtım filminin gösterildiği programda, 5 ilden gönüllülerin gönderdiği video mesajları paylaşıldı.
Sahne gösterisi yapan küçük bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kardelen çiçeği takdim etti.

Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Vakfın Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan, Mütevelli Heyeti Başkanı Hasan Mandal, Mütevelli Heyet Üyesi ve Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Osman Arslan, Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Mütevelli Heyeti Üyesi Engin Altan Düzyatan ve Mütevelli Heyeti Üyesi Oğuzhan Serinkaya'nın toplu fotoğraf çekimi ve hediye takdimiyle sona erdi.