İTÜ COP31 Bilim Platformu Çalıştayı'nda Türkiye'nin iklim vizyonu konuşuldu

13.03.2026
İstanbul

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, İstanbul Teknik Üniversitesinin (İTÜ) ev sahipliğinde düzenlenen İTÜ COP31 Bilim Platformu Çalıştayı’nda akademisyenler ve öğrencilerle bir araya geldi.


Doğaya Kulak Verin.
Ekolojik gündem, sürdürülebilirlik ve çevre mücadeleleri artık cebinizde.
Yeşilhat WhatsApp kanalını takip edin.


Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve vakfın Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonu ve himayelerinde çalışmalarını yürüten vakıf, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) sürecine yönelik temaslarını genişleterek sürdürüyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede bilimin yön verici rolü ve disiplinler arası işbirliğinin öneminin vurgulandığı İTÜ COP31 Bilim Platformu Çalıştayı, COP31 sürecine bilimsel katkı sunmayı hedefleyen önemli bir platform.

"Türkiye’nin iklim vizyonunu ele aldık"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ağırbaş, Türkiye’nin iklim vizyonunu bilimsel temeller üzerinde güçlendirmek için önemli adımlar attıklarını belirtti.

Ağırbaş, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu yolculuğunda ülkenin bilimsel gücünü merkeze alan adımlar atmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "İTÜ'nün ev sahipliğinde düzenlenen İTÜ COP31 Bilim Platformu Çalıştayı'nda kıymetli hocalarımız ve iklim elçisi gençlerimizle bir araya geldik. Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Hasan Mandal'la birlikte teknolojiden politikaya, finanstan dijital iklim bilimlerine kadar geniş bir yelpazede Türkiye’nin iklim vizyonunu ele aldık." ifadelerini kullandı.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal da iklim krizinin disiplinler arası birlikte üretme kültürüyle etki odaklı ve kalıcı çözümlere ulaşabileceğini dile getirdi.

COP31’i bilimin politika üretim süreçlerine doğrudan katkı sunabileceği güçlü bir zemin olarak gördüklerine, İTÜ COP31 Bilim Platformu’nun farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek bilimsel bilgiyi kalıcı politikalara ve sürdürülebilir çözümlere dönüştürmeyi hedeflediğine dikkati çeken Mandal, enerjiden kritik ham maddelere, dijital iklim bilimlerinden sürdürülebilir kalkınma politikalarına kadar geniş bir alanı kapsayan çalışmaların üniversitenin akademik birikimi ile iklim politikalarının geleceğini buluşturmayı amaçladığını vurguladı.

Prof. Dr. Mandal, şunları kaydetti:

"Bu güçlü birlikteliği kurumsal bir yapıyla taçlandıracak stratejik bir adım olarak Sıfır Atık Vakfıyla gerçekleştirdiğimiz işbirliği kapsamında üniversitemizde Sıfır Atık Enstitüsünü kuruyor, lisansüstü araştırmaların merkezinde yer alacak ve sürdürülebilir mimariyle tasarlanacak bu yapının, iklim ve sürdürülebilirlik alanında yeni araştırmacıların yetişmesine öncülük edeceğine inanıyoruz. Bu vesileyle aramızda bulunarak sürece destek veren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş’a, değerli katkılarından ötürü Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyemiz ve UNEP/MAP CC/RAC Direktörü Prof. Dr. Levent Kuzu’ya, çalıştayın gerçekleşmesine emek veren tüm akademisyenlerimize ve öğrencilerimize teşekkürlerimi sunuyorum."

Farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyen katıldı

Çalıştaya farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyen katkı sunarken Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da gerçekleştirilecek COP31 sürecinde bilimsel bilginin politika üretim mekanizmalarına doğrudan katkı sağlamasının önemi aktarıldı.

Bu sürecin aynı zamanda bilim temelli ve somut çıktılar üreten bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiği, İTÜ'nün COP31’e bilimsel gündem kurucu bir aktör olarak katkı sunmayı hedeflediği kaydedilen çalıştayda disiplinler arası ortak üretim modeliyle yapılandırılacak İTÜ COP31 Bilim Platformu’nun kuruluş süreci de başlatıldı.

Platformun, öğretim üyelerinin mevcut araştırma gündemleriyle uyumlu katkı modelleri çerçevesinde, İTÜ’nün güçlü bilimsel kapasitesini COP31 tematik başlıklarıyla eşleştirerek politika notları, teknik raporlar, karar destek çıktıları ve tematik çalışma grupları üretmesi amaçlanıyor.

Ayrıca hazırlanacak politika notu, makale ve akademik çalışmaların hakem süreçlerinin ardından uluslararası akademik yayınlarda değerlendirilmesi planlanıyor.

Enerji, şehircilik, finans, sağlık, yapay zeka, afet yönetimi, sosyal bilimler ve hukuk gibi farklı alanlardan akademisyenlerin katkısına açık olarak düzenlenen çalıştay, iklim değişikliğiyle mücadelede disiplinler arası işbirliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Programda öğrencilerin yürüttüğü sürdürülebilirlik ve iklim çalışmaları da ele alınırken gençlerin sürece aktif katılımının önemi anlatıldı.

"Sıfır atık" yaklaşımının akademik dünyaya taşınması hedefleniyor

Sıfır Atık Vakfı, Emine Erdoğan'ın vizyonu ve himayelerinde yürütülen "sıfır atık" yaklaşımını bilimsel verilerle güçlendirerek akademik dünyaya taşımayı hedefliyor.

Vakıf, üniversiteler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası paydaşlarla geliştirdiği işbirlikleri aracılığıyla gençlerin bilinçlendirilmesini ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasını amaçlayan çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu Ofisi de Antalya’da gerçekleştirilecek zirveye bilim dünyası başta olmak üzere devlet dışı aktörlerin geniş katılımını sağlamak üzere çalışmalarına devam ediyor.

Doğayla uyumlu yaşam kültürünü yaygınlaştırmayı yalnızca çevresel sorumluluk değil aynı zamanda insanlığın ortak geleceğine yönelik ahlaki bir görev olarak gören Sıfır Atık Vakfı, kaynakların korunmasını, üretim ve tüketim alışkanlıklarının dönüşmesini ve sürdürülebilir gelecek için toplumsal bilincin güçlenmesini esas alıyor.

Bu yaklaşımın yalnızca atık yönetimine ilişkin bir model değil doğayı merkeze alan yeni kalkınma anlayışının temelini oluşturması hedefleniyor.

Türkiye’nin ev sahipliğindeki COP31’e giden süreçte bilim dünyasından gençlere, kamu kurumlarından sivil topluma kadar tüm paydaşların ortak iradesiyle şekillenecek bu dönüşüm, daha adil, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya hedefinin en güçlü teminatı olarak görülüyor.

KATEGORİDE ÖNE ÇIKANLAR