Gazze için önerilen uluslararası geçiş yönetimi hükümetinin liderliğini üstlenebileceği iddialarıyla yeniden gündeme gelen Tony Blair ismi Filistinliler tarafından tepkiyle karşılandı. Blair'in neden Gazze'yi yöneten isimlerden biri olmak istediği merak ediliyor.
Kuzey İrlanda’daki 30 yıldan fazla süren mezhepsel savaşta arabulucu rol üstlenerek, 10 Nisan 1998’de Hayırlı Cuma Anlaşması ile savaşın sona ermesini sağlayan Blair, halk arasında popüler hale geldi.
Blair, İngiltere’nin yeniden dünya sahnesinde “önemli” kararlar almak için ABD ile dirsek temasına girmesinde kilit bir rol oynadı. İngilizlerin pragmatik bir lider olarak tanımladığı Blair, iç politikada sağlık ve eğitim gibi alanlarda önemli reformlara imza atarken, uluslararası alandaki kararları — özellikle Irak işgali — kendisi için yolun sonunu getirdi.
2003’te ABD ile birlikte başlatılan Irak işgalinde savaş gerekçesi olarak gösterilen kitle imha silahları iddiaları, istihbarat raporlarının hatalı veya abartılı olmasından dolayı eleştirildi.
Blair, ABD’nin kesin desteğini aldığı için geri durmadığı bu savaşta birçok insan hakları ihlalini görmezden geldi.
2016’da yayımlanan Chilcot Raporu’nda Blair hükümeti; barışçıl yolların tükenmemesi, istihbaratın sorgulanmadan kabul edilmesi ve savaştan sonra Irak’ın istikrarını sağlayacak hazırlıkların yetersiz olması nedeniyle Irak işgalinden sorumlu tutuldu.
Blair, bu raporda yazılanları kabul etti, hatalar için üzüntü duyduğunu ifade etti; ancak işgalin yanlış olduğunu söylemeyi reddetti. Blair’in baş sorumlularından olduğu Irak savaşı sonrası gelişen iç karışıklıklar, mezhep çatışmaları, yabancı müdahaleler ve terör örgütü DEAŞ’ın yükselişi gibi sonuçlar, Blair’in bölge politikalarındaki uzun vadeli etkilerinin ağır bedelleri olarak hala devam ediyor.
Blair, 2006 ve 2007 yıllarında onur madalyası ve ömür boyu soyluluk unvanı verilmesi karşılığında para aldığı gerekçesiyle başbakan olarak üç kez sorgulandı.
2007’de başbakanlıktan ayrıldıktan sonra iş insanı ve danışman kimliğiyle öne çıkan Blair, Ortadoğu’da pek çok ticari ilişkiye girdi.
Blair, Tony Blair Institute for Global Change ve Tony Blair Associates kuruluşları aracılığıyla Orta Doğu’da ciddi miktarda para kazanıyor.
2010’da danışmanlık şirketi üzerinden Suudi Arabistan’a ait PetroSaudi için Çin’deki politik ve endüstriyel liderlerle bağlantı kurması karşılığında milyonlarca dolar alan Blair, ayrıca Batı Şeria’da Wataniya Mobile Filistin Telekomünikasyon Şirketi’ni kurmak için Katarlı Ooredoo şirketi adına Filistinli yöneticilerle mevkisini kullanarak arabuluculuk yaptı.
Tony Blair Institute for Global Change üzerinden irtibat kurduğu Oracle şirketinin İngiliz dijital kimlik sistemi ihalesini alması için Londra’ya baskı yaptığı ve ihaleye fesat karıştırdığı iddiası hala gündemde.
Blair, başbakanlıktan sonra Ortadoğu Dörtlüsü’nün (ABD, AB, BM, Rusya) özel temsilcisi olarak Filistin-İsrail barış sürecinde görev aldı. Aktif olarak bu görevde olmasa da Blair hâlâ bölgede karar vericileri etkileyen bir konumda bulunuyor.
I. Dünya Savaşı sonrası Filistin’in İngiltere mandası olması ve Irak’ta milyonlarca insanın hayatının altüst olması nedeniyle Filistinliler de “yeniden manda valisi istemiyoruz” diyerek Blair’i topraklarında görmek istemiyor.