

1980’lerin ortasında Etiyopya’daki iç savaş ve kıtlık nedeniyle İsrail tarafından gerçekleştirilen gizli operasyonlarla ülkeye getirilen Falaşalar, İsrail toplumunun “beyaz üstünlükçü” yaklaşımıyla ikinci sınıf insan muamalesi görüyor.
İsrail hükümeti, 1984’te “Musa Operasyonu” ve 1991’de “Süleyman Operasyonu” ile yaklaşık 14 bin Falaşa’yı Tel Aviv’e getirdi. Fakat, İbranice bilmeyen ve modern kent yaşamına alışık olmayan bu topluluk, ekonomik ve sosyal entegrasyon noktasında ciddi engellerle karşı karşıya kaldı. Bugün hala eğitim, istihdam ve barınma gibi temel konularda dezavantajlı bir grup olarak görülüyorlar.
🗓️Dün Bugün / Filistinlilere etnik temizlik uygulamaktan çekinmeyen İsrail, sadece Yahudi olmayanlara değil Yahudileri de kendi için sınıflandırıyor
— Ayrımcılık Hattı (@AyrimcilikHatti) February 12, 2025
Ucuz işgücü olarak kullanılan ve sosyal hayatta dışlanan siyahi Yahudilerin (Falaşaların) dünü ve bugünü ⤵️… pic.twitter.com/T7jwGfNDZB
“İkinci Sınıf Vatandaş” Olmak
İsrail toplumunda, tarihsel ve kültürel farklılıklar nedeniyle belirgin bir sosyal hiyerarşi mevcut. Aşkenaz Yahudileri, toplumun en ayrıcalıklı kesimi olarak kabul edilirken, Falaşalar en fazla ayrımcılığa uğrayan topluluklar arasında yer alıyor. Hatta, Falaşaların Yahudilikleri bile tartışmalı kabul ediliyor. İsrail’e kabul edildiklerinde, birçok dini ritüeli yeniden yerine getirmek zorunda bırakıldılar.
1996 yılında, Yahudi hahamlarının Falaşaların bağışladığı kanları “temiz olmadığı” gerekçesiyle imha ettikleri ortaya çıktığında, büyük bir skandal patlak verdi. Ayrıca, Falaşalar evlilik ve dini liderlik gibi konularda da ayrımcılığa uğruyor. Birçok Falaşa, diğer Yahudilerle evlenmek istediğinde sosyal baskılara maruz kalıyor ve hatta hahamlarının Rabbi olmasına dahi engel olunuyor.
İsrail toplumunun büyük bir kesimi, Falaşalarla evlenmeyi “uygunsuz” olarak görüyor ve bu da kültürel ayrımcılığı derinleştiriyor.
Fakir mahallelerden Orduya: Falaşaların sosyal statüsü
Falaşalar, genellikle fakir mahallelere yerleştirildi ve düşük gelirli işlerde çalışmak zorunda kaldılar. Üniversiteye giriş oranları, diğer Yahudi gruplara kıyasla oldukça düşük seviyelerde kaldı. Ayrıca, polis şiddetine uğradıkları birçok olay yaşandı. 2019 yılında, Etiyopya kökenli genç Solomon Tekah’ın bir polis tarafından öldürülmesi, ülke genelinde büyük çaplı protestolara yol açtı.
Bugün, İsrail’deki Falaşa nüfusu 120 bini aşmış durumda. Nüfusun üçte biri İsrail doğumlu ve genç Falaşalar, özellikle ordu ve güvenlik teşkilatlarında önemli bir insan kaynağı olarak görülüyor. Ancak, İsrail ordusunda üst düzey pozisyonlar genellikle Aşkenaz Yahudiler tarafından doldurulurken, Falaşalar çoğunlukla daha riskli ve stresli görevlerde yoğunlaşıyor.
Ekonomik zorluklar ve ayrımcı politikalar
Falaşalar, tarım ve ağır sanayi gibi sektörlerde genellikle ucuz iş gücü olarak kullanılıyor ve İsrail’de yaşayan diğer vatandaşlardan ortalama %40 daha az kazanıyorlar. Eğitim ve istihdam konularında karşılaştıkları engeller, sosyal hayatta daha eşit bir konumda olmalarını zorlaştırıyor.
Sonuç olarak, Falaşalar, tüm bu zorluklara rağmen, kültürlerini yaşatmaya ve hak ettikleri eşitliği kazanmaya çalışıyor. Ancak, İsrail toplumunda hâlâ var olan fiili kast sistemi ve ayrımcı yaklaşımlar, bu sürecin önünde önemli engeller teşkil ediyor.