

Daha fazlası için Instagram’dan takip edin
Eşcinsel aktivizmle mücadele eden Doludizgin Derneği Başkanı Oğuzhan Kabakcı, dijital platformlardaki LGBTQ+ propagandasından çocuk veya gençlerin olumsuz etkilendiğine dikkati çekti.
Kabakcı, AA muhabirine, dijital platformlardaki eşcinsellik propagandasının aile üzerindeki etkilerini, sağlık-ilaç endüstrisinin elde ettiği maddi çıkarları ve bu aktivizmin pedofiliyi nasıl meşrulaştırdığını anlattı.
Netflix gibi dijital platformların çocuklara yönelik içeriklerine bir şekilde eşcinsel ve trans karakterler yerleştirdiğine dikkat çeken Kabakcı, 2021 senesinde Büyük Aile Platformu tarafından yapılan araştırmaya göre Netflix'in Türkiye'ye özel 93 yapımında 300 tane eşcinsel karakter bulunduğunu anımsattı.
İnsanların dijital mecralarda görerek eşcinselliği özenip özenmeyeceği konusunda değerlendirmelerde bulunan Kabakcı, insanların gördüklerinden etkilenmeselerdi reklamcılık diye bir sektörün hiç olmayacağını ancak etkilendikleri için bu sektöre milyarlarca dolar harcandığını söyledi.
Kabakcı, Netflix’te yayınlanan Fransız yapımı “Minnoşlar” (Cuties) dizisinin13 yaşındaki kızların dans macerasını anlatan +18 bir dizi içeriği olduğunu belirterek, 13 yaşındaki kızların erotik hallerinin 18 yaş üzerindeki insanlara sunulduğuna dikkat çekti.
Eşcinselliğin normalleştirilmesi için sunulan "genetik, doğuştan ve tedavisi yok" gibi aslında gerçek olmayan iddiaların pedofili için de kullanılmaya başladığının altını çizen Kabakcı, bu sürecin pedofili ve zoofili gibi sapıklıkların normalleştirilmesine gittiği konusunda uyarıda bulundu.
Kabakcı, Türkiye'de eşcinsel aktivizme yapılan yatırımın nihayetinde pedofiliyi Batılı ülkelerde olduğu gibi normalleştirmek için yapılan bir yatırım olarak görmek gerektiğini ve insanların özellikle de çocukların izledikleri içeriklerden etkilendiğini söyledi.
İlaç ve sağlık endüstrisi eşcinselliğin yaygınlaştırılmasından büyük kar elde ediyor
Kabakcı, yetişkin insanların bile izlediği dizilerden etkilendiğini ve bunu davranışa dönüştürdüğü çocuklarınsa bunlardan etkilenmeye doğal olarak yetişkinlerden daha açık olduğunu belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Bugün fenomen, Youtuber veya influencer adı altında çok büyük paralara kavuşmuş, çok geniş bir şöhrete kavuşmuş, ünlülerle network kurmuş transları çocuklar veya gençler gördüğü zaman 'Böyle bir hayat bize zenginlik getirir, bir network getirir.' diye düşünüyor. Bunu da gene abartı bulanlara yetişkinlerden bir örnek vermek istiyorum. Türkiye'de normal şartlarda bir kadın pavyon dansı yapması istenildiğinde bunu hakaret sayardı. Bir diziyle bu dans popüler olduktan sonra kadınlar pavyon dansı kursuna gitmeye başladılar."
Eşcinselliğin büyük şirketler ve dijital platformlarda büyük fonlar ayrılarak propagandasının yapılmasının sebeplerinden bahseden Kabakcı, bu propagandayı yapan elitlerin dünyadaki insan nüfusunu üremeyi doğal olarak bitirerek azaltmayı hedeflediğini söyledi.
Kabakcı, eşcinsellik propagandasının yaygın sebepleri arasında ilaç-sağlık endüstrisinin eşcinselliğin artmasından elde ettiği büyük karın bulunduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Amerika'da Z kuşağı içerisinde ben eşcinselim diyerek kendini tanımlayanların oranının yüzde 25'e geldiğini söylüyor bugün araştırmalar. ABD’de bir AIDS hastası, HIV hastası ömrü boyunca ilaçları için sigortadan 300 bin dolardan fazla para harcıyor. Bunun ameliyatları var, bunun hormonları var. Bir sektörden bahsediyoruz. Türkiye'de de büyüyen bir sektör bu. Yani bu propagandanın arkasında para kazanma hırsı da var."
Avrupa'nın belli yerlerinde ABD'nin liberal eyaletlerinde pedofili veya zoofili için de aynı argümanlarla meşruiyet talep edildiğini anımsatan Kabakcı, bunun bir komplo teorisi olmadığını ve Kanada devletinin resmi web sitesinde 12 yaşında bir çocuğun 14 yaşındakiyle, 14 yaşındaki bir çocuğun ise 19 yaşındaki bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesinin yasallaştırıldığının görülebileceğinden bahsetti.
"Eşcinsel aktivizm ahlaka aykırı değilse ne ahlaka aykırı?"
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein olaylarının magazinel olarak ele alındığına ancak bu olayın bir kaç kişi ile sınırlı olmadığını belirten Kabakcı, ABD gibi güçlü bir ülkede siyasi ve iktisadi bağlarını kullanarak bir milyarderin dünyadaki çok önemli devlet adamlarıyla, siyasetçilerle, prenslerle, soylularla, aktörlerle bu işi organize ettiğini, yani dünya elitlerinin çoktan pedofiliyi kabul ettiğini söyledi.
Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin (Lanzarote Sözleşmesi) çocukların şahsi porno arşivine sahip olmasının yanı sıra kendisinin yer aldığı pornografik içeriklerden de arşiv yapma hakkı tanıdığını bildiren Kabakcı, bu sözleşmenin pedofilinin legalleştiği bir zemin olduğunu belirtti.
Gökkuşağı Faşizmi, LGBT örgütünün hakikatini ortaya çıkardı
Kabakcı, TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii’de yayınlanan ve son yıllarda küresel ölçekte etkisini artıran LGBTQ+ lobilerinin amaçlarını, işleyişini ve etki alanını ele alan ve 6 bölümden oluşan “Gökkuşağı Faşizmi” belgeseline ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Belgeselin bilimsel bakış açısıyla LGBTQ+’a dair ana akım anlatılara alternatif eleştirel bir perspektif sunmasının yanı sıra LGBT örgütünün hakikatini ortaya çıkardığını belirten Kabakcı, LGBT örgütünün sesinin bastırıldığını iddia ederken aslında kendileri aleyhindeki herhangi bir söze izin vermediğinin görüldüğünü söyledi.
Kabakcı, kamuoyunda cinsiyet değiştirme ameliyatı olarak bilinen ameliyatların aslında cinsiyeti iptal eden ameliyatlar olduğunu bilimsel şekilde ortaya koyması nedeniyle belgeselin önemli bir boşluğu doldurduğuna dikkati çekerek, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Eşcinsellik ve eşcinsel aktivizm ile alakalı bilgi üretiyoruz. Ama bunu halka ulaştırmada noksanlarımız var. Çünkü elimizde sosyal medya yok. Platformlar bizde değil. Konvansiyonel medyayı çok aktif kullanamıyoruz. Özellikle gençlere eşcinsellik ile alakalı tıbbi bilgiyi, psikolojik bilgiyi, sosyolojik bilgiyi ulaştıramıyorduk. Bu belgesellerin umarım sayısı artar.”